Geçici İş İlişkisi (Ödünç İş İlişkisi) 4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen yeni bir sözleşme türüdür. Üçlü bir şekilde ortaya çıkar. Şirket topluluklarında veya holdinglerde vasıflı işgücü ihtiyacının karşılamasına yöneliktir. Buna göre, İşveren devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur. 4857 sayılı Yasa'nın 7/1. maddesinde geçen "Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olur." hükmünden de anlaşılacağı üzere ödünç iş ilişkisinin temeli, işveren (ödünç veren işveren) ile işçi arasında önceden kurulmuş bir iş sözleşmesi ilişkisidir....
dur, yine ilk açılan davada davalı ... tarafından 23.03.2011 tarihli celsede yemin beyanında bulunulmuş olup davalı tarafından senetlerin ödünç sözleşmesi karşılığında alındığı 02.03.2009 tarihli sözleşmenin teminatı olmadığı, şirket hissedarı da olmadığı şeklinde yemin edilmiştir. İlk dava yönünden taraflar arasında sözleşme ilişkisinin olmadığına yönelik yapılan tespit eldeki dava bakımından da kesin delil teşkil etmektedir. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ispatlanamaması nedeniyle iş bedeli alacağı yönünden de davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur....
B.İstinaf Sebepleri Davalı alacaklı istinaf başvurusunda; yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu, mahkemeler tarafından davanın esasına girilmeden önce incelenerek karar verilmesi gerektiği, mahkemenin karardan önce davanın esasına girerek, takip dosyasından gönderilen tebligatın usulsüzlüğüne karar verdiği ve ardından davacı vekilinin yetki itirazını kabul ettiği, mahkeme tarafından yetkiye ilişkin verilen yetkisizlik kararından sonra davanın esasına girerek karar vermesinin mümkün olmadığı, alacaklının, davacıdan 03.03.2018 tarihli ödünç sözleşmesi gereğince aldığı kambiyo senetleri nedeniyle alacaklı olduğu, taraflar arasında düzenlenen ödünç sözleşmesinde ve senetlerde yetkili icra dairesinin kararlaştırıldığı, senetlerin vadesinde ödenmemesi nedeni ile açılacak olan icra takiplerinde ......
maddesinde ön görülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının gerek hile iddiasını gerekse paraların ödünç sözleşmesi ile verildiği iddiasını usulüne uygun yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, mahkemece verilen tedbir infaz edildiğinden takip konusu alacak tutarı olan 10.000,00 TL’nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2) Mahkemece verilen davanın süreden reddine dair ilk karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra önceki karara direnir şekilde bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğine dair gerekçe oluşturularak karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Geçici iş ilişkisi (Ödünç İş İlişkisi) 4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen yeni bir sözleşme türüdür. Üçlü bir şekilde ortaya çıkar. Şirketler topluluğunda veya holdinglerde vasıflı işgücü ihtiyacının karşılanmasına yöneliktir. Buna göre, işveren devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur. 4857 sayılı Yasa'nın 7/1. maddesinde geçen "Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olur." hükmünden de anlaşılacağı üzere ödünç iş ilişkisinin temeli, işveren (ödünç veren işveren) ile işçi arasında önceden kurulmuş bir iş sözleşmesi ilişkisidir....
K A R A R Davacı, ölünceye kadar bakması karşılığı davalıya gayrimenkul ve ödünç 532 gram altın verdiğini, davalının edimini yerine getirmediği gibi aldığı altını da iade etmediğini öne sürerek, 532 gram altın karşılığı olan 8.714.160.000 TL'nın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının bakıcısı değil, gayriresmi eşi olduğunu altın ve garimenkulü evlenme karşılığı verdiğini, evlilik hediyesi olarak verdiği altınları yaylada ev yaptırıcağından bahisle elinden alıp bozdurduğunu, belge içeriğini bilmediğini, sahte olduğunu, hukuki geçerliliği de bulunmadığını bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davacı tarafından davalıya ödünç olarak vverilen 532 gram altın karşılığı 8.714.160.000 TL'nın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. "Ölünceye Kadar Bakım Vaadi Sözleşmesi" başlıklı 22.9.2000 tarihli belgede (...Ayrıca hastalığı için gerek olması durumunda ...'...
Gerek davacının dosyaya sunduğu 13.08.2023 tarihli Kredi Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin incelenmesinde ve gerekse, tanıma ve tenfizi istenen 05.11.2020 tarihli hakem kararının incelenmesinde, taraflar arasındaki ilişki bir kredi ilişkisi olarak nitelendiği görülmektedir. Sözleşmede ödünç verilen ana para, faizi ve geri ödeme usulü ile ödünç verilen paranın ne amaçla kullanılacağı detaylı bir şekilde izah edilmiştir. Hakem kararının incelenmesinde de aradaki ilişki bir kredi sözleşmesi olarak nitelenmiş ve hüküm de kredi sözleşmelerine münhasır ana para ve faize mütedair kurulmuştur. Tanıma ve tenfiz yargılamasına bakan mahkemenin, MÖHUK ve sair mevzuat muvacehesinde, yabancı mahkeme/hakem kararlarını tadil etme, tavsifi değiştirme gibi bir yetkisi yoktur. Tanıma ve tenfiz yargılamasına bakan mahkemenin görevi temelde 5718 sayılı yasanın 62. maddesindeki red sebeplerinin olup olmadığını irdelemek ve 4686sayılı MTK hükümlerine göre tanıma ve tenfiz talebini kabul ya da reddetmektir....
Davalı vekili; iddiaların doğru olmadığını, takip konusu bononun davacı borçluya müvekkilince verilen ödünç para karşılığı düzenlendiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 02/06/2011 NUMARASI : 2010/43 Esas, 2011/138 Karar SUÇ : Tefecilik Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanığın mağdura faiz karşılığı ödünç para verdiği sabit kabul edilerek tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmişse de; ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2), sanığın aşamalarda değişmeyen savunmaları, mağdurun borç para aldığına ancak sanığın faiz istemediğine ilişkin beyanları, sanık ile mağdurun akraba olup aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunan kişiler arasında önemli miktarlardaki paranın karşılıksız...
gerekir. 2-Davacı, davalı ile aralarındaki “Hususi İş Ortaklığı Sözleşmesi”nden kaynaklanan alacaklarının yanında ayrıca araç satın aldığı sırada davalıya 35.000 TL ödünç para gönderdiğini ileri sürerek, bu konudaki alacağının da hüküm altına alınmasını talep etmiş, davalı ise paranın, araç alımı için gönderildiğini kabul etmekle birlikte, gönderilme nedeninin ödünç değil, daha önceki bir borcun ifası olduğunu savunmuştur....


