WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

Tebligat Kanunu ile Tüzüğü’nde öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz. Özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın nasıl yapılacağı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddesinde ve Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; Özel hukuk tüzel kişilerine yapılacak tebligat bunların yetkili temsilcilerine yapılır. Eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir....

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; dava konusu cezalı tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanun'u hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerektiği, olayda ise, davacının bilinen adreslerinde bulunamadığından bahisle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca vergi ceza ihbarnamelerinin mahalle muhtarına bırakılarak, tebliğ evrakının bir nüshasının mükellefin bilinen en son adresinin kapısına yapıştırılması suretiyle tebliğ edildiği, bu durumda yapılan tebligat usulsüz olduğundan, 2010 yılının muhtelif dönemleri için tarh edilen özel tüketim vergilerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir....

ne tebliğ edildiği, yapılan bu tebligatın usulsüz olduğunu, ayrıca takibin hiçbir belgeye dayanmadığını ileri sürerek ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve takibin iptali talebiyle mahkemeye şikayet yoluna başvurduğu, yapılan yargılama sonucunda tebligat yapılan şirketin borçlu şirketin temsilcisi olduğuna ilişkin bilgi ve belgenin dosyada olmadığı gerekçesiyle şikayeti kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. TTK'nun 105. maddesinin birinci bendi ile; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir." Aynı maddenin ikinci bendi ile de; "Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir." hükümleri öngörülmüştür....

O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle borçluların şikayeti kısmen kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emri tebliğ usulsüzlüğü şikayeti ile ilama aykırılık ve ilamın bölünmezliği ilkesi gereğince aynı ilama dayalı olarak birden fazla takip yapılamayacağı şikayetlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat 3....

Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalılardan ... mirasçıları ... ve ... ile, davalılar ... ve ...'ya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2- Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, usulsüz kredi kullandırılması nedeniyle davacı bankanın uğradığı zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalıların davacı Bankanın ......

Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen son bilirkişi raporuna göre, davalı banka nezdinde bulunan davacı tarafa ait döviz tevdiat hesaplarının on yıl boyunca işlem görmemesi nedeniyle 2007 yılında zamanaşımına uğradığından bahisle davalı bankaca 2008 yılı Ocak ayı sonuna kadar davacıya bildirim yapılması gerektiği halde, banka tarafından gönderilen iadeli taahhütlü mektubun, davacının yurt dışında bulunması nedeniyle tebliğ edilemediği ancak, davalı banka tarafından tebligat yapılmış gibi kabul edilerek işlemlere devam edildiği ve dava konusu paranın usulsüz olarak TMSF hesabına aktarıldığı, davalı bankaca karşı iddialarının ispatlanamadığı gibi basiretli bir tacir gibi de davranılmadığı, davacının mal varlığındaki eksilmenin davaya konu paranın fon hesabına aktarıldığı tarih olan 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 38.397,87 TL alacağın 30.05.2008 tarihinden itibaren %25 ve değişen...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 25/07/2011 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın sanığın yargılama sırasında bildirdiği ve MERNİS adresi olan bu adres yerine başka bir adrese tebligat çıkarıldığı, sanığın adresten taşınmış olması nedeniyle tebligatın iade edildiği, bunun üzerine sanığın bildirdiği aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi yerine 35. maddesine göre 16/11/2011 tarihinde usulsüz tebligat yapılarak 24/11/2011 tarihinde kararın kesinleştirildiği, sonrasında sanığın 25/08/2014 tarihinde işlediği...

İcra Hukuk Mahkemesi'nin 09.02.2012 tarih ve 2011/403E.-2012/50K. sayılı dosyası üzerinden 441 ada 61 parsel 63 nolu bağımsız bölüme ilişkin kıymet takdir raporuna itiraz ettiği, yine bu taşınmaza ilişkin satış ilanı tebligatının borçlu vekiline tebliğ edildiği buna ilişkin belgelerin takip dosyası arasında bulunduğu, 20.05.2013 tarihinde meskeniyet şikayetine konu 9931 parsel sayılı taşınmaza haciz konulduğu, 22 örnek davet kağıdının tebliğ edilmediği, kıymet takdiri raporunun ise borçlu asile Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre 22.11.2013 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu olup, şikayete konu taşınmazın haczi ve kıymet takdiri ilgili vekile çıkarılmış ve usule aykırı bir tebligat da bulunmadığına göre, olayda usulsüz tebliğ ile ilgili 7201 Sayılı Tebligat Yasası'nın 32. maddesinin uygulama yeri yoktur....

Mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne, meskeniyet şikayetinin kabulü ile haczin kaldırılmasına, diğer hacizlerin kaldırılması talebinin ise reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda, özetle; ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğu, buna göre de bu tarihten önceki hacizlerin hükümsüz kaldığı, dolayısıyla borçlunun meskenine, maaşına ve taşınmazlarına yönelik olarak gerçekleştirilen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ve bu aşamada meskeniyet şikayetinin esasının incelenmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, Dairemizin 23.10.2014 tarih ve 2014/18236 E.-24834 K. sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, yapılan yargılama sonucunda ise, ödeme emrinin 07.06.2013 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmasına, maaş üzerine konan haczin kaldırılmasına, meskeniyet şikayetinin (esastan) kabulüne karar verilmiştir....

UYAP Entegrasyonu