WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Davacı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla avukatlık ücreti alacağı için 10.000,00 TL üzerinden eldeki davasını açmış, yargılama aşamasında 12.01.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 21.020,76 TL üzerinden ıslah etmiş, sonrasında 02.03.2015 tarihli rapor ile, bilirkişinin hesaplama yaparken maddi hataya düştüğü yönünde ek rapor sunması üzerine 06.03.2015 tarihli dilekçesi ile 29.604,48 TL üzerinden ikinci kez ıslah etmiştir. Mahkemece, ikinci kez verilen ıslah dilekçesinin bilirkişinin hesaplama yaparken maddi hataya düşmesi nedeniyle verilmiş olduğu bu nedenle ıslah dilekçesi mahiyetinde olmadığı ve ikinci ıslah dilekçesi sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176/2 .maddesi hükmü gereğince“ Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.”...

Derdestlik, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde dava şartı olarak "aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" şeklinde düzenlenmiş olup, tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın ikinci kez açılamayacağını ifade eder. Aynı dava ikinci kez açılırsa, ikinci davada bu husus ileri sürülmese bile re'sen gözetilerek ikinci dava dava şartı yokluğundan reddedilir. Derdestliğin olması için aynı davanın iki kez açılması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; mahkemenin derdest olarak kabul ettiği ... 3. Asliye Hukuk (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin 2013/94 Esas sayılı dosyası celp edilip incelendiğinde; bu davada eserin kitabe ve yazıt bölümüne el atılmasından dolayı tazminat davası açıldığı ve mahkemece incelenip karara bağlandığı oysa eldeki dava da ise bahse konu heykelin tümden kaldırılması nedeniyle oluşan manevi zararın giderilmesi talep edildiği anlaşılmaktadır....

Belirtilen kural karşısında; yargı yerlerince aynı tespitlere göre kesilen özel usulsüzlük cezasının tespitin yetersizliği nedeniyle kaldırılmış olması hali dışında, belge kullanmama veya bulundurmama eyleminin üç kez tespit edilmesinin işyeri kapatma cezası uygulanmasına yeterli olduğu, bu tutanaklara dayanılarak kesilen özel usulsüzlük cezalarının dava konusu edilip edilmemesinin, işyeri kapatma cezasına herhangi bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla aynı eylemler nedeniyle yükümlüler adına özel usulsüzlük cezaları kesilmiş olup da bu cezaların dava konusu edilmediği veya açılan davaların reddedildiği durumlarda, işyeri kapatma cezasına karşı açılan davaların, eylemlerin saptandığı tutanakların bu cezaya dayanak yapılabilecek nitelik taşıyıp taşımadıklarının incelenmesinden sonra sonuçlandırılması gerekmektedir....

Nitekim imar uygulaması nedeniyle davalılara fazla yer tahsis edildiği hususu tarafların da kabulündedir....

Çünkü yasa koyucu 353. maddenin 1 ve 2 numaralı bentlerinde yazılı belgelerin bir takvim yılı içinde üç kez kullanılmadığının veya bulundurulmadığının tespiti halini yani özel usulsüzlük cezasını gerektiren fiillerin üç kez tekrarını, işyeri kapatma kararının sebep unsuru olarak kabul etmekle yetinmiş, özel usulsüzlük cezalarının dava konusu edilmesi durumunda hukuksal değerlendirmenin yargı yerlerince idare hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde yapılacağı ve sorunun yargı içtihadıyla halledileceği görüşüyle bu konuda hüküm sevketmeye gerek görmemiştir. Böyle olunca, maddede tespitlerin kesinleşmesinin bekleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmaması, beklenmeyeceğinin kabulüne karine sayılamaz. Aksi takdirde, yasa koyucunun, yargı kararı beklenmeksizin uygulanacak işyeri kapatma cezası nedeniyle doğması muhtemel sorumluluk ve tazminat konularını düzenleme dışında bırakması düşünülemez....

