derece mahkemesinde yapılan yargılamanın her aşamasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; davalılar ve ... ailesinin, muvazaalı işlemler ile farklı unvanlar altında şirketler kurarak üçüncü kişileri zarara uğratıp, borçlandırıcı işlemler yapmış, alacaklılarından mal kaçırmak için şirket tüzel kişiliklerinin korumasından faydalandıklarını, muvazaa iddiasına dayalı davaların zaman aşımına ve hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceğini, muvazaalı işlemin, akdedildiği andan itibaren hükümsüz olduğunu, muavazaalı işlemin tarafları hariç olmak üzere, muvazaanın üçüncü kişilerce her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından resen dikkate alınabileceğini, müvekkilinin muvazaalı işlemden yapılan haciz işlemi ile haberdar olduğunu, 29.08.2017 tarihli haciz işlemi sonucu yapılan açılan istihkak davasında ... ve ...nin aynı şirket olduğunu, ... ailesinin muvazaalı işlemler ile şirketin aktifini azaltarak alacağın tahsilini engellediğini öğrendiğini, kabul anlamına gelmemekle...
Dava, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve reddine karar verilmek gerekmiştir.” yönündeki gerekçe ile davacının tutuklanmasına ilişkin takdir hakkının yasal çerçevede kullanıldığını kabul etmiştir. Bu konudaki Daire tespiti doğrudur. Zira davacı, hakkında ömür boyu hapis cezasını gerektiren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Silahlı Örgüt Kurmak ve yönetmekle ilgili, 314, Yasama Organını Ortadan Kaldırma ile ilgili 311, Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engelleme ile ilgili 312. maddelerinden tecziye talebi ile yargılanmaktadır....
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/36 Esas 2020/1625 Karar sayılı kararı ile sabit hale geldiğini, müvekkilinin bir ihmalinin söz konusu olmadığını, bahsi geçen kompresörün bakımlarının yapıldığının sundukları belgeler ile ortada olduğunu, ruhsat almadan imalat yaptığı gerekçesiyle müvekkiline kusur atfedilmiş ise de, bu husus ile çıkan yangın arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, zira yangın güvenliği bakımından yönetmelik uyarınca yapılması gerekenlerin yine maliklere ait olduğunu, ayrıca bu durumun kabulü halinde davacının da çalışma ruhsatı bulunmadığından kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, davacı zararına ilişkin net ve somut bir resmi evrak ibraz edemediğinden iddialarını ispatlayamadığını, davacının sunduğu hasarlı ve kayıp mal listesine göre yapılan zarar tespitinin dikkate alınamayacağını, müvekkilinin sigortacısı olan davalı ......
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nun ... sayılı kararının ...-1 ve 5 nolu tasarımlar yönü ile iptaline, ...-1 ve 5 nolu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
e mutabık kalınacak koşullarda devri vaadini içeren ve yukarıda belirtildiği şekilde 01.10.2002 tarihli Lisans Sözleşmeleri ve 10.12.2002 tarihli Protokol ile iptal ve tecdit edilen 'Sözleşme' başlıklı belge ve eki boş ilmuhaberlerin asılları hükümsüz ve geçersiz hale geldiğinden kendi adına asaleten ve ... adına vekaleten ... tarafından ... ve Merkez Grubu şirketleri vekili Av. ...'a iptal ve imha edilmek üzere iade ve teslim edilmiştir. ... ve ...'...
FSHHM'nin 2002/351 E. sayılı kararı ile davalının 1998/007532 nolu ... ve 1998/004812 nolu ... Dershaneleri markalarının hükümsüz kılınması ve haksız rekabete karar verildiğini, kararın kesinleştiğini iddia ederek; TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile marka başvurusunun iptali, hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Sorumluluk Davası Yönünden: 1) Sorumluluk davasının süresinde açılıp açılmadığının tespiti için davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan mülga 6762 sayılı Kanun hükümlerine bakmak gerektiği, 309.maddeye göre tazminat istemek hakkının tabi olduğu zamanaşımı sürelerinin, davacının zararı ve sorumlu kişiyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl olduğu, bu durumda mahkemenin takdirine bırakmak üzere terditli olarak; - ...'nin şirketin mevcut durumunu 28.02.2003 tarihli rapor ile öğrendiği kabul edilirse, bu bakımdan 08.01.2004 tarihinde açılan davanın öğrenmeden itibaren işleyen 2 yıllık süre içinde açıldığının belirtilebileceği, - Şayet Sayın Mahkeme, ...'...
Böylece elde edilen biçim, zigon işlevinde yönelik hale getirilmektedir....
Zira 7101 sayılı yasa ile değişiklik öncesi dönemde mülga İİK.m.298 hükmüyle konkordatoya yazılmış bütün imtiyazsız alacaklılar ile tüm imtiyazlı alacaklılar için, bu alacaklılar vazgeçmediği sürece teminat yatırılması gerekmekteydi. Üçüncü şahıs malvarlığından sağlanan ipotekle güvence altına alınan alacak da adi alacak sayıldığı için, bu alacak için de borçlunun teminat göstermesi aranmakta, üçüncü şahıs borçlunun borcunu ödediği takdirde bu teminattan yararlanabilmekte idi. Böylece üçüncü şahsın olası rücu hakkı korunmuş olmaktaydı. Oysa 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK.m.305/f.1 d bendinde sadece 206. maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklılar ile konkordato mühleti içinde komiserin izniyle akdedilmiş alacaklılar açısından (bu alacaklılar açıkça vazgeçmedikçe) teminat yatırılması zorunlu hale getirilmiştir. Şu halde üçüncü şahıs ipoteği ile teminat altına alınan alacak önceki yasa dönemindeki görüş kabul edilse ve adi alacak sayılsa dahi, teminata tabi olmayacaktır....
Maddesine aykırı olarak tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimlerin kayda alınması ve bu kayıtlar derhal imha edilmeyerek dosyada muhafaza edilmesi; 4- Sanıklar, ....,.....,.....,....., ve bir kısım sanıklarda olduğu gibi haklarında iletişimin tespiti kararı verilen şüphelilerle görüşmeleri tespit edilen ve o aşamada haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunmayan bu sanıklar hakkında CMK'nın 138/1 maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısına derhal bildirimde bulunularak iletişim tespiti kararı alınması gerekirken usulüne uygun karar alınmadan yapılan görüşmelere ilişkin tutanakların imha edilmeyip dosyada kanıt olarak bulundurulması; 5-Dosya arasında iletişim tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararları da bulunmayan sanık ..... ve .... arasında geçen 2003 yılına ait iletişim tespit tutanakları ile sanık ..... ile ...arasındaki 12.03.2004 tarihli, ... ile İsmet arasındaki 12.03.2004 tarihli ve sanıklar ...ile ... arasındaki 29.02.2004 tarihli iletişim tespit...


