Öncelikle davacı işçinin işe iade başvurusunu kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 işgünlük yasal süresi içinde gerçekleştirip gerçekleştirmediği belirlenmelidir. Yasal süresi içinde işe iade başvurusu yapılmamışsa önceki fesih geçerli feshin sonuçlarını doğuracağından kıdem tazminatı için 30.9.2007 tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekmekle şimdiki gibi karar verilmelidir. Davacı işçinin işe iade başvurusu yaptığı tespit olunduğu taktirde işverence işe başlatılıp başlatılmadığı belirlenmelidir. Davacı işçi dava dışı alt işveren tarafından işe başlatılmışsa, feshe bağlı istekler olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti isteklerinin reddine karar verilmelidir....
Davalı vekili işe iade ile ilgili mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra davacının işe iade başvurusu olmadığını, sendika sekreteri ve avukatı ile gelerek tuttukları tutunağın tek taraflı ve düzmece olduğunu sonradan düzenlenmesinin mümkün olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının süresinde işe başlatılması için müracaat ettiği işyeri müdürüne müracaat ettiği, ancak işe başlatılmadığı, işe iade kararı ile belirlenen tazminat ve alacaklara hak kazandığı, bunların tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı gerekçesi ile itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir....
Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir." hükmüne yer verilmiştir. İş sözleşmesi feshedilen işçi 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde işe iade davası açarak işverence yapılan feshin geçersizliği ile işe iadesini talep edebilir. Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda feshin kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edildiği takdirde feshin geçersizliği ile işçinin işe iadesine karar verilecektir. Feshin geçersizliği ile işe iadeye karar veren mahkeme veya özel hakem aynı zamanda işçinin işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken işe başlatmama tazminatının miktarını da belirleyecektir. İş Kanununun geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçlarını düzenleyen 21 inci maddesinde işçinin işe iade davasını kazanması halinde ortaya çıkabilecek üç ihtimal ve bu üç ihtimalin sonuçları düzenlenmektedir....
Bununla birlikte işçinin ancak çalışması ile ortaya çıkabilecek olan arızi fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret ile satışa bağlı prim gibi ödemelerin, en çok 4 ay kadar boşta geçen süre içinde ödenmesi gereken diğer haklar kavramında değerlendirilmesi mümkün olmaz. Boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatı brüt olarak hüküm altına alınmalı ve kesintiler infaz sırasında gözetilmelidir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır. Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olmakla uygulanması gereken faiz yasal faiz olmalıdır....
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanununun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/ 29383 E, 2008/ 27243 K.)....
İş Mahkemesinde açılmış olan 2011/926 E. 2012/567 K. sayılı davada verilen işe iade kararının Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin ... E. ve 2014/3307 K. sayılı kararı ile onandığını, kesinleşen işe iade kararının 20.03.2014 tarihinde tebliğ alındığını, yasal süresi içinde ... Noterliğinin 21.03.2014 tarih 8922 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete işe iade için başvuruda bulunulduğunu, davalı şirkete gönderilen işe iade başvuru ihtarının 24.03.2014 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, İş Kanunun 21/1 maddesi gereği davalı şirket tarafından bir aylık yasal sürede müvekkilinin işe davet edilmediğini, davalı şirket tarafından işe iade için belirtilen bir aylık sürenin sonunda 24.04.2014 tarihinde müvekkilinin ... Şubesi İBAN: ......
Oysa işe başlatmama tazminatı işe iade sonrası işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanmalıdır. O halde yapılacak iş davacının işe iade sonrası işe başlatılmadığı tarih tespit edilerek, bu tarihte alması gereken çıplak brüt ücret belirlenip karar davacı tarafından temyiz edilmeyip davalı tarafından temyiz edildiği, davalı yararına oluşan usulü kazanılmış haklarda gözetlenerek sonucuna göre karar verilmesi" gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, bozma sonrası yapılan yargılamada, işe başlatmama tarihi 25.04.2013 olarak belirlenmiş ve bu tarihdeki çıplak brüt ücretin belirlenmesi için bilirkişiden iki ayrı ek rapor alınmıştır. 21.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilmesine rağmen Ekim 2011 tarihli ücret bordrosuna göre hesap yapıldığı işe başlatmama tarihine göre hesap yapılmadığından mahkemece 17.05.2017 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır....
K A R Ş I O Y 1.Davacı, davalı .... aleyhine açtığı feshin geçersizliğine ve .... işyerinde işe iadesine ilişkin işe iade davasının yargılaması sonucunda davanın kabulüne ve davacının .... işyerinde işe iadesine karar verilmiştir. Davacının da bu kararın kesinleşmesini müteakip süresinde işe iade başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda uyuşmazlık konusu, davacının işe iade başvurusunun usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Davacı işe iade başvurusuna ilişkin ihtarnamesini davalı .... yerine HSBC Yatırım Menkul Değerler A.Ş. adına bu Şirkete göndermiştir. Ayrıca işe iade davasında davalı olan .... vekiline de aynı ihtarname bu vekilin adresine gönderilmiştir. 3. HSBC Yatırım Menkul Değerler A.Ş adresine gönderilen tebligat .... evrak alım yetkili çalışan tarafından alınmıştır. Yine .... ile HSBC Yatırım Menkul Değerler A.Ş. adresinin aynı adres olduğu ihtilaf dışıdır. Gerek ....'...
Somut olayda işe iade davasının davacısı olan ... vekili, davacının istasyon amiri olduğunu, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, işe iade davası açtıklarını, davanın reddedildiğini, red kararının Yargıtay tarafından onandığını ve kararın bu şekilde kesinleştiğini, davacı ile aynı işyerinde çalışan ve aynı işi yapan iki istasyon amirinin de aynı nedenle işten çıkartıldığını, bu kişilerinde işe iade davası açtığını, mahkemece işe iade kararı verildiğini ve bu kararların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, bu durumun yargılamanın iadesi için bir neden olduğunu ileri sürerek, yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur....
Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir. Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır....


