İşte tapu kayıtlarında Vakıf Şerhi olmadığından Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 27/29. maddelerinde öngörülen Vakfın hakkı olan taviz bedelini (ivaz alacağını) almama gibi bir durumla karşılaşmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü, taviz bedelinin tahsilini sağlamak için ya doğrudan doğruya Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yada Yerel Tapu Sicil Müdürlüklerine idari yoldan başvurmak suretiyle Tapu Siciline "Vakıf malıdır" yada "...Vakfına aittir" şerhinin yazılmasını sağlamakta veya hasımsız dava açmak suretiyle veyahut benzer yollarla söz konusu şerhi Tapu Kütüğüne (Siciline) işletmektedir. Ve şerh bu şekilde oluşmaktadır. Tapu kayıt malikleri de, kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 3402 sayılı Kanununun 12/3. fıkrasında öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra tapu kütüğüne yazılan bu şerhin tapu sicilinden silinmesi (terkini) için dava açmaları sonucu olay yargıya intikal etmektedir....
Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde Esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir....
sonucunda müvekkiline yönelik tüm hak ve alacaklarının iadesine, tapu tahsis belgesinde nitelikleri belirtilen müvekkilinin hak sahibi olduğu taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesine, mümkün olmaması halinde benzer nitelik ve değerde bir taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Devlet Ormanına ait 2874 Hektar yüzölçümlü Şubat 1949 tarih 29 ve bunun gittisi Aralık 1995 tarih 1 numaralı kayda geçerlilik tanınmış ve böylece özel orman oluru iptal edilmiş ve yasal dayanağı bulunmayan sözü edilen şerh de zımnen kaldırılmış ve böylece 1949 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen ve Şubat 1949 tarih 29 numarada tapuya tescil edilen orman kadastrosu ile dayanağı harita ve daha sonraki yıllarda yapılan aplikasyon sınırlarının hukuken geçerli olduğu konusundaki davacı Hazinenin 10.05.2002 tarihli müdahale dilekçesindeki talepleri kabul edilmiş ise de, tapudaki şerhin açıkça kaldırılmaması ve yine 160 hektarlık bölümün bitişik ormanla birlikte orman niteliğiyle tescil edilmemiş olması, hükmün infazı sırasında duraksama yaratacağından, davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde ise de, bu maddi yanılgı yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, kararın düzeltilmesi uygun görülmüştür....
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil ve taşınmaz üzerindeki şerhlerin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın kabulüne, taşınmaz üzerindeki şerhler ve diğer takyidatların silinmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
ilişkin olan bu davada “daire satışının rayiç bedel altında olmaması” şeklinde bir tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı, diğer yandan davalı vekilinin hakkında tedbir kararı verilen ... adet bağımsız bölümün 20’sinin dava tarihinden önce ferdileştirme işlemleri yapılan ve kooperatif ortakları adına tescil edilen bağımsız bölümler olduğuna ve dava dışı 3. kişilerin adlarına tescil edilen bu bağımsız bölümlere tedbir onamayacağına dair itirazı hakkında gerekçede olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, şayet tapu kayıtlarında bu bağımsız bölümlerin dava tarihinden önce 3. kişiler adına tescili yapılmışsa davaya dahil olmayan bu kişilerin konutlarına hangi yasal nedenlerle tedbir konulduğunun karar yerinde tartışılmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince...
Mahkeme kararı uygulanarak çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da özel orman olarak sınırlandırılan bir taşınmaz için yargı kararı olmadan idari mercilerce orman kadastrosunun iptali mümkün olmadığından bu işleminin hukuki dayanağı ve geçerliliği bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaza “özel orman şerhi”nin konulması üzerine davacı Şirket tarafından 2001 yılında bu şerhin kaldırılması talebi ile açılan dava sonucunda, ... 1....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında birleştirilerek görülen "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen 04.09.2012 tarihli ve 2010/729 E., 2012/592 K. sayılı karar, davacılar vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.11.2013 tarihli ve 2013/470 E., 2013/16541 K. sayılı kararı ile: "... Dava vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece; ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştiren davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden; dava konusu 1130 ada, 42 parsel sayılı taşınmazın (kök tapu kaydı olan 126 parselin) davacılar... ile ... adına ½ 'şer paylarla kayıtlı olduğu, bu payların satışı konusunda, davacılardan Kadir'in 19.04.2005 tarihli, davacı ...'...
Mahkeme kararı uygulanarak çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da özel orman olarak sınırlandırılan bir taşınmaz için yargı kararı olmadan idari mercilerce orman kadastrosunun iptali mümkün olmadığından bu işleminin hukuki dayanağı ve geçerliliği bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaza “özel orman şerhi”nin konulması üzerine davacı Şirket tarafından 2001 yılında bu şerhin kaldırılması talebi ile açılan dava sonucunda, ... 1....
Mahallesi, 209 ada 9 parsel sayılı taşınmazı, üzerine iki katlı ev yapmak suretiyle satın aldığı tarihten bu yana kullandığını, tapuda devir yapmaması üzerine kardeşi ... aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasında, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/481 E. sayılı dosyası üzerinden taşınmaz kaydına 24.06.2013 tarihli tedbir şerhi konulduğunu, verilen tescil hükmünün 21.09.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazın müvekkili Münevver adına 20.10.2015 tarihinde tescil edildiğini, önceki malik Kamil'in borçları nedeniyle taşınmazın kaydına konulmuş hacizlerden müvekkilinin sorumlu olmadığını, hacizlere dayanak tapu kaydının baştan beri yolsuz olduğunu ileri sürerek; taşınmaz üzerine davalılarca konulan tüm haciz şerhlerinin terkinini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve ... vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davaya konu edilen olayların doğru olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ......


