nin borcundan dolayı bu paraya haciz konulamayacağı gerekçesiyle haczin kaldırılmasını talep ettikleri, mahkemece ,nakit teminat pararsı olarak yatırılan miktarın serbest kaldığı takdirde haczinin her zaman mümkün olduğu, haczin hukuki sonuçlarını teminatın serbest kaldığı gün itibariyle doğuracağından şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, şikayetçiler hakkında .... 7. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4654 esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçluların malvarlığına haciz konulduğu bunun üzerine icra mahkemesine başvurarak aşkın haciz şikayetinde bulundukları, .... 2. İcra Mahkemesi 2013/416 esas sayılı dosyada % 10 teminat karşılığında tedbir kararı verildiği ve bu karar gereğince şikayetçilerden .... ....Ltd Şti ile ... vekili tarafından 01.11.2013 tarihinde 14.131,00 TL teminat yatırıldığı anlaşılmıştır....
"İçtihat Metni"İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Uyuşmazlık, aşkın haciz takibine ilişkin olup, icra Mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan Mahkeme kararları kesindir. Yargıtay'ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 388/4....
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: “dava konusu 08.....2012 günlü haciz sırasında borçlunun hazır bulunduğu ve gelinen iş yerinin kendisine ait depo olduğunu belirterek hacze muvafakat gösterdiği, bu sırada gelen üçüncü kişinin vergi levhası, faturalar ve kira sözleşmesi sunarak istihkak iddia ettiği, haczin İİK’nin 96. maddesi gereğince yapılmış sayılmasına karar verildiği, üçüncü kişinin bu duruma yönelik yasal süresi içinde şikayet başvurusunda bulunarak aynı Kanun’un 99. maddesinin uygulanmasını istediği, ancak haczin borçlunun huzurunda yapılması karşısında İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin . borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu nedenle haczin 96. madde uyarınca yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, somut olayda aşkın haciz yapılmadığı, kıymet takdirine yönelik üçüncü kişinin şikayet başvurusunda bulunamayacağı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir. ....6100...
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında 01/10/2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilinin sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar sözleşmeye istinaden ödemesi gereken 75.900-Euro'nun toplam 63.250-Euro kadarını sözleşmeye uygun olarak taksitler halinde zamanında ödediğini, sözleşme kapsamındaki kampanyadan 748 kişinin çoğunun kendilerine çıkarılan vergi ve harç adı altında fahiş ücret talepleri nedeniyle kampanyadan faydanalanamadığını, 6 ayı aşkın bir süre içerisinde sadece 27 kodun biletlemesi yapıldığını, sözleşmenin fesih tarihine kadar müvekkili şirketin ödediği 62.250-Euro'ya karşılık davacı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle sadece 27 kod için biletleme yapıldığını ve böylece davacının söz konusu bu gizli ayıplı hizmeti nedeniyle sözleşmenin kurulması aşamasında vermeyi taahhüt ettiği hizmet ile sözleşmenin ifası sırasında verdiği hizmetin birbirinden tamamen farklı olduğunun görüldüğünü, müvekilinin daha fazla maduriyet yaşamamak için davacı...
-TL olarak tespit edildiğini, ekspertiz işlemini müteakip ipotek tesis edilerek, dava dışı kredi müşterisine 1.500.000-TL kredi kullandırıldığını ve söz konusu tutarın firma hesaplarına 14.03.2014 tarihinde aktarıldığını, kredinin kullandırılmasından sonra ipotekli gayrimenkullerin değerinin çok yüksek tespit edildiği yönündeki şikayet üzerine gerçek değerinin tespiti amacıyla 3 ayrı ... lisanslı ekspertiz şirketine ekspertiz yaptırıldığını, bu ekspertizlerde 7 gayrimenkulün toplam değerinin 575.000.- TL, 665.000-TL ve 620.000.-TL olarak tespit edildiğini, borçlu firma tarafından borcun ödenmemesi üzerine krediye muacceliyet verilerek, 09/02/2016 tarihinde borçlu ve ipotek borçluları aleyhine .... sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla .... sayılı dosyası üzerinden 29.01.2016 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipler başlatıldığını, takip sürecinde .... sayılı dosyası üzerinden gönderilen talimat üzerine ......
