Kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte itiraz ve şikayeti düzenleyen İİK.'nun 172. maddesinde; “Ödeme emrine itiraz veya şikayet etmek istiyen borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde her türlü itiraz veya şikayetini sebepleri ile birlikte diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla dilekçe ile icra dairesine bildirmeye mecburdur. Bu dilekçenin bir nüshası derhal alacaklıya tebliğ olunur.” denilerek itiraz ve şikayetin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra dairesine bildirilmesi gerektiği açıklanmıştır. İİK.'nun 173. maddesinde de itiraz ve şikayet olunmaması hali düzenlenmiştir. Somut olayda; kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte borçlu mahkemeye başvurarak sair şikayeti ile birlikte imzaya itiraz iddiasında bulunmuş olup anılan itiraz ve şikayetlerin takip yoluna göre İİK.'nun 172. maddesi gereğince icra dairesine yapılması gerekir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ordu İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü....
İcra Dairesi’nin 2014/560 E. sayılı dosyası ile 43.500 TL asıl alacak ve fer'ileri için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası içeriği, borçlular tarafından sunulan ödeme belgesi içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, icra takibine konu senetlerin bono vasfında oldukları, bonoların üzerinde teminat senedi olduklarına ilişkin bir ibarenin bulunmaması, alacaklının posta çeki hesabına yapılan ödemelerin takibe konu bonolar ile bir bağlantısı bulunduğunun borçlular tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle borçluların borca itirazlarının reddine karar verilmiştir. İİK'nun 170/a maddesi hükmü uyarınca, “...İcra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet ve itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı...” hususlarını re’sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir....
Diğer taraftan, borçluların başvurusu, bu hali ile borca itiraz niteliğinde olup, borca itirazın ise; takibin şekline göre uygulanması gereken İİK.'nun 62/1. maddesi uyarınca, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal yedi günlük süre içerisinde icra dairesine yapılması zorunludur. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, icra takibinin şekline göre; borçluların borca itirazlarını icra müdürlüğü yerine icra mahkemesine bildirmelerinin gereksiz ve geçersiz bir işlem olduğu ve hukuki sonuç doğurmayacağı nazara alınarak, takibin iptaline yönelik istemin reddi ile karar sonucuna göre borçluların ilk derece mahkemesi kararına yönelik incelenmeyen diğer istinaf nedenleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, istemin kabulü ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
un imzası bulunduğunu, çek tüm yasal unsurları taşımakta ve kambiyo senedi vasfına haiz olduğunu, öncelikle dava konusu çekin icra takibine konu yapıldığı .... İcra Dairesi 2018/......
Buna göre borçlunun İİK.nun 168.maddesinde yazılı yasal 5 günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının ve dolayısıyla alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir.6102 Sayılı TTK'nun 776/1-e maddesi gereğince bonoda lehtarın ad ve soyadının yazılı olması zorunludur. Lehtar, gerçek veya tüzel kişi olarak bonoda gösterilmez ise dayanak belge bono olarak kabul edilemeyeceğinden, TTK'nun 776/1-e maddesinde öngörülen koşulları taşımayan bu belge nedeniyle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılması mümkün değildir....
Şikayet olunan ... vekili, İİK'nın 78. maddesi uyarınca borçlunun doğacak hak ve alacaklarına haciz konulabileceğini, haciz müzekkeresi incelendiğinde de teminatlara direk haciz konulmasının istenmediğini, ruhsatların düşmesi halinde haciz konulmasının talep ettiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Şikayet olunan Haydar, ödeme emrinin iptal edilmediğini, TTK'nın 10. maddesine göre kalemde yapılan tebliğlerin geçerli olduğunu, mirasçı ...'un mirası reddetmesi sebebiyle hakkında icra takibi yapılmadığını, alacağının dayanağının kambiyo senedi olup bononun düzenlendiği andan itibaren borcun doğmuş sayılacağını, ayrıca davacı tarafın teminatın ancak boşa çıkması halinde haczedilebileceği yönündeki iddianın genel mahkemede itiraz davası olarak görülmesi gerektiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir....
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dosyada şikayetçi......sıra cetvelinin 10, 11, 12. ve 13. sırasında bulunan kambiyo senedine dayalı icra takiplerinin hepsinde haciz tarihinin 06.12.2012 tarihi olduğu, sırasına itiraz ettiği alacaklarının haczinin şikayetçi haczinden önce olduğu .... alacağının 6183 Sayılı Kanun'a göre iştirak edeceği gerekçesiyle takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olduğu, şikayetçi işçilere ait alacağın ilk hacze iştirak edebilmesi halinde imtiyazlı olabileceği şikayetçilerin alacağının İİK'nın 100. maddesinde yazılı iştirak şartlarını taşımadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. ...... Kararı şikayetçi-birleşen dosyada şikayet olunan ile birleşen dosyada şikayetçiler vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişlerdir....
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; İİK’nun Onaltıncı Bab'ında düzenlenen bir kısım suçlar bakımından şikayet hakkının doğması için bu suçların niteliği gereği icra takibinin kesinleşmesi gerektiği, icra takibi kesinleşmeden yapılacak şikayetin, henüz doğmamış bir hakkın kullanımı niteliğinde olacağı ve icra takibinin sonradan kesinleşmesinin de bu şikayeti süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir şikayet konumuna getirmeyeceği cihetle; Ödeme emrinin borçlu şirkete 20.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği, Borçlu şirket yetkilisi tarafından 26.02.2014 tarihinde borca itiraz edildiği, takibin durduğu, alacaklı tarafından itirapzın iptali davası açıldığı, itirazın iptaline ilişkin kararın henuz kesinleşmediği dolayısı ile henüz takip kesinleşmeden 09/03/2016 tarihinde şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, şikayet tarihi itibariyle kesinleşmiş bir takip bulunmadığından, CMK'nun 223/8. maddesinde soruşturma...
in takibe dahil edilmesi üzerine, adı geçenlerin icra mahkemesine başvurarak, terekenin borca batık olması nedeniyle miras hükmen reddedilmiş sayıldığından, takip borcundan dolayı sorumlu olmayacaklarını, ayrıca İİK'nun 170/b maddesinin göndermesi ile aynı Kanun'un 71/2 ve 33/a maddelerine dayalı olarak takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleştiğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri, mahkemece, talep borca itiraz olarak nitelendirilip dosyanın işlemden kaldırıldığı, daha sonra yasal sürede yenilenmemiş olması nedeniyle de 6100 sayılı HMK'nın 150/5. maddesi gereğince, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mirasçıların icra mahkemesine başvurusu, İİK'nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, HMK anlamında dava niteliği taşımaz. Şikayette yargılama usulü ise İİK'nun 18. maddesindeki hükümlere tâbidir....


