"İçtihat Metni"Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi vekili, Ödemiş 2.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında, 31.7.2007 tarihinde, müvekkiline ait işyerinde haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, haczin kaldırılması ile icra inkar tazminatı talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haczin, borçlunun daha önce ödeme emri tebliğ edilen adresinde gerçekleştirildiğini, haciz anında bulunan ve mahcuzların yediemin olarak bırakıldığı kişinin borçlu şirketin ortaklarından ...'nun oğlu olduğunu, haczedilen malların borçluya ait olduğunu savunarak davanın reddi ile icra inkar tazminatı istemiştir. Davalı borçlu Orsey Ltd.Şti, davaya cevap vermemiştir....
Mahkemece, haciz tarihinde talebe konu edilen şirket hissesinin ticaret sicilde borçlu adına kayıtlı olduğu, üçüncü kişinin takipte taraf olmadığı, bu nedenle aktif dava ehliyeti bulunmaması nedenleriyle talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, olayların hukuki nitelendirmesini kendisi yapar. Üçüncü kişinin başvurusu istihkak davası niteliğindedir. Dilekçede aynı zamanda şikayetten söz edilmesi HMK'nin 33. maddesi uyarınca "Hukuki tavsif hakime aittir" kuralını değiştirmez....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (3.kişi) vekili, ...İcra Müdürlüğünün ... Tal. sayılı dosyasından, müvekkilinin adresinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu ve icra takip borçlusu ... ile hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını belirterek, istihkak iddiasında bulunmuş ve haksız olarak yapılan haczin kaldırılması ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir....
KARAR Davacı 3. kişi vekili, 24.12.2013 tarihli haciz işleminde müvekkiline ait malların haczedildiğini öne sürerek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; takibin haricen tahsil ile sona erdiği, davanın konusuz kaldığı, ancak İcra Müdürlüğünce hacizlerin kaldırılması ve menkullerin ilgililere teslimiyle ilgili yazının yazılmamış olduğu, ibraz edilen faturalar ve iş makinası tescil belgeleri uyarınca mahcuzların mülkiyetinin davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. İstihkak davalarında, geçerli bir haczin varlığı davanın ön koşullarından biridir. Haczin mevcut olup olmadığının, mahkemece, davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin mülkiyetin tespitine ilişkin ilamında bu haczin kaldırılması yönünde verilmiş bir karar da bulunmadığına göre; salt tespit hükmü içeren karara dayanarak ihalenin feshi isabetsizdir. Öte yandan, haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumuna etkisi olmaz. Tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımaması halinde, tescil kararı hacizden sonra verildiğinden, haczin kaldırılması istemi 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir ve bu karar sebebiyle ihalenin feshine karar verilemez. O halde mahkemece, şikayetçinin sair fesih iddiaları incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın trafik kaydına haciz konulmasından önce noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetin davacıya geçtiği“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1)Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. Dava dilekçesinde iki ayrı takip dosyasından konan haczin kaldırılması istenmiş, dosya numaralarından bir tanesi elle sonradan eklenmiş, ilave bu yazı parafla onaylanmamıştır. Davanın kabulüne yönelik hükmün ise hangi icra takip dosyası ile ilgili olduğu anlaşılamamaktadır. Diğer yandan Mahkemece peşin harç olarak bir tek maktu harç alınmış olması da bir icra takip dosyasına yönelik istihkak iddiası ile ilgili inceleme yapıldığı izlenimini uyandırmaktadır....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; meskeniyet şikayetinin yalnızca borçlu tarafından yapılabileceği, üçüncü kişinin şikayet hakkı bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi üçüncü kişi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayet konusu hacizli taşınmazın aile konutu olduğu, Anayasa Mahkemesinin ilgili kararına göre borçlunun eşi olan şikayetçinin taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması için şikayet hakkı bulunduğu ileri sürülmüştür. C....
Somut olayda, dava konusu 09.07.2015 tarihli haciz sırasında üçüncü kişi vekili hazır bulunmuş ve 13.07.2015 tarihli dilekçesi ile, istihkak iddiasını yinelemiş, ... 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 15.07.2015 tarihli ve 2015/ 506 Esas, 2015/ 462 Karar sayılı kararı ile takibin devamına, üçüncü kişinin istihkak davası açmakta muhtariyetine karar verilmiştir. Eldeki dava ise, 22.07.2015 tarihinde açılmış, takip dosyası ve dava dosyası içerisinde takibin devamına ilişkin kararın davacı üçüncü kişiye tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası görülmemekle birlikte, takibin devamı kararının verildiği 15.07.2015 tarihinden itibaren yedi gün içinde 22.07.2015 tarihinde dava açılmış olduğundan, Mahkemenin 09.07.2015 tarihli haczin davacıya bildirildiği tarihten itibaren yedi günlük yasal sürede davanın açılmadığı şeklindeki gerekçesi hatalı olmuştur....
Dolayısıyla bu dosyada dava konusu haczin konulması ile hedeflendiği gibi aracın satılarak bedelinden de alacağın karşılanması mümkün olmayacaktır. İİK'nun 97/7 maddesi uyarınca istihkak davaları, haczedilen şeyin satılıp bedeli alacaklıya verilmesinden önce açılması gerekir. Şeklen haciz devam etse bile İcra Müdürlüğü’ne yapılacak bir başvuru ile her zaman kaldırılmasını istemek, bununla ilgili verilen kararlara karşı da şikâyet yoluna başvurmak mümkündür. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre davanın açıldığı tarih itibarı ile aynı alacaklının diğer takip dosyasından mahcuzu sattırıp bedeli alındığına göre üçüncü kişinin istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Aynı durum her iki takip dosyası yönünden de mevcut ise de diğer takip dosyası kesinlik sınırında kaldığından ele alınamamıştır. Bu durum davanın açıldığı tarih itibarı ile mevcut olduğuna göre üçüncü kişinin istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır....
Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. Davacı üçüncü kişi icra dosyasına istihkak iddiasında bulunmuş, davalı alacaklı taraf buna itiraz etmiş, dava açıldıktan sonra da haczin kaldırılması yönünde bir girişimde bulunmadığı gibi davayı kabul de etmemiştir. Açılan tasarrufun iptali davasının ise feragat ile sonuçlandığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Somut olayda 1086 sayılı HUMK’nun 94/2. (6100 sayılı HMK’nun 312/2) maddesinde aranan koşular gerçekleşmediğine göre, davalı alacaklının davanın açılmasına neden olduğunun kabulü gerekir....