Eldeki dava, davalı doktorun özen borcuna aykırı davranışı nedeniyle uğranılan acı nedeniyle manevi tazminat istemi ile açılmıştır. Davalı doktorun ikinci ameliyatı gerçekleştirirken mesh(yama)nın tamamını çıkaramadığı, akabinde tekrarlanan ameliyatların ise bundan kaynaklandığı Adli Tıp Kurumu raporunda açıkça belirtilmiş ve bu husus kesinleşen mahkumiyet kararıyla kesinlik kazanmıştır. Esasen mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Ne var ki, davacının aynı sebepten 4 kez ameliyat olmak zorunda kalışı ve çektiği acı ıstırap gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece taktir edilen tazminat miktarının düşük kaldığı belirgindir. Her ne kadar, manevi tazminat zenginleşme aracı olarak kabul edilemez ise de, kişinin çektiği acı karşısındaki manevi elemini hafifletecek bir miktarında belirlenmesi evrensel hukuk kurallarının gereğidir. Bu hususlar gözetilmek suretiyle uygun tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir....

Ancak, bölgede 21.05.1991 tarihinde yapılan ikinci imar uygulaması ile, 14840 ada 5, 14841 ada 9, 10 nolu parsellerde, daha önce 20.10.1987 tarihli imar uygulamasında kesilen DOP miktarlarının haksız olduğu ve yapılan bu kesintilerin eski malik ... adına tescil edilmesi gerektiğinden bahisle, bu parsellere kesilen DOP miktarları ilave edilerek, yeni miktarlarına göre tahsis cetvelleri, parselasyon planı ve özet cetvelleri tanzimi ile yeni bir uygulama yapıldığı, sonuç olarak 1129 m² büyüklüğündeki 14840 ada 5 nolu parselin 786/1129 hissesinin yüklenici kooperatif, 343/1129 hissesinin ..., 866 m² büyüklüğündeki 14841 ada 9 nolu parselin (yeni parsel numarası 15) 786/866 hissesinin yüklenici kooperatif, 80/866 hissesinin ..., 976 m² büyüklüğündeki 14841 ada 10 nolu parselin (yeni parsel numarası 16) 786/866 hissesinin yüklenici kooperatif, 190/866 hissesinin ise ... adına tescil edildiği, yapılan bu işlemin, sözleşme uyarınca, devir ile yükümlü oldukları arsa paylarını yükleniciye devretmiş...

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : 466 sayılı kanun gereğince tazminat Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13,43 TL maddi, 100,00 TL manevi tazminatın haksız ikinci kez ödeme tarihi olan 10/01/2009 tarihinden işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 2.598,00 TL olduğu ve davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 113,43 TL olması nedeniyle hükmün davalı açısından kesin olduğu görülmekle; Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan ve 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2. maddesi...

Mahkemece; dava dosyasının ilk kez 25.02.2014 tarihinde, ikinci kez ise 08.07.2014 tarihinde işlemden kaldırıldığı, eldeki davanın 27.05.2008 tarihinde davacılar tarafından sulh hukuk mahkemesine açılan maddi ve manevi tazminat istemli olup, mülga 1086 sayılı HUMK zamanında açıldığı, ancak dosyanın işlemsiz bırakılmasının 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK zamanında olduğu, 6100 sayılı HMK usül kanunu olup "derhal uygulanma ilkesinin" geçerli olduğu, davacılar tarafından 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra dava dosyasının iki kez takipsiz bırakıldığı, gerek mülga 1086 sayılı HUMK, gerekse yürürlükteki 6100 sayılı HMK hükümlerine göre eldeki davada basit yargılama usulünün uygulandığı gerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nın 150. ve 320/4 maddeleri uyarınca; davanın açılmamış sayılmasına; davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarına göre maddi tazminat için 750,00 TL, manevi tazminat için 750,00 TL'nin davacılardan...

Belirtilen kural karşısında; yargı yerlerince aynı tespitlere göre kesilen özel usulsüzlük cezasının tespitin yetersizliği nedeniyle kaldırılmış olması hali dışında, belge kullanmama veya bulundurmama eyleminin üç kez tespit edilmesinin işyeri kapatma cezası uygulanmasına yeterli olduğu, bu tutanaklara dayanılarak kesilen özel usulsüzlük cezalarının dava konusu edilip edilmemesinin, işyeri kapatma cezasına herhangi bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla aynı eylemler nedeniyle yükümlüler adına özel usulsüzlük cezaları kesilmiş olup da bu cezaların dava konusu edilmediği veya açılan davaların reddedildiği durumlarda, işyeri kapatma cezasına karşı açılan davaların, eylemlerin saptandığı tutanakların bu cezaya dayanak yapılabilecek nitelik taşıyıp taşımadıklarının incelenmesinden sonra sonuçlandırılması gerekmektedir....

UYAP Entegrasyonu