HARİCİNDE KALAN hizmetler bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü gereği hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen TÜRKPATENT'e gönderilmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 59,30 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 4,90 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 5.900,00 TL vekalet ücretinin müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 5.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davanın kabul ret oranının takdiren 4/5 olarak kabulüne, 8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 54,40...
karıştırılma ihtimali ile müvekkilinin ortaklığının aynı sektördeki konumu ve tanınmışlığı ile başvurucunun da aynı sektör de faaliyet gösterdiği hususları da nazara alınarak, başvuru markasının kısmen kabulü yönündeki YIDK kararının kaldırılması ile başvuru markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanıla gelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Yani hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin “kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için” tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir. Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir....
Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanıla gelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Yani hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin “kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için” tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir. Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir....
İşlenen bir suçtan dolayı bir takım nedenlerden dolayı faile ceza verilemeyecekse de kasıtlı bir suçun işlendiğinin tespiti ile birlikte ilgili eşyanın suçta kullanıldığının, suçun işlenmesine tahsis edildiğinin ya da suçtan meydana geldiğinin tespit edilmesi halinde müsadere kararı verilebilecektir. Bu minvalde Uyap sisteminde göre ölüm kaydı görülen sanık M.. K..'...
düzenlenen savunma hakkının yasa ve usule aykırı olarak reddedilerek kısıtlandığı, 16.01.2017 günlü yazı ekinde bulunan belgelerin tamamının imzasız ve onaysız olduğu, bu evrakların sıhhati konusunda şüphe oluşacağı ve onaylı evrak göndermenin belgelerin değiştirilme iddiasını ortadan kaldıracağı için bir güvence olduğu, talebin neden reddedildiğinin anlaşılamadığı, gönderilen belgeler ile savunma yapmasının istenmesinin savunmanın kısıtlanması niteliğinde olduğu, takdir hakkının müfettiş tarafından ne şekilde belirlendiğinin anlaşılamadığı, hukuka aykırı olarak müdafi ile görüşme ve dolayısı ile savunma hakkının kısıtlandığı, CMK uyarınca tüm kararların itiraza tabi olduğu, bu konuda yasal yollara başvurduğunu, gereğinin tevessülünü istediği, cezaevinde bulunması ve dosyaya erişememesi sebebiyle yasal olarak haklarını bildirdiği halde gerekçesiz ve hukuksuz olarak reddedilmesi sebebiyle soruşturmanın tarafsızlığım yitirdiği intibaı oluşturan kişi tarafından yürütülmesi sonucunun peşinen...
uygun olup olmadıklarının ve sertifikalı olup olmadıklarının tespiti mümkün olmaması nedeniyle teslim alamadıklarını bundan sonra sevkiyattan bir gün önce haber verilmesi ve ... depoları -......
İcra Hukuk Mahkemesi tarafından ise, satıştan 1 gün önce, 2010/667 Esas ve 2010/1593 Karar sayılı karar ile borç miktarı kadar taşınmaz haciz ve ipotekli iken ve ipotekli taşınmazlar dahi satılmazken bu satışın talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığından, intifa hakkına konulan haczin kaldırılmasına karar verildiğini,19.Suç senedi ile yapılmış olan İcra işleminden tam 20 ay sonra, Taşkın haciz nedeni ile İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin satışını iptal etmiş olduğu ve irtifak hakkı ile sahip oldukları için ipotek olarak veremedikleri son gayrimenkulü yeniden elde edebilmek için, satışın iptal edilmesinden sadece birkaç gün sonra 12.08.2010 tarihinde, aynı borç için 2....
Tapu kaydının cins hanesinin yolsuz işlemle terkin edildiğinin tespit edilip eski hale getirilmesi, ön ve kesin izin sahalarına yada bu sahalarda imar planlamasına uyulmayarak, ormana elatılması halinde bu yerlerle ilgili elatmanın önlenmesi ve binaların yıktırılıp eski hale getirilmesi ve izin sahası içinde ve dışındaki özel orman alanlarında kurulan kat mülkiyetinin yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptal ettirmesi gibi konularda, olayın niteliğine göre genel adliye, yada idare mahkemelerinde, Orman Genel Müdürlüğünün dava açma konusunda aktif dava ehliyeti vardır. 81- 3194 Sayılı İmar Yasanın 21. maddesinde; 26. maddesindeki ayrıcalıklar hariç, tüm inşaatların yapımı, yerel yönetimlerin iznine tabidir. Aynı Yasanın 32. maddesinde, ruhsat alınmadan yahut alınan ruhsata aykırı olarak yapılan yapı ve eklentileri, "kaçak" sayıldığından, yasal duruma getirilmesine olanak bulunmaması ya da verilen süre içinde ruhsata uygun hale getirilmemesi durumunda yerel yönetimlerce yıktırılır....
Aynı Kanunun 245. maddesi uyarınca dava hakkının isteyen alacaklılara devri mümkün ise de iflas dairesi alacaklıya bu hakkı vermediğinden davanın iflas idaresi tarafından takip edildiği gözetilerek sonuçlandırılması ve kararın da iflas idaresi lehine verilmesi gerekir..." (Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 26/02/2007 tarih ve 2007/242 E., 2007/1157 K, Sayılı kararı).Dava dosyasından anlaşılabildiği kadarıyla, somut olayda müflis şirket ile müflis gerçek kişinin Masaya giren malvarlığı adi tasfiye usulüyle değil de, basit tasfiye usulüyle tasfiye edilmektedir.Basit tasfiyede alacaklılar toplanması yoktur....


