uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden yapılacak keşifte taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalıp kalmadığı yönünde orman bilirkişiden rapor alınmalı, davalı yerin kısmen veya tamamen kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığının ve arsa niteliğinde bulunduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre dava tarihindeki gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre şerhin terkini, tapu kaydının iptali orman niteliği ile tescil ve tazminat istekleri yönünden bir karar verilmelidir....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2001 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır....
e satış yoluyla devredildiğini, ne var ki belediye adına tescilin dayanağı idari işlemin idari yargı yerinde iptal edildiğini ve böylece sicilin illetten yoksun hale gelip, yolsuz tescil durumuna düştüğünü ileri sürerek, tapu iptali ve malik hanesinin ...adına doldurularak tescili istemiyle dava açmış; davalılardan ... mirasçıları ile ...ve... tarafından da, 1886 ada 11 sayılı parselin tapu kaydında mevcut şerhin, tasarruf haklarını sınırlandırdığı iddiasıyla açılan şerh terkini talepli dava,...davasıyla birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, "davacı vekilinin davasının reddine, birleştirilen dosya davacılarından ... ve ...'...
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydındaki “Taşınmaz üzerine inşa olunmamak üzere irtifak hakkı vardır” şeklinde yansıtılan şerhin kaldırılması isteğine ilişkindir. Davacı, dava ve birleştirilen davalarda; müşterek olarak paydaş bulunduğu 755 ada 12 parsel numaralı taşınmaza aktarılan ve 1306 tarihinde ... İdaresince konulan şerhin 5 ... 1280 tarihli ilmuhaber ile tapuya işlendiğini, şerhin vakıf senedinin düzenlendiği tarihte bölgenin idari ve askeri amaçlarla kullanılması sebebiyle güvenlik amacıyla konulduğunu, 1955 yılında taviz bedeli karşılığı serbest tasarrufa terk edilerek Vakıfla ilişiğinin kesildiğini, şerhin konuluş amacının ortadan kalktığını bu nedenle hukuki değerinin de bulunmadığını belirterek kaldırılması isteğinde bulunmuştur....
Dava konusu taşınmazlar tapulama tutanakları 10.04.1966 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Gerek tapulama tutanaklarında gerekse tapu kayıtlarında “... II. ... ...” şerhi bulunmadığı, şerhin 30.10.2000 tarihinde tek taraflı işlemle işlendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu sicilindeki yanlışlık ancak mahkeme kararı ile düzeltilebilir. Tek taraflı işlemle kayda işlenen şerhin terkini açıklanan nedenle doğrudur. Davalı ... Müdürlüğünün iddiaları ise ancak tapu kayıtlarına vakıf şerhinin işlenmesi istemi ile açacağı bir davada dikkate alınabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2011 tarihli 2011/14-396 Esas ve 2011/463 Karar sayılı kararı da bu yöndedir....
Dava konusu taşınmazların dosya içerisinde bulunan tapulama tutanaklarının 10.04.1966 tarihinde kesinleşip tapuda tescil edilmiştir. Gerek tapulama tutanaklarında gerekse tapu kaydında “... II. ... ...” şerhi bulunmadığı, şerhin 30.10.2000 tarihinde tek taraflı işlemle işlendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu sicilindeki yanlışlık ancak mahkeme kararı ile düzeltilebilir. Tek taraflı işlemle kayda işlenen şerhin terkini açıklanan nedenle doğrudur. Davalı ... Genel Müdürlüğünün iddiaları ise ancak tapu kayıtlarına vakıf şerhinin işlenmesi istemi ile açacağı bir davada dikkate alınabilir. Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2011 tarihli 2011/14-396 esas ve 2011/463 karar sayılı ictihadıda bu yöndedir....
Dava konusu taşınmazların dosya içerisinde bulunan tapulama tutanaklarının 10.04.1966 tarihinde kesinleşip tapuda tescil edilmiştir. Gerek tapulama tutanaklarında gerekse tapu kaydında “... II. ... ...” şerhi bulunmadığı, şerhin 30.10.2000 tarihinde tek taraflı işlemle işlendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu sicilindeki yanlışlık ancak mahkeme kararı ile düzeltilebilir. Tek taraflı işlemle kayda işlenen şerhin terkini açıklanan nedenle doğrudur. Davalı ... Genel Müdürlüğünün iddiaları ise ancak tapu kayıtlarına vakıf şerhinin işlenmesi istemi ile açacağı bir davada dikkate alınabilir. Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2011 tarihli 2011/14-396 esas ve 2011/463 karar sayılı ictihadıda bu yöndedir....
ada 1, 2, 3, 673 ada 1, 2, 3, 4, 674 ada 1, 676 ada 2, 3, 677 ada 1, 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki 1164 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca konulan şerhin ayrı ayrı kaldırılmasına, 675 ada 2 ve 676 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin şerhin kaldırılmasına yönelik talebin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. HUMK'nun 74. maddesi uyarınca hakim tarafların talepleri ile bağlı olup talepten fazla ya da başka bir şeye hüküm veremez. Eldeki davada da şerhin kaldırılması talep edilen 675 ada 1, ve 3 sayılı parseller hakkında hüküm kurulmadığı gibi şerhin kaldırılması talep edilmediği halde 676 ada 2 ve 3 parsel hakkında kabul kararı verildiği görülmüştür....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/714 Esas sayılı dosyasının 30.05.2019 tarihinde açılmış olduğunu, söz konusu şerhin tapu kaydına 06.03.2020 tarihinde konmuş olduğu, davalı kurumun davası açılmış bir taşınmaza mahkemenin bir takdiri olmadan tek taraflı bir şekilde tapu kaydına 2942 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin (b) bendi uyarınca şerhin işlemesinin tamamen hatalı olduğunu, davalı kurumun tamamen hakkını kötüye kullanarak tek taraflı bir şekilde taşınmazın tapu kaydına şerh işletmesinin hukuk düzenini bozduğunu, idarece yıllar önce usulsüz bir kamulaştırma yapıldığını ve idarenin isteğinin açtığı dava ile usulsüz kamulaştırmasının bedelini ödemek olduğunu, bu sebeple usulsüz olsa dahi yapılan ve biten bir kamulaştırma için tekrardan müvekkilinin mülkiyet hakkı kısıtlanarak şerhin işlenmesinin tamamen hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1380 Esas 2004/483 Karar sayılı kararı ile karar verildiğini, sulh protokolü ve ibraname ile toplam 758.000 TL'nin hissedarlara ödenmesine rağmen el atılan kısmın terkinine ilişkin kesinleşme şerhli mahkeme kararının imar uygulaması yapılması sebebiyle uygulanamadığını, dava konusu parselin içinde bulunduğu bölgede imar uygulaması yapılarak 621 ada 1,2,3,4, ve 5 sayılı parseller imarlı sahada kaldığından malikleri adına tescil işleminin yapıldığını, davacının imar uygulaması işlemine itiraz etmeyeceğini, uygulama ile alakalı herhangi bir hak talep etmeyeceğini belirterek, 86.000 TL bedeli belediye veznesine yatırdığını, bu nedenle Halkalı 621 ada 1 parselde bulunan 24/08/2006 tarihli ve 2003/3059-5062 sayılı 3.kişilere devir ve tahsis yapılmayacağına dair şerhin kaldırılması için tapu müdürlüğüne yazı yazıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir....


