"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi İnceleme konusu karar, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan kıdem tespiti ve işçilik alacakları isteğine ilişkin olup, dosyanın Yargıtay 7. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 25.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Hukuk Dairesinin bozma kararı üzerine verilen işçilik alacakları isteğine ilişkin olup, dosyanın Yargıtay 9. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 23.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi İnceleme konusu karar, hizmet tespiti ve işçilik alacakları isteğine ilişkin olup, dosyanın Yargıtay 21.Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 20/09/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Hukuk Dairesince bozma üzerine verilen işçilik alacakları isteğine ilişkin olup, dosyanın Yargıtay 22. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 13.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Davacıların iş kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi ile birlikte işçilik alacaklarının da tahsilini talep ettikleri, 25.05.2011 günlü celsede işçilik alacaklarına ilişkin davanın tefrik edilerek aynı mahkemenin esasına kaydedildiği ve yapılan yargılama sonunda da işverence yapılan ödemeler mahsup edilerek - K sayılı kararla davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle uyap kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında görülerek kesinleşen işçilik alacakları davasında sigortalının ücretinin belirlendiği ve kesinleştiği ortadadır. Kesinleşen işçilik alacakları davası ile uyuşmazlık konusu olmaktan çıkan ücretin hak sahiplerinin maddi tazminatlarının hesaplanmasında da esas alınması gerektiği ortadadır....
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru üzerine verdiği kararda: “Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere hizmet tespiti davalarıyla işçilik alacakları davaları birbirini etkileyebilecek bağlantılı davalardır. Nitekim Yargıtaya göre işçilik alacakları davasında -açılmış ise- kural olarak hizmet tespiti davasının sonucu beklenmelidir. Yine Yargıtay kararlarında her iki davanın birbirlerini etkilemesi mümkün ise de davaların niteliği gereği farklı sonuçlara varılabileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Zira hizmet tespiti davalarında -kamu düzenine ilişkin olduğundan- resen araştırma ilkesinin, işçilik alacaklarıyla ilgili davalarda ise taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle işçilik alacakları davasında verilen karar hizmet tespiti davasında kesin delil değil güçlü delil olarak kabul edilmektedir....
İş Mahkemesi'nin E: 2009/484 sayılı davasında işçilik alacakları ile birlikte iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat talabinde bulunmuş ve yerel mahkemece işçilik alacakları ile maddi tazminat istemlerinin birlikte görülemeyeceği gerekçesi ile işçilik alacakları bu dosyadan tefrik edilerek eldeki davada görülmeye devam edilmiştir. Maddi tazminat istemi ... 5. İş Mahkemesi'nin E:2009/484 sayılı dava dosyasında görülmesine karşın mahkemece karara bağlanması ve bu nedenle davacı taraf aleyhine hükmedilmesi hatalı ise de, yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir....
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, haklı fesih iddiasının sabit olmadığı, ödemenin ceza dosyası için yapıldığı, davalı tarafın ödemenin işçilik alacakları için yapıldığı iddiasını ispatlayamadığı, bu belgede işçilik alacakları ibaresi bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir....
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar....
Prime esas kazanç tespiti davası kamu düzeninden olduğuna göre kural olarak işçilik alacakları davasında saptanan ücret, prime esas kazanç tespiti davasında kesin delil niteliğinde kabul edilemez. Ancak bu işçi ile işveren arasında kesinleşmiş ve tahsil edildiğinde anılan ücret, fazla mesai, tatil ücret alacakları gibi alacaklarda sigorta primi kesintisi yapılarak kuruma ödeneceğinden, bir anlamda prime esas kazanç dolaylı olarak belirlenmiş olacaktır. Dolayısı ile unsur etkisi yaratarak kuvvetli(ciddi) delil niteliğinde kabul edilmesi kaçınılmazdır. İşçilik alacakları davasında tespit edilen ücretin, prime esas kazanç tutarı olarak kabulü gerekir(Y. HGK. 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar). Nitekim Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru üzerine verdiği kararda: “Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere hizmet tespiti davalarıyla işçilik alacakları davaları birbirini etkileyebilecek bağlantılı davalardır....


