WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

. - 2011/30 K. sayılı ilamında; 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre kesinleşen orman kadastrosuna karşı ancak 10 yıllık süre içinde tapu kaydına dayanılarak iptal davası açılabileceğini, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, bu hali ile davacıların davasında haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir. Hükmün temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 20....

Maddenin düzenlemesinden taşınmaz sahiplerinin orman kadastro komisyonunca yapılan orman sınırlarına dava tarihi itibariyle 6 ay içerisinde itiraz edileceği belirtildikten sonra 6 aylık süre geçtikten sonra ancak tapulu taşınmaz sahiplerinin 10 yıllık süre içerisinde dava açabileceği belirtilmiştir. Madde metninden tapusuz taşınmaz sahiplerinin ise ancak 6 aylık sürede itiraz edebileceği (19.04.2012 tarih 6292 sayılı Kanun ile bu süre bir aya indirilmiştir), bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, dolayısıyla bu süreden sonra dava açamayacakları sonucu ortaya çıkmaktadır. Yani bu madde gözetildiğinde tapuya dayanarak hak iddia edenlerle, taşınmazının bulunduğu yerde kadastro çalışmaları yapılmadığı için tapusu bulunmayan, zilyetliği olan hak sahiplerinin itiraz süreleri ve hakları bakımından farklı düzenleme öngörülmüştür....

Davacı, Medeni Yasa'ya göre mülkiyet hakkının bütün ayni haklar gibi, hak düşürücü süreye bağlı olmadığını ileri sürülerek dava konusu taşınmazları önce orman sınırları içine alan, sonra Hazine adına orman sınırları dışına çıkartan çalışmaların iptalini istenmekte ise de, 3373 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden önce yapılan ve ilan edilen orman kadastro işlemlerine karşı 3373 sayılı Yasa İle tapulu taşınmazlar için getirilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, kaldı ki; ilan ve dava tarihine göre 10 yıllık sürenin dahi geçirilmiş olduğu, orman kadastrosu ile 2. madde ve 2/B madde uygulamalarının kesinleştiği, yine Hukuk Genel Kurulu'nun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkileyeceği, hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında...

Davalılar Hazine vekili ile Orman İdaresi vekili cevap dilekçelerinde; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro tespitinin kesinleştiği 06.09.2011 günü ile dava tarihi olan 27.01.2022 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu" gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur....

Bundan amaç, mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesidir. 3402 sayılı Kadastro Kanunda ve diğer kanunlarda 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilân süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sıınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilânına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınması doğru değildir. Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün 2006/20-619 E. - 2006/665 K. sayılı ilamıda bu yöndedir....

Tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren; davanın açıldığı 10.11.2009 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık sükûtu hak süresi geçmemiştir. Yani dava, hak düşürücü süre geçmeden açılmıştır. Tespit 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığına ve bu Kanun hükümleri uygulandığına göre, iptal ve tescil yönünden açılan davaya da bu Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinde şüphe yoktur. Yani iptal için açılan davada, 3373 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Kanunun 11.maddesi hükümlerini uygulama olanağı bulunmamaktadır. O halde; sadece tapulu taşınmazlarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin nazara alınması ve süresi içerisinde açılmışsa esasa girilmesi gerektiğinin açıklanması, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğe dayanılarak açılan iptal davalarında nazara alınmaması ve dava açılamayacağının belirtilmesini kabûl, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesini yok farz etmek olur ki, bunu düşünmek dahi mümkün değildir....

HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜREORMAN KADASTROSUNA İTİRAZ 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 2 ] 3402 S....

Orman Yönetimince açılan davada mera olarak sınırlandırılan parselin orman savına dayalı olarak tapuya tesciline ilişkin talep, kamu malı niteliğinde bulunduğundan bir süreye tâbi olmaksızın yönetimce her zaman açılabilecek ve 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmayacaktır. Ayrıca, Orman Yönetimince eylemli orman olduğu saptanan 2/B madde sahalarının Hazineden idarî yolla orman olarak tahsisini talep edilebileceği gibi bu talebini dava yolu ile de isteyebileceği de düşünülmelidir." denilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 09/01/1992 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır....

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılıp 13.12.1991 – 13.01.1992 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Mahkemece, davacının genel arazi kadastrosundan önceki sebeplere dayandığı ve 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan kanun hükmü uyarınca hak düşürücü süre, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen ve kesinleşerek tapu siciline tescil edilen taşınmazlara ilişkin olarak genel arazi kadastrosundan önceki sebeplere dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davası bulunması halinde uygulanabilir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise kesinleşerek tapu siciline tescil edilip edilmediği belirlenmemiştir....

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda ... onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi....

UYAP Entegrasyonu