Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi halinde de taşınmaz kaydının terkini mümkündür. Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 1009. maddesi ve Tapu Kanununun 26. maddesi uyarınca satış vaadi sözleşmesi ile tanınan ileride satın alma hakkının tapu siciline şerhi olanaklıdır. 2644 sayılı Tapu Kanununun 26/6 maddesinde de “Şerhten itibaren beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak hakkı tesis ve tapuya tescil edilmezse işbu şerh tapu müdürü veya memuru tarafından re’sen terkin olunur” hükmü bulunmaktadır. Fakat bu hüküm sözleşmenin tapuya şerhinden itibaren beş yıl içinde asıl satış akti yapılmazsa bu şerhi tapu müdürlüğünün re’sen terkin edeceği anlamına gelmez. Bu terkin Tapu Sicil Tüzüğünün 78/4 maddesi gereği ancak taşınmaz malikinin istemi ile yapılabilir....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Somut olaya gelince; mahkemece 26.05.2016 tarihli celsede asli müdahil ...'in hazır bulunmadığı ve davanın davalı tarafça takip edilmediği, asli müdahilin mazeret dilekçesi de sunmadığı gözetilerek asıl dava hakkında hüküm kurulurken asli müdahilin davasının ara kararla asıl davadan ayrılmasına ve ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilerek davanın HMK'nin 150. maddesi uyarınca takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılması ve bu husus karara bağlandıktan sonra asıl dava hakkında hüküm kurulması gerekirken asli müdahilin davasının takip edilmemesi nedeniyle, asıl dava hakkındaki hükümle birlikte HMK'nin 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılması usule uygun değildir....
Maddesi gereğince; "(1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir." ve HMK'nın 114....
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin yaptığı bir hatadan dolayı müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, Mahkemenin yeni duruşma günü verdiğini, kendilerinin belgeli mazeret verdiğini, mazeretin reddine karar verilmiş olmasının da hatalı olduğunu, savunma hakkının kısıtlandığını, 19.01.2023 tarihinde işlemden kaldırma kararı verilmesinin de hatalı olduğunu, 14.11.2022 tarihinde şirket vekilinin vekillikten çekilme dilekçesi verdiğini, 19.01.2023 tarihinde şirketin vekili bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, irtifak hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve kâl istemlerine ilişkindir. 2....
CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; Adıyaman ilinde her yıl sayısı 5000'i geçen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarının açıldığını, yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde davacı lehine belli bir miktar tazminata, davalı kurum lehine de irtifak hakkı tesciline karar verildiğini, irtifak hakkının tapuda tescil edilebilmesi için kararın kesinleşmesi gerektiğini, ayrıca tescilin yapılabilmesi için ilâmda adı geçen davacının tescil tarihinde malik olması gerektiğini, dava açan maliklerin yargılama aşamasında ve hatta karar kesinleştikten sonra mülkiyet devri gerçekleştirebildiklerini, bu hâlde irtifakın tescilinin mümkün olmadığını, kurumun ilâmla kendisine yüklenen bedeli ödemesine rağmen bu bedel karşılığı hak kazandığı irtifakı tescil edemediğini, açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına sundukları cevap dilekçelerinde tapu kaydına "davalıdır" şerhi koyulmasını talep etmelerine rağmen mahkemelerce bu taleplerinin dikkate...
Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır....
Aynı Kanunun 10. maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması; malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarlarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi vergiyi doğuran olay olarak nitelendirilmiş, 20. maddesinde de, teslim ve hizmet işlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olarak belirtilmiştir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 2/c maddesinde; kat irtifakı, bir arsa üzerinde ileride kat mülkiyetine konu olmak üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri için o arsanın maliki veya ortak malikleri tarafından bu Kanun hükümlerine göre kurulan irtifak hakkı olarak tanımlanmış, 3 üncü maddesinin son fıkrasında, kat irtifakının, arsa payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine dayalı olarak, bu Kanunda gösterilen şartlar...
Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “......
Mahkemece öteden beri tarafların anlaşmasıyla oluşan bu tasarruf biçiminin olduğu gibi sürdürülmesi yönündeki taraf iradelerine tahdit konulması mülkiyet hakkının sağladığı tasarrufun sınırlandırılması anlamına gelir. Taraflarca bu tür kullanımlar irtifak veya müşterek methal şeklinde tapu siciline şerh edilmediği sürece haricen oluşturulan karar ve iradelerden her zaman dönülebilir. Davacı tarafın dava ile ortak kullanım iradesinden döndüğü anlaşılmakta olup bu konudaki takdirinin yerindeliğine karar verilerek meni müdahale hakkındaki istemin kabulüne karar verilecek yerde yukarıda açıklanan gerekçeyle reddi doğru olmamıştır. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 16.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.02.2005 gününde verilen dilekçe ile kullanma ya da yararlanma hakkının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davada, 9.3.1998 tarihli görev verilmesine ilişkin İmtiyaz Sözleşmesi hükümlerine dayanılarak, davacı Hazine adına direk yeri niteliği ile kayıtlı ... Mahallesi 273 ada 38, 45 ve 278 ada 31, 33 parsel sayılı taşınmazlarda davalı lehine bulunan kullanım ya da yararlanma hakkına dair şerhlerin iptalini istemiştir. Mahkemece, dava kabul edilmiş, Hükmü, davalı temyiz etmiştir....


