günü saat 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ve dini bayramların 2. günü saat 10.00 ile 18.00 saatleri arasında kişisel ilişki kurulmasına ve kişisel ilişkinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden itibaren de tedbiren uygulanmasına, davalı erkeğin diğer yönlere ilişkin istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacılar ile ... arasında kişisel ilişki kurulması için yasanın aradığı şartların oluşup oluşmadığı, düzenlenen kişisel ilişkinin süresi ve tek vekil ile temsil edilen davacılar yararına iki vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, kurulan kişisel ilişkinin çocuğun ... yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 325 ... maddesi.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 3 üncü maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 12 nci maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi üçüncü maddesi, dördüncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 6 ncı maddeleri. 3....
Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında ana ve/veya babalık duygularını tatmin de önemlidir. Çocuk ile babası arasında yeterli kişisel ilişki kurulamadığı taktirde ... duygusunun oluşamayacağı açıktır. Çocuğun babası ile yatılı kişisel ilişki kurulmasına engel somut bir olgu veya iddia bulunmamaktadır. Çocukla baba arasında tesis edilen kişisel ilişki süresi, babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun da baba sevgi ve şefkatini tatmasına da yeterli değildir. Bu sebeple çocuk ile baba arasında daha ... süreli olacak kişisel ilişki düzenlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması ... bulunmamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Kişisel İlişkinin Kaldırılması-Geçici Velayet Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tedbiren velayet, birleşen davalara ilişkin vekalet ücreti yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise; kusur belirlemesi ve velayetler yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 22/05/2018 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı ... geldi. Vekilleri gelmedi. Karşı taraf temyiz eden davacı-davalı ... ile vekili Av. ...geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü....
Temyiz Sebepleri Davalı erkek vekili, süresi içinde sunulmayan tanığın dinlenemeyeceği yönünde hüküm kurulmuş iken tanığın beyanının esas alınarak davalı erkeğe kusur isnat edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı erkeğin çocukla ilgilenebilecek durumda olduğunu, davacı kadının birlikte yaşadığı babası ve abisinin küfürlü konuştuğunu, davacı kadının çalışabilecek durumda olduğunu, kötü niyetli olarak çalışmadığını, nafakaların kaldırılması aksi kanaatte ise azaltılması gerektiğini, davacı eşin kusurlu olup tazminat isteme hakkı olmadığını, davacı kadına karşı pozitif ayrımcılık yapıldığını, davacı kadının fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, ceza aldığını belirterek kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, velâyet, kişisel ilişki, nafakalar, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1....
yoksulluk nafakası talebi, ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin süresi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir....
beyanlarını esas aldığını, bunu kabul etmediklerini, mahkeme kararında pedagog ile kişisel görüşün kaldırılarak sadece baba ile görüş kısmı sağlanmasının çocuğun üstün yararı gözetilerek kaldırılması gerektiğini, çünkü çocuk ile baba arasındaki o bağın henüz kurulamadığını, müvekkiline manevî yıpranmanın bedelinin 5.000,00 TL olamayacağını, hükmedilen nafakaların da ekonomik şartlarda çok düşük olduğunu, tazminat ve nafaka kalemleri yönünden miktarların düşük olması sebebi ile itirazlarının olduğunu, bu nedenlerle aslı dava yönünden kurulan hükmün ve tüm fer'ilerinin kaldırılmasını, davanın reddini, karşı davanın lehlerine olacak şekilde itirazları doğrultusunda kaldırılmasını, yeniden hüküm tesisi ile sadece karşı dava bakımından davanın kabulünü talep etmiştir....
İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kadının, erkeğin aldığı maaşı beğenmediği gibi kendisinin de çalışıp maddî destekte bulunmadığı, ev düzeniyle ilgilenmediği, erkeği rahatsız edecek şekilde işteyken telefondan arayarak iş huzurunu bozduğu, erkeğin ailesiyle ilişkilerini olumsuz etkilediği; erkeğin de ortak çocukla yeterince ilgilenmediği, erkeğin, kadını telefondan engellediği; erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk yararına aylık 450,00 TL iştirak nafakasına, nafakanın her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında arttırılmasına, davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV....
ilişkinin kaldırılması ... olmadığını, iddialarının tanık beyanlarıyla ispatlandığını, kadının ağır kusurlu olduğunu, kadının evliliğin bitiminden kaynaklı maddî bir zararı bulunmadığını belirterek kabul edilen asıl dava, kusur tespiti ile reddedilen talepleri ve kişisel ilişki kurulması yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir....
ilişki süresi değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince kurulan kişisel ilişkinin dosya kapsamına uygun olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın ve ortak çocuk yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi ve hükmedilen nafakaların miktarının isabetli olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakası miktarının az olduğu, hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak çocuk yararına uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği, toplanan delillerle, boşanmaya neden olan olaylarda kadının, erkeğe oranla daha az kusurlu olduğu, kadının sürekli ve düzenli bir çalışmasının bulunmadığı, gelir getiren herhangi bir malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği, kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası miktarının az...


