Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanununun 386.maddesinde yer alan “Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.” düzenlemesi kapsamında bir tüketim ödüncü sözleşmesine dair olduğu değerlendirilmiştir.(İstanbul BAM 37 .HD. 2021/102-1005) Bu kapsamda; davacının tacir olmayan gerçek kişi olması, somut olayın niteliği itibariyle, işlemin TTK.nın 4.maddesi kapsamında bir ödünç para verme işi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmaması, dolayısıyla davanın mutlak bir ticari dava olmadığı, davacının tacir olmaması nedeniyle, eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin TBK.386 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 13. HD....
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı yan ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu davalı şirkete çeşitli tarihlerde ödünç para verdiğini, ödünç verdiği paranın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır. TBK'nun 386. maddesinde tüketim ödüncü sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanında aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Davacının işbu davaya konu iddiası karşısında taraflar arasında ileri sürülen ilişki tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Tüketim ödüncü sözleşmesi uyarınca verilen ödüncün geri verme zamanı ise TBK'nun 392. maddesinde hükme bağlanmıştır....
Doğrudan kazanç karşılığı ödünç para verme şeklinde işlenen tefecilik eylemlerinde, faiz karşılığı ödünç para veren ve faiz karşılığı ödünç para alan olmak üzere iki boyutlu bir ilişki bulunmakta iken, POS tefeciliği suretiyle işlenen tefecilik eylemlerinde faiz karşılığı ödünç para veren, faiz karşılığı ödünç para alan ve bilgisi dışında garantör olarak kullanılan banka olmak üzere üç boyutlu bir ilişki bulunmaktadır. Gerçekten de POS tefeciliği eylemlerinde, faiz karşılığı ödünç para almak isteyen kart hamili önce ödeyeceği faiz tutarı ile ödünç para miktarının toplamından oluşan bedeli kredi kartı kullanmak suretiyle banka aracılığıyla teminatlandırarak tefecilik yapan üye işyeri sahibinden faiz karşılığı ödünç para almakta, tefecilik yapan üye işyeri sahibi de bu şekilde teminatlandırdığı faiz ve ödünç para miktarının toplamından oluşan bedeli yine banka aracılığıyla tahsil etmektedir....
K A R A R Davacı, davalı ile imzalanan sözleşmeye göre davalının 4.817,56 kg kepek ödünç aldığını, kepeğin kilogramının 0,25 TL üzerinden belirlenerek faturalandırıldığını, davalının 707.000,00 TL ve 626.000,00 TL'yi güvence amacıyla ödediğini, ancak sözleşmenin satış sözleşmesi olmayıp tüketim ödüncü sözleşmesi olduğunu, davalıya verilen kepek karşılığında davalıdan alınan bu paranın teminat niteliğinde olduğunu, sözleşmeye göre davalının teslim aldığı kepeği 31.12.2011 tarihine kadar teslim edeceği, teslim yaptığı oranda kendisine iade ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, davalıya gönderilen 23.8.2011 tarihli ihtarnameye rağmen kepek iadesi yapmaya başlamadığını, davalının ödünç aldığı kepeği iade etmediğinden 3. kişilerden 0,415 TL birim fiyat üzerinden kepek almak zorunda kaldığını, bu fiyatın davalının en son teslim tarihi olan 31.12.2011 tarihindeki birim fiyat olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatın ise 0,25 TL olup, kg başına 0,165 TL zarar ettiğini ileri sürerek;...
Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 21.01.2010 gün ve 72-19 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Taraflar arasındaki uyuşmazlık ödünç akdinden kaynaklanmış olup, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunmadığından kararın temyizen incelenmesi görevi Yargıtay Yüksek 13.Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 13.Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 27.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; davaya cevap dilekçesinde yargılama giderleri ile vekâlet ücretine ilişkin bir açıklamada bulunmamasına rağmen, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, müvekkilinin hukuki müzayaka durumunun araştırılmadığını, imzalanan sözleşmenin de haciz baskısı altında imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmede zilyetliğin devrinin kararlaştırıldığını, mülkiyetin devrine ilişkin herhangi bir sonuca varılamayacağını, dava konusu makinenin şirket envanterinde de kayıtlı olduğunu, bu bakımdan karine olarak mülkiyetin müvekkili firmanın üzerinde olduğunun kabulü ile hareket edilmesi gerektiğini, davalının bunun aksini ispat edemediğini, tarafların yalnızca icra inkar tazminatı ile avukatlık ücreti noktasında karşılıklı ibralaştıklarını, diğer haklardan feragat edilmesinin arzu edilmediğini, yapılan sözleşmenin ödünç sözleşmesi olup olmadığı, teminat gayesiyle mi ifa gayesiyle mi yapıldığına ilişkin hiçbir değerlendirme...
Davalı; taraflar arasında bir ödünç sözleşmesi olmadığını, davacının kendi adına aldığı derilerin karşılığında ödeme yaptığını, davacının sunduğu makbuzda da ... adına ödeme yapıldığına dair tek bir kayıt olmadığını, davacının bedelini ödediği derilerin Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/676 E. sayılı dava dosyasına konu olan deriler olduğunu, davacının dava dışı Selahattin Yiğit’e yaptığı ödemeler karşılığında aldığı derilerin işlenmek üzere işyerine getirildiğini, kendisi adına yapılan bir ödeme olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir....
Maddenin gerekçesinde de davacının dava dilekçesinde belirttiği dava sebebini değiştirebileceği, örneğin; daha önce belirttiği ödünç sözleşmesi sebebini değiştirip, sebepsiz zenginleşme sebebine dayanabileceği, daha önce istediği Ellibin Türk Lirasını Yüzbin Türk Lirasına çıkarması mümkün olduğu gibi, aynen talep ettiği otomobilden vazgeçip, ıslah yolu ile değerini isteyebileceği yahut otomobilden tümüyle vazgeçip, ıslah yolu ile bilgisayar istemesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Kanunun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesine göre davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Davacı, davasını değiştirmek için tam ıslah yoluna başvurmakla, ıslahla talep sonucu yahut dava sebebi değiştirilebilir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı,79 ada 78 parsel sayılı taşınmaz miras bırakanı annesine ait iken murisin ölümü üzerine satılması kararlaştırılınca ihaleye katılarak satın aldığını,ancak ödeme yapabilmek için davalıdan ödünç para aldığını, davalının da buna karşılık kendisinden senet alıp,noter de satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, davalının ödünç verdiği parayı tahsil ettiği halde satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptal tescil davası açtığını, bu dava redle sonuçlandığı halde yeniden aynı nitelikte dava açarak taşınmazın 1/2 payının adına tescilini sağladığını, yapılan tescilin Borçlar Kanununun 18 ve 20. maddesi hükümleri gereğince batıl olduğunu ileri sürüp davalı adına olan 1/2 payın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir....
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada tüzel kişiliği bulunmayan banka şubesine husumet yöneltildiğini, şubenin taraf ehliyetinin bulunmadığını, hükme esas alınan 15.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacıdan tahsil edilen erken kapama komisyonu tutarı hesaplanırken iki farklı hesaplama yöntemi kullanıldığını, diğer bankalardan sorulan ortalama erken kapama komisyon oranının (%4,6), müvekkili bankanın komisyon hesaplamasında kullandığı formüle uygulayarak hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili banka tarafından davaya konu erken kapama işlemi yapılırken, ödenmeyen her taksit sonrası ilgili dönemde biriken faiz ve BSMV, anapara riski üzerine eklenerek bir sonraki taksit için faiz olarak hesaplandığı yani bileşik faiz uygulandığını, faize faiz yürütülmesinin hukuki dayanağının davacı ile imzalanan ve ticari nitelikte ödünç sözleşmesi olan genel kredi sözleşmesi olduğunu; ancak Mahkemenin kanuni dayanağı olmaksızın bileşik faiz talebinin taraflar arasında...


