WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Borçlunun mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanmış olması, 6100 Sayılı HMK'nun 33.maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile usulsüz tebligat şikayetidir. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 E., 1991/344 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere "...usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir". Buna göre, borçlu usulsüz tebligattan 07.08.2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiş olup, İİK'nun 16/1. maddesi gereğince yasal 7 günlük süre içinde icra mahkemesine başvurduğundan şikayetin süresinde olduğu anlaşılmaktadır....

Şti aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun şikayet yoluyla icra mahkemesine yaptığı başvuruda, örnek 7 ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ileri sürerek tebliğ tarihinin 22.08.2017 olarak düzeltilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, iade edilen 06.03.2017 tarihli tebligatta muhatabın taşındığını beyan eden komşunun kim olduğunun belirtilmediği, isim verebilecek başka bir komşu da araştırılmadan yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğundan daha sonra Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan ödeme emri tebliğ işleminin de usulsüz olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulüne ve tebliğ tarihinin 22.08.2017 tarihi olarak belirlenmesine karar verildiği, bu karara karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince, ilk çıkartılan ödeme emrinin muhatabın gösterilen adresten taşındığı gerekçesi ile iade edildiği, komşunun beyanının alınmasının gerekmediği, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinin...

Doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre işlem yapılması mümkün olmadığı gibi, tebligatta, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması"na dair meşruhat bulunmadığından, bu durumda tebliğ işleminin TK'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesine göre yapılması gerekirken tebliğ memurunun kendiliğinden TK'nun 21/2. maddesine göre işlem yapması kanuna aykırıdır. Dolayısıyla borçluya yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Taşınır satışlarında borçluya satış ilanı tebliği zorunlu olmadığından, bu husus ihalenin feshini gerektirmez ise de, borçlu kendisine satış ilanı tebliğ edilmediği iddiasıyla ihaleyi öğrendiği tarihten itibaren 7 günlük sürede ihalenin feshi isteminde bulunabilir. Öğrenme tarihinin aksi ancak yazılı belge ile ispatlanabilir....

İstinaf Sebepleri Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; şikayet dilekçesinin tekrar ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C....

nedeni ile satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olmasının fesih nedeni olmadığı gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırıldığı ancak kıymet takdir raporu tebliğ işleminin de usulsüz olduğu ve kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapıldığı gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği, karara karşı ihale alıcısının temyiz yoluna başvurduğu görülmüştür. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 39. maddesinde; “Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz” hükmüne yer verilmiştir....

Borçlunun ölümünden sonra alacaklının, takibin mirasçılara karşı devam ettirilmesi istemine dair mirasçılara herhangi bir tebligat yapılmadan doğrudan kıymet takdiri raporu tebliğ edilmesi isabetsizdir. Dolayısıyla henüz borçlu sıfatı olmayan mirasçılar adına tebliğe çıkarılan kıymet takdiri tebliğleri esasa etkili olmayıp yok hükmündedir. Şikayetçi mirasçılar, takipten muttali oldukları tarihe göre yasal süresi içinde başvurmuş olmaları halinde, murislerine yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu iddiasında bulunabilirler. Mirasçılara tebliğ edilen kıymet takdiri raporu tebligatları yok hükmünde olduğuna göre mirasçıların takibe en geç şikayet tarihinde muttali olduklarının kabulü gerekir. Şikayetçilerin, şikayet tarihi itibariyle, murislerine yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü iddiasının yasal yedi günlük sürede ileri sürüldüğü anlaşılmıştır....

ŞİKAYET OLUNAN : Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, şikayet dışı borçlu şirket hakkında yaptıkları icra takibi kapsamında borçluya ait aracın satılarak paraya çevrilmesinden sonra şikayet olunanın Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün takip dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde alacaklı-şikayet olunan şirkete birinci sırada yer verildiğini, söz konusu takipten önce şikayet dışı borçlu limited şirket müdürünün ölmesi nedeni ile ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun yapılmadığını, usulsüz tebligat işlemine dayanılarak yapılan haciz işleminin geçersiz olduğunu ve karşı tarafın haciz isteme yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek sıra cetvelinin düzeltilmesini talep etmiştir....

-K A R A R- Şikayetçi vekili, şikayet olunanın takibindeki ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunu, takip talepnamesinde imza bulunmadığını, bu nedenle hacizlerinin yok hükmünde olduğunu, öte yandan, üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliği tarihinin 31.007.2012 tarihi olduğunu, müvekkilince gönderilen haciz ihbarnamesi tebliği tarihin ise 24.07.2012 tarihi olduğunu, buna rağmen, sıra cetvelinde şikayet olunana usul ve yasaya aykırı olarak birinci sırada pay ayrıldığını ileri sürerek, .... sayılı dosyasında düzenlenen 20.03.2013 tarihli sıra cetvelinin iptali ile şikayet olunana ayrılan payın müvekkiline ödenmesini istemiştir. Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bir adet çeke dayalı olarak, borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı ve adı geçen borçluya örnek (10) nolu ödeme emrinin 17.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin mahkemeye verdiği dilekçede ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu 29.03.2014 olan öğrenme tarihinden itibaren süresinde mahkemeye başvurduğunu beyan ettikten sonra takiple ilgili şikayet ve itirazlarını ileri sürdüğü, mahkemece, tebligat usulsüzlüğü ile ilgili bir inceleme yapmadan şikayetin süreden reddedildiği anlaşılmaktadır....

mahkemesine bildirmesi zorunludur.Bu durumda, mahkemece öncelikle borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olup olmadığı belirlenip, tebligatın usulsüz yapıldığının belirlenmesi halinde; tebligat tarihinin ittıla tarihi olarak düzeltilmesine karar verilerek, düzeltilen tebligat tarihine göre borca ve imzaya itirazın yasal 5 günlük sürede yapıldığının belirlenmesi halinde, işin esasının incelenmesi gerekir....

UYAP Entegrasyonu