Borçlular vekili istinaf başvuru dilekçesinde; usulsüz tebligat yönünden şikayet dilekçesindeki iddialarını tekrarladıklarını belirterek mahkeme kararının usulsüz tebligat şikayetinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; takip talebinde ve ödeme emrinde çek tazminatından borçlu ...'nun sorumlu tutulmadığının belli olduğunu, mahkeme kararının 3 nolu fıkrasında faize yönelik şikayetin kabulüne ve her iki davacı borçlu bakımından faizin 13.767,13 TL olarak düzeltilmesine karar verilmiş ise de; faizin mahkemece hatalı olarak hesaplandığını, takibe konu 2 çek bulunduğunu, ancak çeklerden biri yönünden faiz hesaplanmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bu yönleri ile kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C....
Tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK. nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayet aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük sürede yapılmalıdır. 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “..usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü İcra Mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” . Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez....
O halde mahkemece, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, borçlunun usulsüz tebliği öğrendiği tarihin tebliğ tarihi olduğu kabul edilerek ve bu durumda da şikayet İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yedi günlük yasal sürede olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken, istemin süre aşımı nedeniyle reddi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu haliyle tebligat Tebligat Kanunu'nun 23/9. maddesine uygun olarak borçluya usulüne uygun tebliğ edilmediğinden ve ihaleyi daha evvel öğrendiği iddia ve ispat edilemediğinden, ihalenin feshine dair şikayetin süresinde olduğunun kabulü gerekir.İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.O halde mahkemece, borçlulardan ... yönünden şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile adı geçen borçlunun da isteminin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Borçlulardan ...'...
H.G.K.nun 07.04.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir. Tebligatın usulsüz yapıldığına ilişkin şikayet mahkemede her türlü delille ispat edilebileceğinden, duruşma açılmadan, şikayetçiye (borçluya) ve karşı tarafa (alacaklıya) anılan konudaki delillerini mahkemeye ibraz etmeleri için imkan tanınmadan talep hakkında dosya üzerinden karar verilmesi usule aykırıdır (HGK.nun 2003/12-600 E.- 2003/606 K.). O halde mahkemece, şikayetin niteliği gereği duruşma açılıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra borçluya ve alacaklıya delilleri sorulup varsa sunmaları için imkan tanınması, borçlunun ... isminde bir komşunun olmadığını belirtmesi karşısında, ...'...
"İçtihat Metni"İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilama dayalı olarak başlatılan takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, icra emrinin vekil değil asile tebliğ edildiğini, icra emrinde hesaplanan 3.584,44 TL vekalet ücretinin aslında 896,11 TL olması gerektiğini ileri sürerek icra emrinin iptalini istemiştir. Mahkemece, vekil varken asile tebligat yapılmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle icra emrinin davacı borçluya tebliğ yapılmak üzere iptaline karar verilmiştir....
Borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi, İİK'nun 16. maddesi anlamında bir "şikayet" olup, aynı maddenin 1. fıkrası gereğince borçlunun bu şikayetini, işlemi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede icra mahkemesine yapması gerekir. Somut olayda, ödeme emrinin borçluya 06/02/2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 27/11/2020 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda; takipten 23/11/2020 tarihinde haberdar olduğunu belirttiği, aynı gün verdiği dilekçe ile de yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece, borçlunun isteminin süreden reddine karar verilmişse de borçlunun, usulsüz tebligat şikayetini içeren dilekçesini, öğrenme tarihi olarak belirttiği tarihe göre süresinde sunduğu, böylece İİK'nun 16. maddesi gereğince yasal 7 günlük sürede itirazda bulunduğu görülmüştür....
ŞİKAYET Borçlu şikayet dilekçesinde; ödeme emri tebligatının usulsüz tebliğ edildiğini, tebligatta gönderen mercinin, takibin başlatıldığı icra dairesinden farklı olarak İstanbul İcra Müdürlüğü olarak yazıldığını, tebliğ yapılan adresin ikamet adresi olmadığını, babasına yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, babası ile arasının bozuk olduğunu, konuşmadıklarını, takipten 01.07.2021 tarihinde tesadüfen haberdar olduğunu, takip talebinde adresinin yazılmadığını, mernis adresine tebligat şeklinde ibare ile hazırlanan takip talebinin icra müdürlüğünce kabul edildiğini, takibin bu hali ile iptali gerektiğini, alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek usulsüz tebliğ şikayetinin kabulüne, takipten 01.07.2021 tarihinde haberdar olduğunun tespitine, yasal şartları taşımayan takibin ve ödeme emrinin iptaline, takibin durdurulmasına, hacizlerin ayrı ayrı fekkine karar verilmesini talep etmiştir. II....
İşhanı ..../.....” adresine muhatabın çarşıda olması sebebiyle Tebligat Kanunu 12 ve 13. maddeleri ile Yönetmeliğin 21. maddesine aykırı olarak mahalle muhtarlığına yapıldığından, mahkemenin tebligatın usulsüz yapıldığına dair gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. Ancak, 7201 Sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır. (HGK'nun 05.06.1991 tarih, 1991/12-258 E. - 1991/344 K.). Bu durumda, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, tebliğin usule aykırı olarak yapılması halinde muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilama dayalı olarak başlatılan takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, icra emrinin vekil değil asile tebliğ edildiğini, icra emrinde alacağın hangi aylara ilişkin olduğunun belirtilmediğini ileri sürerek icra emrinin iptalini istemiştir. Mahkemece, vekil varken asile tebligat yapılmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle icra emrinin iptaline karar verilmiştir....