Taşınmazın aynına ilişkin bu şikayet süresiz olarak incelenip karara bağlanmalıdır.Mahkemece şikayetin esasının incelenmesi gerekirken, süreden ret kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekirken, ihtilafın aşkın haciz şikayetine ilişkin olduğu İİK'nun 363. maddesine göre temyizi kabil kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddi kararı verildiği görülmekle, borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ: Borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz'in 12.02.2015 gün, 2015/... Esas 2015/... Karar sayılı temyiz dilekçesinin reddine dair .//.. ilamının kaldırılmasına, Mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca borçlu yönünden BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4....
- K A R A R - Şikayet eden vekili 11.08.2000 tarihinde yapılan ilamsız icra takibine istinaden açılan tasarrufun iptali davasında 23.08.2000 tarihinde kooperatif hissesi hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, söz konusu hissenin ferdileşmesinden sonra tapu kaydına 22.03.2004 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu belirterek şikayet edilen 05.02.2003 tarihli kesin hacze garameten iştirak ettirilmesini talep etmiştir. Şikayet edilen vekili, takip tarihinin ve kesin haciz tarihinin şikayet edeninkinden önce olması nedeniyle şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece şikayet edenin 23.08.2000 tarihinde koydurduğu ihtiyati haciz (tedbir) kesinleşmeden şikayet edenin kesin haciz koydurması nedeniyle satış bedelinin her iki taraf arasında garameten paylaştırılmasına karar verilmiştir. Şikayet edilen vekili kararı temyiz etmiştir....
Bu durumda, aşkın haciz ve kıymet takdiri yapılması talebinin kabulüne yönelik şikayet konusu işleme yönelik mahkemece verilen ret kararının temyizi kabil olmadığı anlaşılmakla beraber; alacağın temliki işleminin geçersizliği, borçlunun 3. kişi şirketteki hisselerinin haczine ilişkin işlemin yasaya uygun yapılmadığı, hisse haczi hakkında şirket kayyımına yapılan tebligatın gereği gibi yapılmadığı hakkındaki borçlu şikayetleri yönünden mahkemece verilen ret kararının miktar ve niteliği dikkate alındığında İİK.nun 363. maddesi uyarınca temyizi kabil olduğu anlaşıldığından, Dairemizin 14/12/2015 tarih, 2015/21025 – 2015/31553 sayılı temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararının, temlik işleminin geçersizliği, borçlunun 3. kişi şirketteki hisselerinin haczine ilişkin işlemin yasaya uygun yapılmadığı, hisse haczi hakkında şirket kayyımına yapılan tebligatın gereği gibi yapılmadığına ilişkin şikayetleri yönünden ve kısmen kaldırılmasına oybirliği ile karar verildi....
Aynı maddenin son fıkrası uyarınca ise. icra memurunun haciz koyarken alacaklı ve borçlunun menfaatlerini gözetmesi gerekir. Yargıtay'dan tehiri icra kararı alabilmek üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm ferileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi ÎİK.nun 85/son maddesiyle de bağdaşmayacaktır. ..//.. Şu hale göre; borçlu tarafından, dosya borcunun tamamı (asıl alacak ve fer’ileri) için icra dairesine banka teminat mektubu sunulmuş olmakla, Mahkemece, aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Bu dava ile birleştirilen şikayet davasında ise davacı 3.kişi vekili, hatalı kıymet takdiri ve aşkın haciz işlemi yapıldığını ileri sürerek hatalı yapılan kıymet takdiri işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, müvekkilinin borçluya kefil olması için borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edildiğini, haciz adresinde faaliyet gösterdiği ileri sürülen davacı şirketin borcun doğumundan sonra borçlunun oğlu tarafından kurulduğunu, aralarında muvazaalı işlemler bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece haczin ödeme emri tebliğ edilen ve mahkeme ilamında borçluya ait olduğu belirtilen adreste yapıldığı, davacı şirketin borcun doğumundan sonra kurulduğu, davacı şirket kurucusunun borçlunun oğlu olduğu, aralarında alacaklıdan mal kaçırma amaçlı muvazaalı işlemler bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi yetkilisince temyiz edilmiştir....


