Davacılar sigorta şirketi aleyhine dava açtıktan sonra, malik ve sürücü aleyhine de ayrı dava açmış, ikinci davada yeniden tazminat hesabı yapılmış, bu kez daha yüksek çıkan tazminattan ilk davada hükmedilip ödenen tazminat güncellenip mahsup edilmiş, mahkemece bakiye tazminata hükmedilmiştir. Esasen somut olayda davacılar sigorta şirketine tazminat davası açtıktan sonra malik ve sürücü aleyhine de ikinci bir tazminat davası açabilir ise de ------, ikinci davadaki yargılama sırasında ilk davadaki hüküm kesinleşmiş ve ilk davada kabulüne karar verilen tazminat tutarının tamamı sigorta şirketince ödenmiştir. Hal böyleyken ikinci davanın reddedilmesi gerektiği halde, kısmen kabul edilen ikinci davayı davalı sigortalı ------ etmemiş, kendi aleyhine durum yaratmış, ikinci ilam sonrası kendisi de ödeme yaparak mükerrer ödeme oluşmasına neden olmuştur....
Rücuan tazminat davalarının yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesinde, üçüncü bir kişinin kastı veya kusuru yüzünden iş kazası veya meslek hastalığı olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla birlikte zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edileceği belirtilmiş, bu tür rücu davaları yönünden 506 sayılı Kanunda zamanaşımına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin istemlerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımının, sigortacıya karşı da kesilmiş olacağı hüküm altına alınmıştır....
ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davacı taraf halen kira kontratı devam ederken otelin yeni maliki tarafından borcu olmamasına rağmen elektrik ve sularının kesildiğini, davacının ise kesilen su aboneliğinin aktifleştirilmesi için davalı ......
Bir davanın derdestlik itirazı üzerine açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için; aynı davanın ikinci kez açılmış olması, ilk davanın görülmekte olması ve ilk dava ile ikinci davadaki isteklerin de aynı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. İlk ve ikinci davanın aynı olmasından amaç ise, bu davaların tarafları ve konusunun yanında her iki davadaki isteklerin de aynı olmasıdır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin ve özellikle .. esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, davalıya karşı açılan dava ile, .. haksız olarak el konulmasından dolayı, el koyma tarihi ile iade tarihi arasındaki sürede, para üzerinde tasarrufta bulunamaması nedeniyle uğradığı zararın tazmininin talep edilmiş olduğu anlaşılmaktadır....
-lira kur farkı geliri hesaplandığı ve bu miktarlar üzerinden cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapıldığının anlaşıldığı, ikrazatçılık yaptığını kendisi de ifade eden davacının, bu faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında bıraktığı tartışmasız olduğundan, defter, belge ve ifadelerden hareketle bulunan matrah farkı üzerinden yapılan kaçakçılık cezalı tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353.maddesinin 1.bendine göre özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için fatura verilmemesi ve alınmamasının somut olarak tespiti gerekmesine karşın, böyle bir tespit bulunmadığından kesilen özel usulsüzlük cezasında yasal isabet görülmediği, aynı kanunun 353.maddesinin 6.bendine göre muhasebe kayıt ve standartlarına uyulmaması nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasında ise yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle kısmen kabul ederek, Vergi Usul Kanunu'nun 353.maddesinin 1.bendine göre kesilen özel usulsüzlük cezasını...
Uyuşmazlıkta, davacının ilk olarak 07/09/2004 tarihinde, yukarıda aktarılan geçici madde hükmü çerçevesinde zararının tazmini istemiyle davalı idareye başvurduğu, başvurusunun reddi üzerine açtığı davada bozmaya uyularak verilen iptal kararının uygulanması için 22/11/2016 tarihinde ikinci kez idareye başvurduğu, bu başvurusu hakkında işlem yapılmaması üzerine, iptal kararının kesinleşmesini takiben kesinleşen yargı kararı gereğinin yerine getirilmesi istemiyle 14/12/2017 tarihinde üçüncü kez idareye başvurduğu, İdare Mahkemesi tarafından ise, hükmedilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi olarak, ikinci başvuru tarihi olan 22/11/2016 tarihinin esas alındığı görülmektedir....
Yasanın sözü edilen hükmü çerçevesinde davalıya öğrenciliği döneminde yapılan masrafların kalan mecburi hizmetine karşılık gelen miktarı 6.459.057 TL belirlendiği halde mahkemece ikinci kez bu borcun davalının kalan mecburi hizmetine orantılanması suretiyle asıl borcun 2.846.306TL olarak belirlenmesi, 2-Dosya içersinde bulunan bilgi ve belgelerden davalının Astsubay Sınıf Okulunda eğitim gördükten sonra Astsubay Hazırlama Okulunda eğitim gördüğü ve astsubay nasbedildikten sonra mecburi hizmetini tamamlamadan 8.2.2002 tarihinde ilişiğinin kesildiği anlaşılmıştır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 19/02/2013 gün ve 2012/1752-2013/2799 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından 09/04/2013 tarihinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca davacı talebi değerlendirilerek, dairemiz 10/09/2013, tarih 2013/8800-2013/13912 sayılı ilamıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiş ve dosya mahkemesine gönderilmiştir. E-imza uygulaması nedeniyle dosya içerisine ilam örneği konmadığından anılan dosyanın yerel mahkemece ikinci kez dairemize gönderilmesi üzerine zuhulen Dairemizin 2013/16228 Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır....
Davalı-karşı davacı asıl davaya cevabında,davacının iddialarının asılsız olduğunu,nişanın davacının yüklü miktardaki borçlarını kendisinden saklaması, nişan ve evlilik hazırlıklarında yapılan alışverişlerde, resmi işlemlerde kendisini borç altına sokması nedeniyle bozulduğunu,hediyeleri defalarca kez iade etmeye çalıştıklarını savunarak,davanın reddini istemiş;karşı dava olarak da, nişanın bozulması nedeniyle hem fiziksel, hem ruhsal hem de sosyal açıdan zarar gördüğünü, kişilik hakları ve şahsi değerlerinin saldırıya uğradığını,iş yerinde küçük düşürüldüğünü ileri sürerek;maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile lehine dava tarihinden geçerli olmak üzere yasal faizi ile 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir....
TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dosyanın incelenmesinden; davacı Şirket adına, sakatlık nedeniyle daha önce özel tüketim vergisi istisnasından yararlanan bir şahsa satmış olduğu araç dolayısıyla bu şahsın ikinci kez istisnadan yararlanmasına sebebiyet verdiğinden bahisle, re'sen, özel tüketim vergisi tarh edilmesine ve vergi zıyaı cezası kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın, ......


