, mahkemece, usulsüz tebliğ şikayetinin adrese yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'nun 10.maddesine uygun olduğu belirtilerek reddine karar verildiği kararın borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 2017/1119 Esas 2017/2681 Karar 27.02.2017 tarihli ilamı ile "Somut olayda; asıl şikayet dosyasında borçlu vekili, ödeme emri tebligatının usulsüzlüğü ile takip talebi ve ödeme emri ekinde takibe dayanak belgelerin bulunmaması sebebiyle takibin ve ödeme emrinin iptali talebinde bulunmuş, mahkemece; tefhim edilen kısa kararda, “asıl dosyada tebliğ tarihinin düzeltilmesi talebinin reddine” karar verilmiş, gerekçeli kararda ise; asıl şikayet dosyasındaki her bir talebin neden reddedildiğine dair gerekçe oluşturarak, “şikayetin reddine” hükmedilmek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiği, mahkemece çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak asıl dosya olan usulsüz tebliğ şikayeti...
Somut olayda, şikayet edene hesap kat ihtarı tebligatı yapılmış olmakla, her ne kadar tebligat usulsüz ise de borçlu tarafından en geç icra emri tebliğ tarihinde bu husustan haberdar olunduğu nazara alındığında şikayet süresinde olmadığı gibi, borçlunun dava dilekçesinde getirdiği kat ihtarnamesine ilişkin tebligat usulsüzlüğü şikayetini, istinaf başvurusunda ileri sürmediği görülmüştür. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen kat ihtarı tebligatı usulsüzlüğü değerlendirilemeyeceğinden borçlunun istinaf dilekçesi içeriği gözetilerek sair istinaf sebeplerinin incelenmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6....
İcra Hukuk MahkemesiTARİHİ : 16/02/2009NUMARASI : 2009/152-2009/134 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:İcra mahkemesi verilen şikayet dilekçesinde, ödeme emri tebligatının usulüne uygun olarak yapılmadığı ve tebligatın 27.1.2009 tarihinde haberdar olunduğu açıklanmıştır. İncelenen tebligat parçasında tebliğ işleminin 7201 Sayılı Yasanın 21.maddesine göre yapıldığı yazılı olmasına rağmen, Tebligat Tüzüğü'nün 28.maddesinin uygulanmadığı görülmüştür.Tüzüğün anılan maddesine göre, muhatabın adreste neden bulunmadığı, komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları v.s. ...
Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu vekili şikayet dilekçesinde; ödeme emri tebliğ evrakının borçlu ile ilgili bulunmayan adrese ve şirket çalışanı olmayan kişiye usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek ödeme emri tebliği tarihinin iptali ile öğrenme tarihinin 16.03.2021 olarak düzeltilmesini talep etmiştir. II....
ŞİKAYET Borçlu şikayet dilekçesinde; ödeme emri tebligatının Tebligat Kanunu'nun 16 ncı maddesine göre annesi Kerime Sipahi imzasına tebliğ edildiğini, tebliğ adresinde annesi ile birlikte ikamet etmediğini, adresinin farklı olduğunu ileri sürerek usulsüz tebliğ şikayetinin kabulüne, takipten 26.05.2021 tarihinde haberdar olduğunun tespitine, takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı cevap dilekçesinde; borçluya yapılan tebligatın usul ve yasaya uygun olduğunu, borçlunun mernis adresi ile fiilen oturduğu adresin farklı olduğunu, borçlunun bilinen adresine yapılan tebligatın TK'nin 16 ncı maddesine uygun olduğunu belirterek şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir. III....
Öte yandan, ihalenin feshini isteyen şikayetçi, - Kıymet takdir raporunun usulünce tebliğinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesi nezdinde, kıymet takdir raporunda belirlenen değeri şikayet edip, icra mahkemesince alınan bilirkişi raporunu kabul etmeyip buna yönelik iddialarını ihalenin feshi şikayetinde sürdürmesi, - Kıymet takdir raporunun usulsüz tebliğ edildiği ve ihale sürecinden haberdar olmadığı iddiası ile birlikte ihale konusu şeyin icra müdürlüğünce yaptırılan kıymet takdirine ilişkin rapora ihalenin feshi şikayetinde itiraz edilmesi, - İhalenin feshi şikayetini inceleyen mahkemece, kıymet takdirine yönelik yapılan şikayet neticesinde, icra müdürlüğünce alınan kıymet takdir raporuna ait keşif tarihi esas alınarak ihale konusu edilen şeyin değerinin ihale bedelinin üstüne olduğunun anlaşılması halinde “zarar unsurunun” gerçekleştiği kabul edilerek hem ihale konusu şeyin ihale bedelinin altında bir muhammen bedelle ihaleye çıkartılması hem de satış ilanı tebligatının usulsüz...
HMK'nun 119/1-e maddesi uyarınca; şikayetçi, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları şikayet dilekçesinde göstermek zorundadır. Aynı Kanun'un 25. maddesi hükmüne göre de; hakim, şikayet dilekçesinde bildirilen vakıalarla bağlı olup; ileri sürülmeyen maddi olayları kendiliğinden gözetemez. Somut olayda; borçlu, şikayet dilekçesinde, kıymet takdir raporu tebligatının usulsüz olduğunu ileri sürmediği halde, mahkemece, borçlunun şikayet dilekçesinde dayandığı vakıaların dışına çıkılıp, re'sen dikkate alınacak hususlar kapsamında da olmayan tebligat usulsüzlüğü nedenine dayalı olarak, kıymet takdir raporunun borçluya usulüne uygun tebliğ edilmediği, dolayısı ile kıymet takdiri kesinleşmediği,ihalenin feshi aşamasında aşamasında kıymet takdirine itirazın değerlendirilebileceği, bilirkişiden alınan rapor içeriklerine göre borçlunun kıymet takdirine yönelik itirazının yerinde olduğundan bahisle ihalenin feshine karar verilmesi doğru değildir....
Burada dikkat edilmesi gereken husus; asıl borçlu murisin, itiraz (şikayet) hakkının olup olmadığıdır. Takip dosyası incelendiğine; borçlu murise ödeme emrinin 29.01.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emri tebliğ işlemi ile takip dosyasının, muris ve mirasçılar tarafından önceden öğrenildiğine dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.Bu sebeple asıl borçlu murisin, kendisine yapılan ve usulsüz olduğu iddia edilen ödeme emri tebliği ile ilgili yasal süresi içerisinde şikayette bulunmadığı kabul edilemeyeceğine göre, mirasçıların da öğrenme tarihinden itibaren tebligat usulsüzlüğü şikayetinde bulunma hakkı vardır....
verildiği anlaşılmaktadır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat, selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır....
Her ne kadar somut olayda, feshi istenilen ihaleye konu şirket hisselerinin, muhammen bedelinin yüzde yüzünün üzerinde satıldığı ve dolayısıyla satış bedelinin, hisselerin muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmakta ise de, kıymet takdiri tebliğinin usulsüz olması karşısında kıymet takdirinin kesinleşmediği ve borçlunun şikayet dilekçesinde kıymet takdirine itiraz ettiği görülmektedir....


