WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Bankası A.Ş lehine ipotek tesis edildiği, alacaklı bankaya yazılan müzekkere cevabında ipoteğin güvenceye aldığı borcun tamamen ödendiğinin belirtildiği görülmekle ipoteğin konusuz kaldığı,davacının kendi arazisi üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlandırır nitelikteki ipoteğin konusuz kaldığını,davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve TMK 883 maddesi açık hükmü gereğince; taşınmaz malikinin, ipotekle teminat altına alınan alacak sona erince alacaklıdan ipoteğin kaldırılmasını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı adına yönetici tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davacı şirketçe sigortalı konutun yağan yağmurlar nedeniyle tıkanan çatı giderlerinin yol açtığı su birikintisinden dolayı su alması sonucu hasar gördüğünü ve sigortalısına 21.07.2014 tarihinde 5.915,34 TL ödendiğini belirterek bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı adına yönetici; yönetimin yasa gereği kendilerine düşen sorumluluklarını yerine getirdiğini ve hasarın oluşumunda kusurları bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....

Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 851 inci maddesinin birinci fıkrasında taşınmaz rehininin, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabileceği kurala bağlanmış olup alacağın miktarının belli olmaması halinde alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınırın taraflarca belirtileceği ön görülmüştür. Böylece, ipoteğin belirli bir alacakla sınırlı tutulması şart koşulmayıp, üst sınır getirilmek kaydıyla birden fazla alacak için ipotek işleminin tesis edilebileceği kabul edilmiştir. Bundan başka TMK’nın 881 inci maddesi ile mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte doğması kesin veya olası olan herhangi bir alacağında ipotek ile güvence altına alınabileceği düzenlenmiştir. TMK’nın 883 üncü maddesi ile de alacağın sona ermesi durumunda ipotekli taşınmazın malikinin ipotek alacaklısından ipoteği terkin ettirmesini isteyebileceği hüküm altın alınmıştır....

İpotek akit tablosuna göre ... şirketinin ...’tan doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ..., ... ilçesi, ... köyü, 6490 parseldeki 28 adet taşınmaz üzerine 29.06.2009 tarih ve 9811 yevmiye nolu, 1. dereceden müştereken 776.000 TL bedelli ipotek tesis edilmiştir. İpotek, limit ipoteği olmakla taşınmaz maliki 3. kişinin sorumluluğu limit ile sınırlıdır. İpotek, 776.000 TL için konulmuş olup bu miktarın ödenmesi ile 3. Kişi ipotek malikinin sorumluluğu sona ermekle bakiye kalan 425.644 TL’nin ipotek malikine iade edilmesi gerekir. Ayrıca taşınmazların satışı ile ilgili tasarrufun iptali davası açıldığı da ileri sürülmemiştir. O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....

Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan 26 numaralı bağımsız bölümün adına kayıtlı bulunduğu sırada vekilinin vekalet yetkisini kötüye kullanarak taşınmazı davalı adına tescil ettirdiğini, kabul ile sonuçlanan dava konusu taşınmazın mülkiyetinin iadesi istemiyle açtığı davanın yargılaması sırasında davalı banka yararına ipotek tesis edildiğini, ipotek bedeli ödenmediğinden icra takibi yapılarak taşınmazın satış aşamasına geldiğini ileri sürerek, ipoteğin fekkini istemiştir. Davacı, 28.04.2011 günlü dilekçesi ile de dava konusu taşınmaz cebri icra yoluyla satıldığından şimdilik 70.000 TL'nin 28.02.2012 tarihli dilekçesiyle de 236.000 TL bedelin avans faiziyle birlikte davalılardan alınmasını talep etmiştir. Davalı banka, davacının açtığı tescil davası öncesinde ... kaydına güvenerek dava dışı....'...

Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere, bilirkişi raporuna ve mahkemenin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş ilamına göre davacının verdiği ipoteğin limit ipoteği, üst sınır-maksimal ipotek olduğu, ipoteğin alacak tutarı ile sınırlı olduğu ve ipoteğin 2.446.000.000 TL olup, icra dosyasına ödendiği, bu ipotek bedelleri bankaya ödendiği halde yargılama seyri esnasında ipoteklerin fekkedilmesi amacıyla ayrıca bankanın Mecidiyeköy Şubesine bu bedellerinin faiz getirmeyen bir hesapta bloke edildiği ancak bu kerre davacının yatırılan bu miktar üzerinden blokenin kaldırılarak kendisine verilmesini talep ettiği, davacının ipotek toplamını icra dosyasına da ödediğinden artık davalı bankanın ......

Davalı vekilinin cevap dilekçesi ; müvekkil kooperatifin yaşlı bir kooperatif olduğunu, aradan geçen yıllar içerisinde ortalıkta "sözde" müvekkil kooperatife ait olduğu ileri sürülen çok sayıda fotokopi evrakı dolaştığını, bunların birçoğunun müvekkil kooperatifle uzaktan yakından alakası olmadığını, fotokopiler ile, müvekkil kooperatif ile uzaktan yakından alakası olmadığını, fotokopiler ile müvekkil kooperatif kayıtları arasında uyumsuzluk olduğunu, bundan dolayı sunulan fotokopilerin başlı başına delil olma özelliği olmadığını, davacının müvekkil kooperatife karşı dava açma sıfatı olmadığını, bu nedenle davacının müvekkil kooperatife karşı açtığı davanın reddini talep ettiğini, davacının müvekkil kooperatife karşı açtığı davanın husumetten reddine karar verilmesini, davacının müvekkil kooperatife karşı açtığı davanın husumetten reddine, karar verilmesini, davacının huzurdaki davada ipoteğin karşılıksız olduğunun tespiti ile kaldırılmasını istediğini, davacının kaldırılmasını talep ettiği...

İcra Müdürlüğü'nün 2018/4137 E. sayılı dosyasıyla icra takibine geçmiş olduğunu, davacı yanın dava dışı bankanın icra takibinden önce kendi rızası ile bankaya ödeme yapmış olduğunu, davacı yanın dilekçesinde dayandığı Türk Borçlar Kanunu'nun 596/4. maddesinde alacaklıya ödeme yapmış olan ve sonradan verilmiş rehnin malikinin kefile rücu hakkı bulunmadığı fikri olduğunu, her ne kadar dava dışı banka ile 31.12.2015 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davacı yanca 17.06.2016 tarihinde ipotek verilmiş olsa da aksi kararlaştırılan ve hüküm altına alınan ibare sebebiyle müvekkilin davacı yandan alacaklı olduğunu, TBK 596/2 maddesi uyarınca aksi kararlaştırılmış olup müvekkilin kefil sıfatıyla yapmış olduğu ödemeleri ipotek veren davacıdan talep etme hakkına sahip olduğunu, aynı zamanda haziran 2020 tarihinde dava dışı banka ile müvekkil arasında düzenlenen temlikname ile ipotek hakkının müvekkil ...'...

Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının açtığı itirazın iptali davasının kısmen kabulüne; 7.657,00 TL'nin takip tarihi olan 20.01.2014 tarihinden itibaren, asıl alacak 7.470,00 TL'ye işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat - istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde asıl davanın davacısı EGO Genel Müdürlüğü vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalı aracın sebebiyet verdiği kazada hasarlanan karşı araç malikinin açtığı dava sonucunda toplam 16.581.91 TL ödediklerini belirterek bu meblağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleştirilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslâh dilekçesinde ise talebini 1.557.00 TL’na indirmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, dava açılmadan önce 03.06.2009 tarihinde 15.025.00 TL’nı davacıya ödediklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur....

UYAP Entegrasyonu