WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

İİK.nun 134/2. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun 281. maddesi uyarınca kanuna veya ahlâka (adaba) aykırı şekilde ihaleye fesat karıştırılmış olması ihalenin feshi sebebidir. İhalenin amacına ulaşmasını ve malın gerçek değerine satılmasını, ihalenin sağlıklı ve normal şartlarda yapılmasını engelleyici, dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve ihaleye katılıma engel olunması ihaleye fesat karıştırılması niteliğindedir. Taraflar fesat nedeni olarak ileri sürdükleri maddi vakıaları tanık dahil her türlü kanıtla ispat edebilir....

İİK.nun 134/2. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun 281. maddesi uyarınca kanuna veya ahlâka (adaba) aykırı şekilde ihaleye fesat karıştırılmış olması ihalenin feshi sebebidir. İhalenin amacına ulaşmasını ve malın gerçek değerine satılmasını, ihalenin sağlıklı ve normal şartlarda yapılmasını engelleyici, dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve ihaleye katılıma engel olunması ihaleye fesat karıştırılması niteliğindedir. Taraflar fesat nedeni olarak ileri sürdükleri maddi vakıaları tanık dahil her türlü kanıtla ispat edebilir....

Somut olayda, ihalenin feshi isteminin esastan reddine karar verilen şikayet konusu taşınmazın satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Borçlunun ihalenin feshi isteminde, kıymet takdirine itiraz da etmediği gözetildiğinde, zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece istemin bu nedenle reddi yerine işin esasının incelenerek sonuca gidilmesi yerinde değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak, İİK'nun 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde; işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi (borçlu) aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir....

Bu durumda, ihale konusu taşınmazın tapu kaydında, satış karar tarihi itibari ile şikayetçi lehine haciz şerhi bulunmadığından, kendisine satış ilanı tebliği gerekmez ise de, ihale tarihinden önce tapuda haciz şerhi mevcut olmakla, adı geçenin İİK'nun 134/2. maddesinde öngörülen "tapu sicilindeki ilgili" sıfatıyla ihalenin feshini istemesi mümkündür. O halde, mahkemece, ihalenin feshi isteminin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, açık arttırma şartnamesi yapıldıktan sonra taşınmazın tapu kaydı üzerine haciz koyduran kişilerin ihalenin feshini talep edemeyeceği gerekçesi ile istemin reddine ve şikayetçi aleyhine para cezasına hükmolunması isabetsiz olup, Dairemizce, hükmün belirtilen nedenle bozulması gerekirken, düzeltilerek onandığı anlaşılmakla, şikayetçinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir....

İcra Müdürlüğü'nün 2014/12598 Esas sayılı dosyasından 24/11/2014 günü satılmış olduğunu, 10/12/2014 tarihinde öğrendiklerini, yapılan ihalenin usulsüz olduğunu, rehin alacaklısı olduğu halde satış ilanının kendilerine tebliğ edilmediğini ve rehin alacaklısının muvafakati olmadan satış yapılamayacağını belirterek, ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, satışın yapıldığı dosyadaki alacak yediemin alacağı olup rüçhanlı olduğu, rehin alacaklısına haber verilmesine gerek bulunmadığı gibi dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Menkul ihalesinde de uygulanan İİK'nun 134/2. maddesinde ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar satış isteyen alacaklı, borçlu ve pey sürmek sureti ile ihaleye iştirak edenlerdir. Satışı yapılan menkul hakkında, ihaleden önce kendi dosyasından satış isteminde bulunan rehin alacaklısı ilgili olup ihalenin feshi davası açabilir....

Somut olayda ihalenin feshi isteminde bulunun borçlu tarafın, ihalenin feshi istemleri arasında satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğüne ilişkin şikâyetinin de bulunduğu; Ancak mahkemece bu istemin yerinde görülmediği nazara alındığında, satış ilanı tebliğ tarihi itibariyle ihale tarihinden haberdar olduğunun kabulü gerekmektedir. İhalenin 16.12.2015 tarihinde gerçekleştiği ve ihalenin feshi istemine yönelik şikâyetin ise 15.01.2016 tarihinde yapıldığının anlaşılması karşısında, istemin esasa girilmeksizin süreden reddi gerekirken, başvurunun esasının incelenerek reddi yerinde değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden ret kararı sonucu itibariyle doğrudur....

Evveliyatında borçlu tarafından kıymet takdirine itiraz edilmediği de gözetildiğinde, bu durumda zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararı yoktur.Mahkemece, ihalenin feshi isteminin, zarar unsuru yokluğu nedeniyle, şikayet edenin hukuki yararı bulunmadığından dolayı reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek istemin reddi doğru değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Ancak İİK'nun 134/2-son.cümlesinde; işin esasına girilmemesi nedeniyle ihalenin feshi isteminin reddi halinde para cezasına hükmolunamayacağı öngörülmüştür....

İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/07/2015 NUMARASI : 2014/791-2015/511 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İflas idaresince gerçekleştirilen ihaleye karşı taşınmazdaki bir kısım paydaşlar vekili, ihalenin usulsüz olduğu iddisıyla ihalenin feshini istemiş, mahkemece iflas ile ilgili artırma suretiyle satışın şartlarını düzenleyen İİK 244. maddede İİK 127. maddeye atıf yapılmadığından kendisine tebligat yapılmayan ilgililerin ihale tarihinden itibaren yasal 7 günlük süre içerisinde ihalenin feshini istemediği gerekçesiyle şikayetin süre yönünden reddine karar verilmiştir....

A.Ş'ye tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece satış ilanının diğer takip borçlusu B.....İnş.Mak.Loj.San ve Tic.A.Ş'ye usulüne uygun tebliğ edilmediğinden bahisle ihalenin feshine karar verildiği görülmüştür. Tebligat, herhangi bir hukuki işlem veya olaydan haberdar olmak için muhataba yapılan bir tebliğ (bildirim) işlemi olup, doğrudan doğruya tebligatın muhatabı tebliğ yapılan şahıs olduğundan tebligatın yapılmadığı veya usulsüzlüğü bizzat muhatap tarafından ileri sürülmediği sürece diğer ilgililerin bu tebligata ilişkin itiraz ve şikayet hakları yoktur. Bu kurallar ışığında, ihalenin feshini isteyen borçlunun, diğer borçlulara satış ilanı tebliğ edilmediğinden bahisle ihalenin feshini isteme hakkının bulunmadığının kabulü gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır....

Borçlunun ihalenin feshi isteminde, kıymet takdirine itiraz da etmediği gözetildiğinde zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece istemin bu nedenle reddi yerine işin esasının incelenerek sonuca gidilmesi yerinde değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak, İİK'nun 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. O halde, şikayetçinin ihalenin feshi isteminin, zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddi gerektiğinden, taşınmazın ihale bedelinin %10’u oranında olan para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir....

UYAP Entegrasyonu