Asliye Ceza Mahkemesi, 21.10.2014 tarihli ve 2014/407 Esas, 2014/108 Kararının, sanığın bildirdiği bilinen son adresi yerine MERNİS adresine usulsüz olarak doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 16.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği dolayısıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşıldığından; kesinleşmeyen karara ilişkin verilen sonraki karar ve işlemlerin hukuken geçersiz olduğu; Cumhuriyet savcısının 01.03.2016 tarihli temyiz isteminin 21.10.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede: Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararlar sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı...
Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese gerçekleştirilir. Dolayısıyla, muhataba önce bilinen en son adresi esas alınarak tebligat çıkartılmalı, bu tebligat yapılırken Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi hükmü göz önüne alınmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa o zaman adres kayıt sistemindeki adresine önce mernis şerhi düşülmeksizin tebligat çıkartılmalı, bila ikmal dönmesi durumunda aynı adrese mernis adres olduğuna ilişkin şerh de düşülmek suretiyle 21/2. madde uyarınca tebligat yapılmalıdır....
No:25 İç Kapı No:4 Esenler/ İSTANBUL" adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu anlaşıldığından; sanık ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin karar tebliğinin usulsüz olduğu, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, sanık ...'...
05.12.2016 tarih ve 2016/6253 – 24913 Esas ve Karar sayılı ilamı ile, 01.04.2015 tarihli haciz sırasında borçlu şirket yetkilisinin hazır olmadığı ve borçlunun şikayet tarihinden önce takipten haberdar olduğuna ilişkin bir delil de bulunmadığı gerekçeleriyle ödeme emri tebliğ tarihinin 20.11.2015 olarak düzeltilmesi ve borçlunun sair şikayet ve itirazlarının incelenmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, alacaklının karar düzeltme dilekçesinde; ......
Alacaklılar toplantısında ------- 29/04/2009 tarihli kararı ile iflas idare memuru olarak seçildikleri, sanıkların görevleri sırasında icra iflas kanunundaki ihale usulüne aykırı şekilde alış ve satışlar yaparak iflas idaresini zarara uğrattıkları, bu şekilde görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri, sanıkların beyanları, bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlar, şikayet dilekçesi ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından sanıklar ------cezalandırılmaları cihetine gidilmiştir....
Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 02/10/2013 tarih, 2013/550 esas ve 2013/1191 sayılı denetimli serbestlik tedbirinin devamına ilişkin kararının, sanığın MERNİS ve aynı zamanda bilinen son adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesine göre 27.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği dolayısıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşıldığından; kesinleşmeyen karara ilişkin verilen sonraki karar ve işlemlerin hukuken geçersiz olduğu; sanığın 20.01.2016 tarihli temyiz isteminin 02/10/2013 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar "Durma" kararı niteliğinde olup itiraz yasa yoluna tabi olması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 264/2. maddesi...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlanarak borçluya örnek 7 numaralı ödeme emri tebliğ edildiği, borçlunun, ödeme emri tebligatının usulsüzlüğünü ileri sürerek icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın süresinde olduğu halde reddedildiğini ileri sürerek memurluk işlemin iptali talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, , mahkemece, tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır Borçlunun icra mahkemesine başvurusu bu hali ile ile ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna ilişkin şikayet olup, yasal dayanağı İİK.nun...
ŞİKAYET Borçlu şikayet dilekçesinde; ödeme emri tebliğ işleminin, tebligatın verildiği gelini olan ... ile aynı konutta ikamet etmediklerinden usulsüz olduğunu, adı geçenle, aynı apartmanda ancak farklı dairelerde oturduklarını, ... tarafından tebligatın borçluya haber verilmediğini, borçlu ile tebligatı alan ... arasında husumet bulunduğunu ve takipten 16.02.2021'de haberdar olduğunu ileri sürerek, ödeme emri tebligatının iptali ile tebliğ tarihinin 16.02.2021 olarak tespitini talep etmiştir. I....
TK. 32. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu tebliğ alan kişi tarafından ileri sürüldüğünde ve mahkemece de bu usulsüzlük kabul edildiğinde yapılan tebligatın usulsüzlüğü ile birlikte öğrenme tarihinin, öğrenme tarihi tespit edilemiyorsa bildirdiği veya şikayet tarihi öğrenme tarihi kabul edilerek mahkemece bu tarihin tebliğ tarihi olduğunun tespitine karar verilir. Somut olayda şikayetçi birinci gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliğine ilişkin bir usulsüzlük ileri sürmemiştir. Şikayet, kendisine gönderilen 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin tebliğinin usulsüzlüğüne ilişkindir. Birinci haciz ihbarnamesi usule uygun olduğundan 2. haciz ihbarnamesinin gönderilmesi doğrudur....
İcra Hukuk Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 2015/282 Esas, 2015/608 Karar sayılı tahliye istekli dava nedeniyle yapılan duruşma davetiyesinin, borçlu asile 16.6.2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmekte olup; borçlu, icra mahkemesine yaptığı 01.7.2015 tarihli şikayet başvurusunda bu tebliğ işleminin de usulsüz olduğunu ileri sürmemektedir. O halde, her nekadar mahkemenin ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna ilişkin gerekçesi yerinde ise de; borçlunun hakkındaki takipten tahliye davasından gönderilen dava dilekçesinin tebliğ tarihi olan 16.6.2015 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmakla mahkemece, şikayetin süreden reddi gerekirken esastan incelemeyle kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....


