Imam Bahçe sok no: 3 Beyoğlu/İstanbul adresine gerekçeli kararın tebliğe çıkartıldığının anlaşılması karşısında bu tebligatın usulsüz olduğu, sanığın bilinen en son adresine gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde ise sanığın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi belirlenerek gerekçeli kararın bu adrese tebliği ile buna ilişkin tebliğ evrakı ile birlikte, verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenerek, dosyanın incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,20/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet yolu ile takipin iptali Uyuşmazlık, tahliye taahhüdüne istinaden yapılan takipte, tahliye emrinin usulsüz tebliğ edildiğinden ve tahliye taahhüdünün geçersiz olduğundan bahisle kiracı tarafından açılan şikayet istemine ilişkin olup, kiralayan tarafından açılan itirazın kaldırılması niteliğinde değildir. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre, temyiz inceleme görevi Yargıtay ... Hukuk Dairesine aittir. Bu itibarla dosyanın gerekli inceleme yapılmak üzere Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE, 18/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Karar sayılı dava dosyasıyla şikayet edildiği ancak, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, böylece takibin kesinleştiği belirlenmiştir. İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas - .../... Karar sayılı dava dosyasının incelenmesiyle; Davacı ... vekilinin davalı ... Mühendislik Ltd. Şti. aleyhine İcra Hukuk Mahkemesine yapmış olduğu şikayette müvekkili hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte çıkarılan ödeme emrinin tebliğinin usulüne uygun yapılmadığı, bilinen en son adresine tebligat yapılmadığını belirterek usulsüz tebligatın iptali ile ödeme emrinin tebliğ tarihinin 15.07.2014 olarak kabul edilmesini talep ettiğini belirtmiştir. Mahkemece .../... Esas .../... Karar sayılı 23.07.2014 tarihli kararla davacıya çıkarılan tebligatın usulüne uygun olduğu belirtilerek şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.01.2015 tarih .../... Esas .../......
İİK'nun 16. maddesi; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” hükmünü amirdir. Somut olayda, her ne kadar şikayetçi tarafından 89/1 haciz ihbarnamesinin usulsüz tebliğ edildiği ileri sürülmüş ve Bölge Adliye Mahkemesince de tebliğ işleminin usulsüz olduğu isabetli olacak şekilde tespit edilmiş ise de; şikayet dilekçesinde 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin tebliğine ilişkin bir usulsüzlük iddiası bulunmadığı görülmüştür. İcra mahkemesine şikayet süresi muamelenin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün olup, şikayetçi 3. kişiye 2. haciz ihbarnamesi 20.8.2021 tarihinde tebliğ edildiğinden, şikayete konu 89/1 haciz ihbarnamesine en geç bu tarihte muttali olunduğunun kabulü gerekir....
Zira, tebligat muhatabının bilgilendirilmesi, tebligata dair mevzuat çerçevesinde yapılacak şekli işlemlerinin doğru bir biçimde yerine getirilmesi ile mümkün olup, bunun doğal sonucu olarak, tebligat işleminin belgelendirilmiş olması gerek tebligat yaptıran gerek tebligatın muhatabının haklarının korunmasında önemli bir rol teşkil edecektir. Bu kapsamda, borçlu ...’a satış ilanı tebliğ edildiği tarihte, eşi olan müşteki ...’ın konutuna yaklaşmaması gerektiğine dair 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararı olduğuna göre, borçlunun satış ilanı tebliğinden ve dolayısıyla ihaleden haber olmadığının kabulü gerekir. İİK'nun 127. maddesi gereğince, satış ilanının borçluya tebliği zorunlu olup, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde mahkemece, ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir....
İtiraz tarihinden sonra borcun ödenmiş olduğunun bildirilmesi, borçlunun usulsüz tebligata ilişkin şikayetini ve borca itirazını konusuz bırakmaz.O halde Mahkemece, borçlunun başvurusunun esası incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
nın mernis adresi araştırılmadan Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, ayrıca sanığın mernis adresinin bulunduğu, aynı Yasanın 35/2. maddesine göre de mernis adresinin bulunması halinde 35'e göre tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu, Mahkemenin 02.03.2012 tarih ve 1194-357 sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının hukuken geçersiz olduğu; sanık ...'ın bildirdiği adres yerine eksik ve hatalı farklı bir adrese, mernis adresi de araştırılmadan yapılan tebligatın usulsüz olduğu, sanık ...'...
/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; Sanığın yokluğunda verilen 04/06/2014 tarihli denetimli serbestlik tedbiri kararının, sanığın aynı zamanda MERNİS olan bilinen son adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre 24.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşıldığından; kesinleşmeyen karara ilişkin verilen sonraki karar ve işlemlerin hukuken geçersiz olduğu; sanığın 17.08.2014 tarihli temyiz isteminin 04/06/2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan...
hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; Sanığın yokluğunda verilen 06/02/2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının, sanığın bilinen en son adresi olan "...” adresi yerine sanığın MERNİS adresi olan “...” adresine doğrudan Tebligat Kanunun 21/2 maddesine göre 04.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği dolayısıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşıldığından; kesinleşmeyen karara ilişkin verilen sonraki karar ve işlemlerin hukuken geçersiz olduğu; sanığın 11.12.2019 tarihli temyiz isteminin 06/02/2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma,...
. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; Sanığın yokluğunda verilen 19/09/2013 tarihli denetimli serbestlik tedbiri kararının, sanığın bilinen son adresi yerine MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre 31.10.2013 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşıldığından; kesinleşmeyen karara ilişkin verilen sonraki karar ve işlemlerin hukuken geçersiz olduğu; sanığın 27.10.2015 tarihli temyiz isteminin 19/09/2013 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı,...


