WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Bu nedenle, bu alacak icranın iadesi yolu ile (İ.İ.K'nun 40/2.maddesine göre) icra dairesi tarafından alacaklıdan tahsil edilerek, borçluya ödenemez. Fakat, bu alacağın (faiz isteminin); B.K.61.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak, genel mahkemelerde dava edilmesi ve istenmesi mümkündür.Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı araştırılıp tartışılması gerekirken, icra takibi yapmakta veya dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bahisle, davanın reddine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Takip konusu alacaklar icra tehdidi altında ödendiğinden ve davanın redle sonuçlanması durumunda İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesi mümkün bulunduğundan icra dosyasına yapılan ödemenin kesin ödeme olarak kabulü ve davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı kabul edilemez. Diğer yandan eldeki davada saklı tutulan ve dava konusu yapılmayan fazlaya ilişkin hakların reddedilmiş olması da talep olunmayan bir konuda karar verilemeyeceğinden, verilse dahi hukuki sonuç doğurmayacağından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Mahkemece yapılacak iş; işin esasını incelemek ve toplanan delilleri değerlendirerek dava konusu yapılan alacak kalemleri hakkında olumlu olumsuz karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir....

Mahkemesi tarafından verilen hükmün icra dairesi tarafından yanlış anlaşılması üzerine icranın iadesi işlemi yapılarak 381.342.TL'nin icra dosyasına ödenmesinin talep edildiğini belirterek, sözkonusu işlemin iptalini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 2004/8304 esas sayılı ipotekli takip dosyasına davalılar tarafından fazladan ödenen 43.816 TL'nin bankanın temerrüdün oluştuğu 15.4.2004 tarihinden iadenin yapıldığı 22.6.2005 tarihine kadar işleyen 20.629 TL faiz alacağı ile birlikte toplam 64.445 TL'nin bankanın icra müdürlüğüne ödediği 400.615 Tl'den tenzili sonucu geriye kalan 379.986 TL'nin ödeme tarihi olan 22.6.2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....

İcra İflas Kanunu’nun icranın iadesi başlığı altında düzenlenen 40. maddesinin 2. fıkrasında; bir ilama dayanarak takip borçlusundan tahsil edilen paranın takip alacaklısına ödenmesinden sonra, takip dayanağı ilamın bozulması ve takip konusu alacağın haksızlığının daha sonra tesis edilip kesinleşen bir hükümle ortaya konması halinde, ayrıca hükme hacet kalmaksızın takip alacaklısından icra dairesi tarafından ve gerektiğinde cebri icra yoluyla geri alınıp takip borçlusuna iade edileceği öngörülmüştür. Somut olayda davacı, davalı tarafından girişilen icra takibi sebebiyle yaptığı ödemenin, davalı yanca açılan itirazın iptali davası sonunda verilen kararın Yargıtay’ca bozulması üzerine görülmekte olan iş bu davayı açmıştır....

İİK.nun “icranın iadesi” başlığı altında düzenlenen 40.maddesinde; bir ilama dayanarak takip borçlusundan tahsil edilen paranın takip alacaklısına ödenmesinden sonra, takip dayanağı ilamın bozulması ve takip konusu alacağın haksızlığının daha sonra tesis edilip, kesinleşen bir hükümle ortaya konması halinde, ayrıca hükme hacet kalmaksızın takip alacaklısından icra dairesi tarafından ve gerektiğinde cebri icra yoluyla geri alınıp takip borçlusuna iade edileceği öngörülmüştür. Somut olayda davacı, davalı tarafından girişilen icra takibi sebebiyle yaptığı ödemenin daha sonra takibin iptaline karar verilmesi ile haksızlığının ortaya konulmuş olduğunu ileri sürerek ayrı bir icra takibi yapmış ve itiraz üzerine de iş bu davayı açmıştır....

Mahkemece; davacının İİK. 40/2 md. gereği icra dairesinden icranın iadesini isteyebileceği, davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. İcra İflas Kanunun ''icranın iadesi'' başlığı altında düzenlenen 40. maddesinde; bir ilama dayanarak takip borçlusundan tahsil edilen paranın takip alacaklısına ödenmesinden sonra, takip dayanağı ilamın bozulması ve takip konusu alacağın haksızlığının daha sonra tesis edilip kesinleşen bir hükümle ortaya konması halinde, ayrıca hükme hacet kalmaksızın takip alacaklısından icra dairesi tarafından ve gerektiğinde cebri icra yolu ile geri alınıp takip borçlusuna iade edileceği öngörülmüştür. Buna göre, bir ilam tamamen icra edildikten sonra Yargıtay'ca bozulursa, icra hemen eski haline iade edilmez....

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından ortaklarından biri tarafından şirketin feshi istemiyle asliye ticaret mahkemesinde açılan davada hükmedilen tutarın tahsili istemiyle aleyhlerine başlatılan icra takibi sonrasında, anılan şirket ortağının davasından feragat etmesi üzerine, icra müdürlüğünce "icranın iadesi ve eski haline getirilmesi"ne karar verildiğinden bahisle yatırılan teminattan tahsil edilen 1.744.066,95-TL tutarındaki icra tahsil harcının iadesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve E....sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .......

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İcra İflas Kanununun "icranın iadesi" başlıklı 40 ncı maddesine dayanılarak Mahkeme kararı üzerine ödenmiş olan vekalet ücreti, yargılama gideri ve asıl alacağın, faiziyle birlikte tahsiline ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) "İtirazın İptali" başlıklı 67 nci maddesi, 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun "Menfi tesbit ve istirdat davaları" başlıklı 72 nci maddesi, 3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun "icranın iadesi" başlıklı 40 ncı maddesi, 3. Değerlendirme Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bekletici mesele yapılan Ankara 18....

İcra (Hukuk) Mahkemesinin 18.12.2013 tarihli ve 2013/955 E., 2013/1344 K. sayılı kararı ile; ilamlı icra takibine başvurmak için bir hükmün kesinleşmiş olmasının gerekmediği, kesinleşmeden ilamlı icraya konu olamayan ilamların neler olduğunun kanunlarda açıkça belirtildiği, İİK’nın 72/5. maddesinde ilamlı icra takibine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, yalnızca İİK’nın 40. maddesine paralel olarak menfi tespit davasının borçlu lehine kesinleştiği takdirde icranın iadesi kurumunun uygulanacağını düzenlediği, somut olayda İİK’nın 72/5. maddesinde ilamlı icra takibine ilişkin herhangi bir düzenleme olmamasına rağmen, menfi tespit veya istirdat davası sonucu davacı lehine verilecek hükmün kesinleşmesi ile icranın iadesi kurumunun uygulanacağına yönelik düzenlemeden yola çıkarak ilamın kesinleşmesi şartının ilamlı icra takibinde de geçerli olduğu şeklinde bir yorum yapılamayacağı, icra tehdidi altında gerçekte borçlu olmadığı bir meblağı ödemek zorunda kalmış olan menfi tespit...

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve İİK'nın 40/2 maddesi gereğince davalının icra dosyasına ödediğini beyan ettiği parayı icranın iadesi yoluyla talep ebebileceğine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 12.029,39 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 29/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu