OLAY VE OLGULAR 1.Dava konusu olay, olay tarihinde, başka suçtan dolayı yakalanan sanığın üst aramasında esrar maddesi ele geçirildiği iddiasına ilişkindir. 2.Suç tarihinde, hakkında yapılan şikayet nedeni ile kolluk güçleri tarafından yakalanan sanığın, Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde yapılan üst aramasında pantolonunun sağ cebinde esrar olduğu değerlendirilen maddenin ele geçirildiğine dair olay tutanağı dosyada mevcuttur. 3.Keşan Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/308 Değişik İş sayılı kararı ile suça konu maddeye el konulmasına karar verilmiştir. 4.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün raporu ile ele geçen yeşil renkli toz maddenin esrar olduğu ve netinin 2 gram olduğu belirlenmiştir. 5.Sanığın yüzüne karşı verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın 23.12.2012 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, kararın infazı için Edirne Denetimli Serbestlik Müdürlüğü çağrı yazısının, 22.01.2013 tarihinde doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğ edildiği...
E. sayılı icra takibi başlatıldığını, icra takibinin şeklen kesinleştiğini ve haciz işlemleri başlatılmış olsa da müvekkil firmaya yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğundan taraflarınca Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2022/597 esas numarası ile usulsüz tebligat nedeniyle şikayet davası açıldığını, açılan davanın derdest olduğunu, takibe dayanak belge olarak yer alan faturaların düzenlenmesinin temel sebebi olan satış sözleşmesinde taraflar açıkça tebligat adreslerini belirttiklerini, davalı ile imzalanmış olan sözleşme uyarınca müvekkile ait tebligat adresi "Maslak Mah. AOS 55....
Maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinde bulunduğunu, müvekkil adına çıkarılan tebligat muhtara teslim edilmiş olup, müvekkilin o dönem evde bulunmaması nedeniyle birinci haciz ihbarnamesinden haberi olmadığını, bunun üzerine davalı alacaklı şirket vekili müvekkil adına ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinde bulunulmuş olup ilgili icra dairesince normal tebligat yapılmaksızın Tebligat Kanunu 21/2 maddesi uyarınca tebligat yapıldığını, müvekkil bu evrakın varlığından haberdar olmadığı için buna da itiraz edemediğini, müvekkilin ikinci haciz ihbarnamesine de itiraz edememesi üzerine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmiş bu ihbarname de doğrudan 21/2 gereğince muhtara teslim edildiğini, müvekkil bu tebligata konu evrakın içeriğini 29.09.2023 tarihinde öğrendiğini, ikinci haciz ihbarnamesinin tarafına gönderildiğini üçüncü haciz ihbarnamesini okuyunca öğrenmiş olan müvekkil adına, ikinci haciz ihbarnamesinin usulsüz tebligat yapılması nedeniyle süresinde ilgili icra...
var sayfasında... ürünlerinden kaynaklı alerji, kabarcık şikayetleri vb. birçok şikayet bulunduğu görüleceğini,Yargıtay 11....
Belli günde davacı vekili Av. ... ile katılma yoluyla temyiz eden davalılardan ... ve ... vekili Av. ... gelmiş, tebligata rağmen başka gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, müvekkili kooperatifin önceki dönem yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, kooperatifin amacına uygun olmayan taşınmaz mal satın almak, kooperatife ait parayı kooperatifin faaliyeti dışında kullanmak ve kooperatif kayıt ve defterlerinin usulsüz tutulması nedeniyle kooperatifin zararına neden olduklarını ileri sürerek, şimdilik 584.476,39 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır". 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, borçlunun bilinen en son adresine Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade gelmesinden sonra Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligat yapılması gerekirken, dava dosyası kapsamında sanığın mernis adresine doğrudan gönderilen duruşma davetiyesi tebligatının usulsüz olduğu dikkate alınmadan yokluğunda yargılama yapılması, 2-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih, 2011/505, 509, 513 E, 21/02/2012 tarih, 2011/506, 510, 511, 621 E sayılı kararlarında...
Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır.Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur." şeklinde, İİK.223/3.maddesinde;"........ İflas masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığınca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 08/03/2017 tarih ve ... Es. ... Kar....
Ancak davacı bu iddialarına karşılık tebligatların usulsüz olduğu iddiası ile herhangi bir şikayet davası açmamış olduğunu. Bu halde tebligatların usulüne aykırı olup olmadığının iş bu yargılamada tartışılması imkanı kalmamış olduğunu. Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas ve 1991/344 Karar sayılı ilamında;"...usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir" denildiğini. İİK'nun 16/1. maddesi gereğince şikayetin öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede yapılması zorunludur. Bu şekilde bir itiraz olmaması halinde tebligatlar geçerli ve usulüne uygun kabul edilecek olup iş bu mahkemede tebligata ilişkin inceleme yapılması mümkün olmadığını. Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 12.12.2019 tarih ve 2019/5969 sayılı kararında; "Dava, menfi tespit istemine ilişkindir....
Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ---- sayılı dosyasında müvekkili aleyhine 89/1, 89/2 haciz ihbarnamesi gönderildiği, müvekkilinin süresi içinde cevap vermediği gerekçesiyle 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalılardan------icra dosyasının borçlusu diğer davalı ---------- sayılı icra dosyasının alacaklısı olduğu tespit edildiği, müvekkilin ise icra dosyasında 3. kişi olup takibin tarafı olmadığını, söz konusu 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamesine ilişkin tebligatların müvekkilinin genel merkezine yapılmadığı aynı apartmanda zemin katta mukim mağazaya tebliğ edildiği ve 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerinin mağaza satış destek elemanı --- tebliğ edildiğini, -------sayılı dosyası ile usulsüz tebligata ilişkin şikayet davası da ikame edildiği, borçlu konumunda bulunan ---- hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığı gibi ------ müvekkilden hiçbir hak ve alacağı olmadığını, söz konusu...
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenip güvence altına alınmıştır. Anılan düzenleme uyarınca kişiler gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hal ve yetkilerine sahiptir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda şikayet edilenin cezalandırılması veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir.(Yargıtay 4.HD. 19.10.2020 T.,2020/2851 E.,2020/3480 K.) Konya 3....


