Ne var ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/01/2006 tarih, 2006/20-619 Esas, 2006/665 Karar sayılı kararı ile “3402 Sayılı Kadastro Kanununda ve diğer kanunlarda 3402 Sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur biçimde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilanına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınması doğru değildir. “ hükmü getirilmiş bulunmaktadır....
Bu işleme karşı ilgilileri tarafından 6 aylık süre içerisinde Kadastro Mahkemesine dava açılması gerekirdi. Hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı için taşınmazın özel orman sınırları içerisinde kalma işlemi kesinleşmiştir. Bu işleme karşı özel orman sahiplerinin 10 yıllık süre içerisinde genel mahkemelerde dava açma hakkı bulunmamaktadır. Dava konus taşınmaza ilişkin özel orman kadastrosu 1744 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılmış ve 11.11.1986 tarihinde kesinleşmiştir. 3302 ve 3373 Sayılı Yasanın 2/B maddesine ilişkin uygulamaya karşı açılan dava 11.11.1986 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunun iptalini de gerektirmektedir. Halbuki; bu işleme karşı açılacak davada hak düşürücü süre çoktan geçmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 01.02.2011 tarihli dilekçesiyle tapuda müvekkili adına kayıtlı ... Köyü 651 parsel sayılı taşınmazın orman ile ilgisi olmadığı halde, davalı Orman Yönetimi tarafından 2000 yılında yapılıp 27.04.2001 ilâ 27.10.2001 tarihlerinde ilân edilen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığını, bu işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazla ilgili orman tahdidinin iptaliyle orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapuda tapu kaydına dayalı, 10 yıllık süre içinde açılan orman tahdidinin iptali niteliğindedir....
Tesbit işlemi hangi kanuna göre yapılıp kesinleşmişse iptalinde de aynı kanun hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine göre, davacının 30 günlük askı ilân süresinin bitiminden sonra başlayan 10 yıllık hak düşürücü süre içinde gerek tapulu ve gerekse tapusuz taşınmazlar yönünden ayrım yapılmaksızın dava açabileceğinde kuşku yoktur. Nitekim Anayasa Mahkemesi de 22.052013 gün 2012/108 E. - 2013/64 K. sayılı ilâm ile 31.08.1956 günlü ve 6831 sayılı Orman Kanununun, 5/11/2003 tarihli ve 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasındaki “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerini Anayasanın 13, 35 ve 36. maddelerine aykırı görerek iptallerine karar vermiştir....
Bu nedenle, ilanın 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde yapılması, bu yasa ile tapulu taşınmazlar yönünden getirilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna dava açma olanağı sağlamaz. 3373 Sayılı Yasada daha önceki yasalar döneminde yapılıp sonuçlandırılan, ancak ilanı bu yasa döneminde yapılan işlemlere ... yasanın getirdiği hükümlerin uygulanacağı konusunda da her hangi bir hüküm bulunmamaktadır....
Dava tapu kaydına dayanılarak açılan orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşmüş olduğundan ve 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince tapulu gayri menkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları bulunduğundan ve orman kadastrosunun kesinleştiği 18.11.1994 tarihi ile dava tarihi olan 13.05.2008 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından ve mahkemece hak düşürüçü sürenin geçtiği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş bulunduğundan davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01/06/2009 gününde oybirliği ile karar verildi....
nın çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydına göre hak sahibi olmadığı, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesine eklenen "...tarafların sıfatına bakılmaksızın..." cümlesi dikkate alındığında, davacı Hazinenin kadastro tespitinin kesinleştiği 07.03.1961 tarihi itibariyle kesinleştiği ve davacı talebinin kadastrodan önceki sebebe dayandığı ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davalı ...'ya karşı açılan davanın husumetten reddine, davalı ...'ya karşı açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir....
vekili, 23.12.2010 tarihli dava dilekçesinde; ... mahallesi 717 ada 2 sayılı parselin davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, ancak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu bildirerek, davalı adına kayıtlı tapunun iptaline ve orman niteliği ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 5841 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle, keşif yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26/03/2012 tarih ve 2011/16137 E. - 2012/4481 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [......
Ancak mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır şöyleki; eldeki dava orman kadastrosunun iptali istemine ilişkin bir dava değildir. Dava Orman Yönetimi tarafından açılan tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup davacı ... Yönetimi 1987 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmalarının iptalini değil, kesinleşen bu tahdide göre tahdit içinde kaldığını iddia ettiği taşınmazın tapusunun iptali ve tescilini talep ettiğinden bu dava yönünden 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanamaz, bu nedenle mahkemece işin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 01/06/2020 günü oy birliğiyle karar verildi....
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro tespitinin kesinleştiği 29.05.2006 günü ile dava tarihi olan 21.12.2017 günü arasında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu" gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur....


