Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza dosyaları varsa, bu dosyalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Gece vardiyasında, eksantrik preste sac parça kesim işi yaparken, rulo sactan kesilen ilk şeritin, ikincisini kesmek için uzandığında, avucundan kayıp sağ gözüne çarpması şeklinde gerçekleştiği anlaşılan somut olay hakkında, iş müfettişi tarafından düzenlenen raporda ve dosya kapsamında alınan ilk kusur raporunda, işverenin %20, kazalının %80 kusurlu olduğu sonucuna varılmış, ikinci kusur raporunda ise işveren %40, kazalı %60 kusurlu bulunmuştur....
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ...’nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi (2 kez) ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası (2 kez) gereğince 2.000,00 TL ve 1.500,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Adana (Kapatılan) 1....
itiraz konusu ikinci fıkranın uygulanma olanağının kalmadığı belirtilmiştir....
ikinci kez kürtaj yapabileceğini bildirdiğini, hastanenin yasal süresi geçmesine rağmen ikinci kez yapılmasını önerdikleri kürtaj işlemi için bir gece önceden yatış yapılmasını ve kanamalı hasta gibi göstererek akşamdan bebeğin hayatını sonlandırmak için ilaç verip sabah tekrar kürtaj olunması önerisinde bulunulduğunu, bu müdahalenin çok riskli olması nedeniyle bu teklifin kabul edilmediğini, doğuma yaklaşık bir ay kala bebekte sıkıntılar ortaya çıktığını, bebeğin kalbinde açıklık olduğu, 23/02/2015 tarihinde doğum yaptığını, ancak ayak bileklerinin şişmeye başladığını, bununla ilgili olarak çekilen renkli doplerde damarlada genişleme ve tıkanıklık olduğunun tespit edildiğini, ilaç tedavisine başladığını, bebeğin kalbindeki deliğin, annenin kürtaj işleminden sonra hamile olmadığı düşüncesi ile kullandığı ilaçlardan kaynaklanabileceğinin belirtildiğini, ayıplı hizmet verildiğini, bu eksik hizmet sonucunda davacıların aktifinde azalma, pasifinde artma olduğunu, maddi zararlarının tespitinin...
Davacı, kaburgasındaki kırık nedeniyle 14/08/2004 tarihinde, davalı tedarikçi şirketçe temin edilen ameliyat malzemelerinin kullanılmasıyla ameliyat olduğunu, bu ameliyatta takılan platinlerin çıkarılması amacıyla 13/12/2006 tarihinde ikinci kez ameliyata alındığını, ancak davalı şirketçe, ilk ameliyatta takılan platinlere uygun olmayan anahtar malzemenin gönderilmesi nedeniyle platinlerin tamamının çıkarılamadığını ve yanlış ameliyat malzemesi gönderilmesi sonucu maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 22/03/2012 gün ve 2012/821 Esas, 2012/4661 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur....
in sağ kolundaki rahatsızlık nedeniyle Aralık 2007 ayında başvurmuş olduğu ... Devlet Hastanesinde hatalı tedavi uygulandığı iddiası ile ve hizmet kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açıldığı, davalı ...'nın davalı Bakanlık yanında müdahil olarak davaya katıldığı, yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, doktor ...'nın hasta Ayşe Şayir ile ilgili ameliyatında ulnar sinir kesisini fark ederek tedavi yapmış olsaydı, kesiye bağlı olarak ortaya çıkacak hasarın daha hafif olacağını ve ikinci ameliyatın gecikmeyeceği, bu nedenle doktorun olayda dikkat ve özen eksikliğinin bulunduğu belirtilerek, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Danıştay 15. Dairesi tarafından yapılan incelemesi sonucunda onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava rücuen tazminat istemine ilişkin olup, zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen davalı doktor, ancak kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumludur....
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi inceleme raporlarının tebliğ edilmemesinin savunma haklarını kısıtladığı, defter belge isteme yazıları tebliğ edildikten sonra ikinci kez süre verilmediği gibi şirketin defter ve belgelerinin incelenmediği, varsayıma dayalı olarak tarhiyat yapıldığı, ödeme emri içeriğinde yer alan vergi ve cezalara karşı açılan davaların usulden reddedildiği, esasa ilişkin iddiaların bu safhada dinlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir....
bozulmasına karar verilmiş, bu kez mahkemece bozmaya uyularak 6552 sayılı Kanunun 100. maddesiyle 2942 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler de gözetilerek kamulaştırmanın kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçmiş olması nedeniyle tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Bu duruma göre, davalı vekiline Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarı geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedilmemiş olmasının yanlışlığına değinilerek yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken, personel ve amortisman giderlerinin tazminat miktarına dahil edilmemesi yönünde hükmün onandığı, yukarıda açıklanan bozma sebebinin yanında ikinci bir sebepten dolayı yerel mahkeme kararının bozulduğu bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 11.04.2006 gün ve 2006/1947-3000 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı Bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir....
Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne” ilişkin verilen ilk hüküm, davalının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Karar tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinin 3. fıkrasına göre, manevi tazminat davalarının tamamen reddi durumunda, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre, maktu oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece açıklanan husus göz ardı edilerek, “2.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2013/9974-14971 Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK.’nun 370/2. maddesi gereğince hükmün...


