İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasında bir anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen iradesiyle terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 6.10.1972 tarihli resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, 33.000.00 TL. için tesis edildiği görülmektedir. Açıklanan bu niteliğine göre ipotek, kesin borç (karz) ipoteğidir....
Mah. 544 ada, 4 parsel 64 nolu meskenin malikinin ... ... olduğu anlaşılmakla, adı geçenin asıl borçlu ile akrabalığı ve takip borcu nedeniyle ipotek tesis edilip edilmediği, bu borç sebebiyle ipotek konulduğunun anlaşılması halinde ise bu kez alacak miktarını karşılayıp karşılamayacağına esas olmak üzere taşınmazın değeri tespit edilmeksizin, 3- Sanığın taşınmazın satışından elde ettiği gelirle asıl borçlunun hangi borçlarını ödediği,ödediği borçların niteliği ile icra marifetiyle tahsil edilip edilmediği belirlenmeksizin, 4- 19.03.2010 havale tarihli dilekçe ekinde bulunan Samsun 4.Noterliğinin 7.11.2008 tarih ve 29183 yevmiye numaralı satış senedinden, asıl borçlu ... ...’ın kendisine ait ... plaka sayılı aracını alacaklı vekillerine sattığı dikkate alındığında, bu satıştan elde edilen paranın borca mahsup edilip edilmediği, borca mahsup edilmediğinin tespiti halinde ise, satın alanın alacaklı vekili olduğu da dikkate alınarak suçun oluşup oluşmadığı hususu tartışılmaksızın, eksik...
ın talebi üzerine diğer davalının ticari faaliyeti için gerekli izni verdiklerini, sözkonusu dükkanın davalı Şağullar A.Ş tarafından kullanılmaya başlaması ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün akde aykırılık sebebiyle aleyhlerine açtığı tahliye davası sonucu verilen tahliye kararının 24.09.1999 tarihinde kesinleşmesine rağmen davalıların taşınmazdan tahliyelerinin 02.07.2001 tarihinde yapıldığını, tahliye kararı kesinleşmesine rağmen gayrimenkulü geç tahliye ederek Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne ecrimisil ödemek zorunda kaldıklarını iddia ederek, ödenen bedellerin rücuen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Petrol San. ve Tic. Ltd....
Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 883.maddesine göre borçlu alacaklıdan ipoteğin terkinini ancak alacak sona erdiğinde isteyebilir. Yasanın 888.maddesine göre de ipotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Kısaca, taşınmaza sonradan malik olan davacılar 3 sayılı parsel üzerine kurulan davalının ipotek alacağından sorumludur. Diğer taraftan, ipotek aktinin çerçevesini resmi akit tablosunda yazılı olanlar tayin eder. Akit tablosunda ana para ipoteği olarak kurulmuştur. Mahkemece ipoteğin niteliğinde yanılgıya düşülmüş olup konu ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak tarafların alacak borç durumlarının saptanmasına da gerek bulunmamaktadır. İpotek aktinde yazılı borç, davacılar tarafından ödenmediğinden davanın reddi doğrudur....
Somut olayda; 18.03.2004 tarihli ipotek aktinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosu içeriğinden davacı ...’a ait taşınmaz üzerinde yirmiiki milyar bedelle 30.05.2004 tarihine kadar bila faizsiz ipotek tesis edilmiştir. Açıklanan niteliğe göre ipotek kesin borç (karz) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın gecikme faizinin icra takibi yapılmışsa, takip giderlerinin ödenmesi halinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur....
Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra “ bu meblağa ilaveten” denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Yapılsa da geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Diğer taraftan taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur....
Davacı yan davalı kefil ile arasında rücuya ilişkin bir anlaşma bulunduğuna dair yazılı bir bilgi ve belge ibraz etmemiş ise de, ipotek 15/06/2016 tarihli, genel kredi sözleşmesindeki kefalet ise anılan tarihten önce, 31/12/2015 tarihlidir. Bir başka anlatımla ipotek veren üçüncü kişi ise de, ipotek tarihi genel kredi sözleşmesindeki kefalet tarihinden sonradır. Hal böyle olunca mahkemece TBK'nun 596/4.maddesinde yer alan koşulların oluştuğu, davacı ipotek malikinin ödediği kredi bedeline ilişkin davalı kefile rücu hakkının bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, işbu davaya dayanak genel kredi sözleşmesinde davalı dışında 3 kefil daha var ise de, kefillerin kendi aralarındaki sorumlulukları eşit ise de, davacı ipotek verene karşı sorumlulukları müteselsilendir. Bir başka anlatımla, davacı ipotek maliki kefillerden herhangi birinden ödediği bedelin tümünü talep edebilecektir....
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalıya ait olup su sızıntısına sebep olduğu iddia edilen taşınmaz malikinin davalı olmadığının tapu kayıtları ile sabit olduğu gerekçesiyle, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, konut ... poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili için başlatılan ... takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2012 tarihinden itibaren 1.690,00 TL’ye çıkarılmıştır. Temyize konu kararda, davacı taraf 441,00 TL'lik asıl alacak ile 5,84 TL. işlemiş faizden oluşan toplam 446,84 TL. alacak için ... takibi yapmış, mahkemece talebin reddine karar verilmiştir....
Bu nedenle, ipotek tesisi alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli değildir. Dolayısıyla, alacağın varlığı tescil veya ipotek belgesi dışında kalan delillerle kanıtlanlalıdır....
ın kredi sözleşmesine kefil olmasının yanı sıra kredi sözleşmesi nedeniyle dükkanı üzerinde banka lehine ipotek tesis etmiş olması nedeniyle kefil olarak kredi sözleşmesini imzaladığını, ipotekli gayrimenkulün paraya çevrilerek borcun kapatılması gerektiğinin kredi kullanılan bankanın keşide ettiği ihtarnameye cevaben bildirildiğini, davacının asıl borçluya dava açmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, kefil olunan borç miktarı 20.000,00 TL iken ve ipotekli taşınmazın sattırılarak borcun ödenmesi mümkün iken 50.000,00 TL değerinde işbu rücuen alacak davasının açılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davalının kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, dava konusu miktarın tamamının davacı tarafından ödenmediğini, kredi artırım sözleşmesinde davalının kefil olarak imzasının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir....


