Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 27.11.2000 tarihindeki zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu, kaza nedeniyle davacı sigortalının %12.10 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, iş kazasının oluşumunda %70 oranında davalılar,%30 oranında ise davacı kusurunun bulunduğu, dava dilekçesi ile talep olunan 7.000,00TL maddi tazminatın ilk olarak 27.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 27.572,57TL ye artırıldığı,Dairemizin 25.09.2012 tarihli bozma kararı sonrasında maddi tazminat davası bakımından peşin harcı da yatırılmak suretiyle müddeabihin ikinci kez artırılarak 35.873,65TL ye yükseltildiği, Mahkemenin Dairemiz bozma kararı sonrasında artırılan bu miktara göre hüküm tesis ettiği,Mahkemece ikinci kez yapılan bu artırımın ıslah olarak değerlendirildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 03.08.2010 gün ve 2009/561 E., 2010/199 K. sayılı karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 08.12.2011 gün ve 2011/13068 E., 2011/20624 K. sayılı kararı ile; “…Dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazın geldisinin 141 parsel olduğu, 5180 m2'lik kısmının 1971 yılında DSİ tarafından isale hattı nedeniyle kamulaştırıldığı ve kamulaştırma evraklarının davacı ...'a 10.11.1971'de ...'a 13.11.1971'de bizzat tebliğ edildiği ve davacılar hakkında kamulaştırma işleminin kesinleştiği anlaşılmıştır....
bayramı tatilinde yapmış oldukları planların gerçekleşmemesi ve aile büyükleri ile görüşme ve ziyaret imkanlarının yok olması nedeniyle davacı ... ve ... için 5.000'er TL ve çocukları için 1.500'er TL olmak üzere toplam 13.000 TL manevi tazminat ile yakıt masrafı, çekici ücreti, ... - ... arası 4 kişinin ulaşımı ücreti ile arabanın serviste kaldığı 13 gün boyunca araçsız kalmaları nedeniyle toplam 1.000 TL. maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir....
Dr. ... ... ile görüşme imkanının olduğunu, bu nedenle ameliyatı bu doktorun yapmadığından şüphelendiğini, ameliyattan sonra da iyileşmenin olmadığını, önerilen ve uygulanan fizik tedavilerin de işe yaramaması nedeniyle başvurduğu başka bir ortopedi akademisyenin, kanalın tıkalı olduğunu, ameliyat bölgesinde ameliyat edilmiş bir görünüm izlenmediğini, bu koşullarda fizik tedaviye başlanamayacağını belirttiğini ve ikinci kez ameliyat olmak zorunda kaldığını, yapılan ikinci ameliyattan sonra ağrılarının dindiğini, bu süreçte büyük acı ve ızdırap yaşamış olduğunu ileri sürerek, maddi manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, önerilen ve uygulanan bel fıtığı ameliyatına, el becerisine güvenilen ve ameliyatına gireceği telkin edilen davalı Prof....
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunmaması ve davalı 3. kişi Neslişah’ın kötü niyetinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, alacağı temlik alan RCT Varlık Yönetim A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin olup mahkeme kararı hükmü temyiz eden RCT Varlık A.Ş.'nin alacağı temlik aldığı T.M.S.F. vekiline 28.08.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise HUMK’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 12.12.2008 tarihinde verilmiştir. Mahkemece davacı tarafa ikinci kez gerekçeli karar tebliğ edilmişse de yapılan ikinci tebligat yasal olarak her hangi bir hüküm ifade etmemektedir....
karar verilmesi gerektiği; aynı maddenin ikinci fıkrasının iptali istemi yönünden, 1. fıkraya bağlı olup uygulanma imkânı kalmayan dava konusu 2. fıkranın, düzenlemenin sebep unsurunun iptal edilmiş olmasıyla ortadan kalkmış olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir....
sonucu, 26/1. maddeyle vaki ilişkilendirme, bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olmakla; zamanaşımının, işverenler açısından Borçlar Kanununun 125. maddesine göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde on yıldır. Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanununu 26/2 maddesi ile Borçlar Kanununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60. maddesinde öngörülen bir ve on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir. Tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımının, sigortacıya karşı da kesilmiş olacağı da hüküm altına alınmıştır. Anlaşılacağı üzere maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, gelirin onay, giderlerin sarf ve ödeme günü olduğu açıktır....
KARAR Davacı-birleşen davada davalı, davalı idare ile tıbbi malzeme alımı hususunda 31.7.2008 tarihli sözleşme imzaladıklarını, şartnameye uygun olarak teslim ettikleri malzemelerin davalı tarafça usul ve sözleşmeye aykırı olarak kabul edilmeyip sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, teminatın irat kaydedildiğini, gecikme cezası kesildiğini ve sözleşmenin ifasının engellenerek zarara uğratıldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespitini, gecikme cezası olarak kesilen 2.450 TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, irat kaydedilen kati teminat tutarı 1.470 TL ve uğradıkları zarar karşılığı şimdilik 10.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı-birleşen davada davacı, sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davasında ise, gecikme cezası olarak kesilen 2.450 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir....
Davayı inceleyen Vergi Mahkemesi Kararıyla; davayı kabul ederek, kesilen verginin ret ve iadesine karar vermiştir....
-YTL. bedelli üç adet bonoya dayalı olarak davalı icra takibi başlatmış ise de, davalının bonolarda ciro yoluyla hamil olduğunu ve bono düzenlenmesine konu borcun akdedilen protokol kapsamında itfa edildiğini böylece bedelsiz kalan bonoların davalı yanca kötüniyetli şekilde ikinci kez tahsil edilmek istendiğini belirterek bonolar nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine ve % 40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı iddialarının doğru olmadığını, bonolar nedeniyle müvekkilinin alacaklı bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuş ve % 40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, davacı yanca kanıtlanamayan davanın ve koşulları oluşmayan tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....


