İİK’nun 40/2. maddesine göre icranın iadesi koşullarının bozma ilamına uyularak verilen kararın kesinleşme tarihi itibarı ile doğmuş olacağı dikkate alındığında, ilamın kesinleşme tarihi tespit edilerek, borçlu tarafa iadesi gereken tutarın sözkonusu kesinleşme tarihi itibarı ile hesaplanması ve bundan sonra alacaklıya muhtıra gönderilerek istenmesi ve bu muhtıranın tebliği tarihinde temerrüt gerçekleşmiş olacağından bu tarihten itibaren yasal faiz üzerinden faiz yürütülmesi gerekir. Ne var ki, söz konusu mahkeme kararının kesinleşme tarihinden sonra alacaklıya bu yönde bir muhtıra gönderilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece henüz ilamın kesinleşmediği ve 40/2 koşullarının gerçekleşmediği dönemde yapılan hesap neticesinde düzenlenen iade muhtırasının alacaklı tarafa tebliğ tarihi olan 30.04.2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmesi doğru değildir....
İtirazın iptali davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ile davalı banka 2004 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi gereğince icranın iadesi talebi ile İcra Dairesine başvurmuş ve davacıya muhtıra gönderilmiştir. Davacı, bu muhtıraya konu borçtan sorumlu olmadığı iddiasındadır. 2. Kesinleşen itirazın iptali davasında Mahkemece, uyuşmazlığın teminat mektubu ile güvence altına alınan tomruk bedellerinin alıcı Orüs A.Ş. tarafından ödenip ödenmediği olduğu, davacı yana dava tarihine kadar 3.349.600,00 DM karşılığı ödeme yapıldığı, dövizin fiili ödeme tarihlerindeki kur değerleri üzerinden 27.827,94 TL olduğunun tespit edildiği, müdahil ile davacı arasındaki 03.04.1993 tarihli sözleşme kapsamındaki 20.000 metreküp tomruk satış bedelini garanti etmek üzere davalı banka tarafından davacı yana hitaben tanzim edilen kesin teminat mektubuyla ilgili olarak temin edilen ticari ilişkide mal bedelinin davacı tarafa ödendiği ve riskin oluşmadığı tespit edilmiştir. 3....
Aynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi ise "Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." şeklindedir. Burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunu hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir....
Mahkemesince verilecek karara istinaden onun kesinleşmesinden sonra İİK m. 40 uyarınca icranın iadesini istemek yetkisine sahip olduğunu, bu durumda takibin müstenidi olan ilamın kesinleşmesinden sonra ödediği tutarı icranın iadesi yolu ile geri alabilecek olan borçlunun, buna ilişkin olarak yeni bir dava açmasında ya da takip yapmasında hukuki yararı olmadığını, (...). bu nedenle davanın öncelikle yetkisizlik, sonra derdestlik ve hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, arz edilen nedenlerle yekisizlik kararı verilmesine ve davanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, hukuki yarar yokluğundan veya derdestlikten davanın reddine, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... Esas sayılı dosyası ... Esas sayılı dosyası ... Esas sayılı dosyası ...'nün 27/09/2021 tarihli karar tensip tutanağı ......
İcranın iadesi yolu ile iade borçlusundan geri alınıp alacaklıya verilecek miktar , iade alacaklısının icra dairesine, icra dairesininde iade borçlusuna ödemiş olduğu paradır. Bunun dışında paranın kullanılmamasından kaynaklanan gelir kaybı ise ancak iade borçlusunun bu durumu kesin olarak öğrenmesinden itibaren başlar. Mahkeme ilamına dayanılarak kusursuz olarak elde edilen paranın haksız bir edinim veya kullanıma dayanmadığı, bu nedenle iade borçlusunun karar kesinleşmeden gelir kaybından sorumlu tutulmaması gerekmediği yönünde yargıtay kararları mevcuttur. ( Yargıtay 23 Hukuk 2015/6432 2017/2358) . Dosya kapsamında icra müdürlüğü tarafından iade borçlusuna paranın iadesi hususunda herhangi bir muhtara çıkartılmadan davalı tarafından paranın iade edildiği anlaşıldığından haksız davanın reddine..." karar verilmiştir....
Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada yeni kusur durumuna göre davacı tarafın hak edeceği maddi tazminat tutarı, davalı ...’in kullandığı aracın dava dışı zorunlu trafik sigorta şirketince daha önceden yapılan ödemeyle fazlasıyla karşılandığından maddi tazminata ilişkin borç sona ermekle, maddi tazminat bakımından davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davalı ... tarafından davacı tarafa icra kanalıyla fazladan yapılan maddi tazminat ödemesinin 2128 Sayılı İİK 40. maddesindeki icranın iadesi hükümlerine göre ileride davacıdan talep edilebilmesi hakkı bakımından, hükmün gerekçesinde davalı ...’in yeni kusur oranına göre aslında sorumlu olması gereken maddi tazminat miktarı bakımından da bir tespitte bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir. 3-Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle açılan ... 1....
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, çeke dayalı yapılan icra takibinin iptaline karar verilerek müvekkilinden tahsil edilen çek bedelinin icranın iadesi yoluyla karşı taraftan tahsili konusunda muhtıra gönderildiğini aynı çeke dayalı olarak açılan itirazın iptali davasının reddedildiğini, çek tutarı 27.000 TL olmasına rağmen 37.780. TL için ihtiyati haciz kararı verilirken bu alacağın tamamı içinde %5 çek tazminatının alacak tutarına eklenmesinin hatalı olduğunu belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/444 E, 2010/656 K. Sayılı ilamında ihtiyati haciz talep eden alacaklı yararına toplam 22.671. TL yargılama giderine hükmedildiği, borçlunun 27.000....
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 27.01.2020 tarih, .... sayılı kararıyla mahkemece yeniden hüküm kurulurken davanın esası hakkında da hüküm kurulması gerekirken davanın esasına ilişkin bölümünün kesinleştiğinden bahisle sadece tazminat yönünden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesine göre ilk hüküm bozulmakla icranın iadesi gerekeceğinden mahkemece bozma üzerine yeniden verilen kararda işin esası hakkında karar verilmemesi durumunda ilamın icrasının mümkün olmayacağı gerekçesiyle karar bozulmuştur. E....
Türkiye Kamu Hastaneler Kurumuna bağlı hastanelerin ihale ile verdiği hizmet işlerini alan davalı şirket nezdinde çalışan dava dışı işçi tarafından açılan işçi alacak davasında verilen karara dayalı başlatılan icra takibi üzerine 20.383,70 TL ödeme yapıldığını, dava dışı işçiye yapılan fazla ödeme için icranın iadesi talebinde bulunulduğunu ve 2.540,80 TL'nin hastane hesabına iade edildiğini, asıl işverenin işçiye yaptığı ödeme için alt işverene rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek 17.888,11 TL'nin ödeme tarihi olan 24/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir....
İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesi ile düzenlenen icranın iadesi talebinin seçimlik bir yol olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C....


