Merkezine müracaat edildiğini ancak bir netice alınamadığını, Neticeten; tedbiren öncelikle alacaklılar toplantısına katılmaya izin verilmesine, 32.797,84 TL'lik alacağın tespiti ile bu alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
olduğunun, alacağın kaynağını gösteren ve davacı tarafından sunulan .......
yapıldığını, davacının 19.221,14-TL kıdem tazminatı, 6.279,96-TL ihbar tazminatı, 1.421,36-TL yıllık ücretli izin alacağı, 438,08-TL ikramiye alacağının bulunduğunu, neticede toplam 27.360,45-TL alacağın 1....
K. sayılı kararı ile iflas kararı verildiğini, iflas tasfiye işlemlerinin Ankara İflas (...İcra) Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından devam etmekte olduğunu, dava dışı ...’ın davalı şirket çalışanı olup; iş akdi feshedilmesinden sonra kendisine ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücret alacağı ve yıllık izin ücret alacakları için toplam 226.309,55 TL’lik alacakları için iflas masasına alacak başvurusunda bulunduğunu, dava dışı ...’ın Ankara İflas(...İcra) Dairesi’nin ... sayılı dosyasına konu toplam 226.309,55 TL’lik alacağının tamamı ve tüm ferilerinin, müvekkilleri tarafından ....yevmiyeli Alacağı Devir Sözleşmesi’ne istinaden devir ve temlik alınmış olduğunu, bu setle müvekkillerinin iflas dosyasında alacaklı pozisyonuna geldiğini, Ankara İflas Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından yapılan sıra cetvelinde müvekkillerinin 26.003,12 TL alacağının bulunduğunun tespiti ile 1....
Bu durumda mahkemece, ana para alacağı ve alacağın doğduğu tarihinden, iflas tarihi tarihine kadar işlemiş faizi ve icra takip masrafları da dahil olmak üzere davacı alacağı hesap edilerek, iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, salt ana para tutarının iflas masasına kaydına karar verilmesi doğru olmamış olup davacının istinafının yerinde olduğu, kararın kaldırılması mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. Bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerden ötürü kabulü ile sair yönleri incelenmeyen ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir....
Kayıt kabul davası, alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise iflas dairesidir. Sadece alacak belgesinin bulunması, alacağın gerçek varlığı yönünde yeterli olmayıp alacaklı-borçlu arasındaki temel ilişkinin ele alınarak sair belge ve bilgilerle gerçek alacağın tespit edilmesi gerekmektedir. İspat yükü kural olarak masaya kaydı gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görevli ve yetkili mahkeme 2004 sayılı Kanun'un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra 2004 sayılı Kanun'un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir....
Sıraya kabul edildiği müflis şirketin iflasının açılmasından evvel tahakkuk etmiş ve güncel toplamda 9.259.302,24 TL borcunun olduğunu beyanla iflas masasındaki alacağın 9.259.302,24 TL olarak dikkate alınması amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Amme alacaklarının sıra cetveline yazılması, bir takım özellikler taşır. İflasın açıldığı ve adi tasfiye yapılacağı İİK 'nın 166 ve 219.maddeleri uyarınca amme idarelerine bildirildiği, ve ilan yapıldığı için amme idareleri alacaklarını diğer alacaklar gibi iflas masasına yazdırmalıdır. İflas idaresi / dairesi bir amme alacağının kendiliğinden nazara alarak sıra cetveline yazmak zorunda değildir. İflas masasına yazdırılan bir kamu alacağı o konudaki kamu alacaklarının tahakkuku usulüne göre iflastan önce kesinlemiş ise veya iflas açıldıktan sonra kesinleşirse bu kesinleşme iflas idaresi/ dairesi için de bağlayıcıdır, kesinleşen bu alacağın sıra cetveline kabul edilmesi gerekir....
- K A R A R - Davacı vekili, davalı müflis şikretin iflas tarihi itibariyle toplam borcunun 72.815.882,16 TL olduğunu, iflas masasına kaydını talep ettikleri alacağın 4.432.863,30 TL’sinin reddedildiğini ayrıca daha önce iflas masasına bildirilmeyen 14.250.558,45 TL alacaklarının da olduğunu ileri sürerek kaydı talep edilen toplam alacaklarının iflas tarihinden itibaren 29 Aralık 2003 tarihli ilam niteliğinde uzlaşma tutanağının 9. 1. maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, alacak miktarının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmesini, alacağın varlığının ispat edilememesi halinde ise davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl borçlusu dava dışı ...Dış Tic. A.Ş Uzel Mak. A.Ş....
Yukarıda açıklandığı üzere iflas eden şirketin, bütün hak ve borçları yasa gereği olarak iflas masasına intikal ettiğinden ve müflisin bu hak ve borçları üzerinde tasarruf ehliyeti kalkacağından husumetin iflas masasına yönetilmesi gerekecektir. Diğer yandan iflas açıldıktan sonra masaya giren tüm mal, hak ve alacaklara ilişkin dava açılması ve açılmış davanın takibi iflas idaresine aittir (İİK m. 194)....
Ancak, iflas masası tarafından masaya kayıt ve kabulüne karar verilen alacakla ilgili yeniden başvuru yapılması ve alacağın kaydının istenmesi halinde mükerrer kayda neden olunacağından, hem iflasta eşitlik prensibi uyarınca alacaklılar arasındaki dengenin bozulması hem de aynı alacağın birden fazla kez tahsili mümkün olmadığından mükerrer kayıt başvurusu reddedilecektir. Kaldı ki, iflas masası tarafından daha öncesinde alacağı kayıt ve kabul edilen alacaklının, aynı alacağın masaya tekrar kaydedilmesini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı da açıktır. Öyleyse, iflas masasına mükerrer şekilde alacak kaydı yapılmasına imkan bulunmamaktadır. Aynı durum, kamu idareleri olan alacaklılar ve kamu alacakları için de geçerlidir. Bu bakımdan, kamu alacakları ile diğer adi alacaklar arasında herhangi bir hukuki yahut statüsel bir farklılık bulunmaktadır....


