Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle kamu malı niteliği ile açılan davalarda bu hükmün uygulama olanağının bulunmadığı, Orman Yönetimince açılan davada mera olarak sınırlandırılan parselin orman savına dayalı olarak tapuya tesciline ilişkin talep, kamu malı niteliğinde bulunduğundan bir süreye tabi olmaksızın yönetimce her zaman açılabilecek ve 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmayacaktır....
Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, 10 yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.” Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile dava açmış olup tahdidin yapılıp ilan edildiği tarihten itibaren 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde yazılı 6 aylık ve 10 yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açması gerekirken, hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra 05.03.2007 tarihinde tapu iptali tescil davası olarak eldeki davayı açtığı ve davacının 6 aylık ve 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, farklı bir gerekçeyle reddi doğru değilse de, redde ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, usul ve yasaya uygun olan hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/son. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14.11.2011 günü oybirliğiyle karar verildi....
Davacıların dayanağı olan 211 ve 212 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının 1959 yılında yapılan tapulama sonucu oluştuğu ve tarla olarak davacılar adlarına kayıtlı olduğu, davacıların bu tapu kayıtlarına dayalı olarak 30.09.2002 tarihinde ilan edilip 30.09.2003 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunun iptali istemi ile 10 yıllık yasal süre içinde eldeki davayı açtıkları, davacıların 6831 Sayılı Yasada değişiklik yapan ve 28.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 3373 Sayılı Yasaya dayalı olarak hak iddia ettikleri anlaşılmaktadır....
Bu iki davadan ayrı olarak yine Orman Yönetimi, ... mirasçıları ve arkadaşlarına husumet yönelterek 21 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalan yerlerden olduğu iddiasıyla tapu kaydının iptalini istediği, asliye hukuk mahkemesinin 27/11/2010 gün ve 1999/681 E. 2000/564 K. sayılı ilâmıyla davalıların 10 2016/9646 - 2018/6096 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosunun iptalini mahkemeden isteyebilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/11/2011 gün ve 2001/8817 E. 2001/8177 K. sayılı ilâmıyla mahkemenin ret gerekçesi doğru değil ise de kadastro mahkemesi sıfatıyla verilen ......
Asliye Hukuk Hâkimliğince, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın Sapanca Kadastro Mahkemesinin 2010/32 - 2011/58 sayılı dosyadaki dava konusu edilen yerle aynı yer olduğu, halen kesinleşen orman sınırları içerisinde bulunduğu, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 28.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi....
bendinde “2613 sayılı Kadastro Kanunu ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için on yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahiplerinin dava açabilecekleri” belirtilmiş, böylece 2613 sayılı Kadastro Kanununda on yıllık hak düşürücü süre öngörülmediği için 3402 sayılı Kanunun 4/3 maddesi 09.10.1987 tarihinden itibaren bir yıl içersinde 2613 sayılı Kanuna göre kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş taşınmazlar hakkında da “dava açabilme hakkını” tanımıştır. Temyize konu bu dava, sözü edilen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26/02/2013 günü açılmıştır....
Hukuk Dairesinin 16/03/2006 gün ve 2005/15178 - 2006/3379 sayılı bozma kararında özetle; "6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 11/1. maddesine göre orman tahdidine ilişkin altı aylık süre içinde kadastro mahkemesinde dava açılabileceği, dava açılmadığı takdirde orman kadastrosunun kesinleşeceği bu sürenin hak düşürücü süre olduğu belirtildikten sonra aynı maddede tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin on yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açma haklarının olduğu da belirtilmiş ve sadece somut olayda altı aylık askı ilan süresi içinde dava açılmadığından, davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olmadığı, görev konusu kamu düzene ilişkin olup, tapuda kayıtlı taşınmazlar için on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davalarında zilyetliğe dayalı olarak davacı adına oluşturulan tapu kaydına değer verilip verilemeyeceğinin görevli mahkemede değerlendirilmesi gerekeceği düşünülerek, görevsizliğe karar verilmesi" gereğine...
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın 6831 sayılı Kanunun 11/1. hükmüne göre açılan orman kadastrosunun iptali davası olup, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde iseyebilecekleri, zilyetliğe dayanarak kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Yörede 1998 yılında başlanarak 21/03/2005 tarihinde askı ilânına çıkartılan 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman kadastro ve 2/B madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır. Arazi kadastrosu ise 10/04/2012 ilâ 10/05/2012 tarihleri arasında askı ilânına çıkartılarak 11.05.2012 tarihinde kesinleşmiştir....
Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 Sayılı Yasa ile değil 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde düzenlenmiştir.Bu madde hükmüne göre kesinleşen orman kadastrosunun iptali ancak tapulu taşınmazlar yönünden tapu sahiplerince 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir. Vergi kaydı, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez. Davacı gerçek kişi tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle orman kadastrosunun iptalini isteyemez(H.G.K 8.6.2005 tarih 2005/20-327-377 sayılı kararı). Ayrıca davacı adına tezciline karar verilen B2= 2078.44 m2 lik taşınmazın; dört tarafı 144 ada 7 nolu orman parseli ile çevrili orman içi açıklık niteliğindedir ve çekişmeli taşınmaz tüm çevresi eylemli orman alanları ile çevrili ve bu alanlar ile bütünlük arz eden orman içi açıklığı niteliğinde olduğundan davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir....
Tesbit işlemi hangi kanuna göre yapılıp kesinleşmişse iptalinde de aynı kanun hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine göre, davacının 30 günlük askı ilân süresinin bitiminden sonra başlayan 10 yıllık hak düşürücü süre içinde gerek tapulu ve gerekse tapusuz taşınmazlar yönünden ayrım yapılmaksızın dava açabileceğinde kuşku yoktur. Nitekim Anayasa Mahkemesi de 22.052013 gün 2012/108 E. - 2013/64 K. sayılı ilâm ile 31.08.1956 günlü ve 6831 sayılı Orman Kanununun, 5/11/2003 tarihli ve 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasındaki “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerini Anayasanın 13, 35 ve 36. maddelerine aykırı görerek iptallerine karar vermiştir....


