WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

CMK'nın 150/3 maddesi alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirileceğini hüküm altına almıştır. Sanığa atılı suç, TCK'nın 314/2 maddesinde yazılı silahlı terör örgütüne üye olma suçudur. Beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. 5560 sayılı Kanunun 21 maddesi ile CMK'nın 150. maddesinde yapılan değişiklikten sonra silahlı örgüt üyesi olmak suçundan yapılan yargılamada sanık istemi dışında müdafi bulunmasının zorunlu olmadığı gerek Yargıtay 9. Ceza Dairesi gerekse Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından kabul edilmiştir....

KTK'na göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak sözkonusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderlerleri, 6111 sayılı yasa kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden ... sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile zarar sorumlusu olan ilgililer sorumludur....

DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin yok hükmünde olduğu, Anayasa'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına aykırı olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, Genelge'nin örtülü olarak zorunlu aşı yaptırmayı amaçladığı, Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, zorunlu aşı uygulamasına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiği, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda da koronavirüsle mücadeleye ilişkin bir hükme yer verilmediği, Genelgenin, hukuki belirlilik, hukuki...

Sayılı kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, mahkeme kararı üzerine şirketin tüm yetkisi ve idaresi tasfiye memurunun kontrolüne geçtiğini, ayrıca ortak olmayan şirket müdürü ... 24/06/2023 tarihinde müdürlük görevinin sona erdiğini, davacı ... hakkında vesayet altına alınma davası devam etmiş olduğundan davacı sıfatını etkileyecek işbu davanın bekletici mesele yapılmasına, genel kurulu talep edilen ... Şirketinin hali hazırda tasfiyesine karar verildiğini bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... … Ltd. Şti yetkilisi cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket hakkında .... Esas sayılı dosyasında tasfiye kararı verildiğini, tasfiye memurlarının atandığını, şirketin tasfiyeye geçmesi ile birlikte tüm hak ve yetkilerinin tasfiye memurlarına geçtiğini, genel kurulun toplanmasına lüzumun kalmadığını, davacıların aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı olmadığından davanın reddi gerektiğini belirtmiştir....

İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığı sağlık kurulu raporu ile anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, koruma ve tedavi amaçlı olarak hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına, sanığın, yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir....

Şirketin yönetim ve temsili müdürlere aittir.----- olmadıklarında TTK gerekli çareleri öngörür. ----azledilerek yerlerine yenileri seçilebilir ve koşulları--- sorumluluğuna gidilebilir. Ancak “--- kayyım atanması için haklı neden oluşturmaz. Ticari faaliyeti bulunmayan ancak--- girmemiş bir şirket için de, ---- olduktan sonra, kayyım tayini istenemez. TMK’nin 428. maddesi uyarınca da, isteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa, ----bir kişiye kendi isteği üzerine bir kayyım atanabilir. ----- vesayet altına alınma hükümleri çerçevesinde kişi yaşlılığı, hastalığı, tecrübesizliği, nedeniyle şahsına bir kayyım atanmasını talep edebilir. Her ne kadar TMK’nin 426. ve 427. maddelerinde, kayyımın, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi tarafından atanacağı belirtilmişse de, kayyım atanmasına ilişkin dava, ----ilgilendirdiği için mutlak ticari dava sayılır. Bu nedenle, kayyım atanmasına ilişkin dava, asliye ticaret mahkemelerinde açılır....

" hükmü; "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin davaya konu Karar tarihindeki haliyle "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş...

CMK'nın 150/3 maddesi alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirileceğini hüküm altına almıştır. Sanığa atılı suç, TCK'nın 314/2. maddesinde yazılı silahlı terör örgütüne üye olma suçudur. Beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. 5560 sayılı Kanunun 21. maddesi ile CMK'nın 150. maddesinde yapılan değişiklikten sonra silahlı örgüt üyesi olmak suçundan yapılan yargılamada sanık istemi dışında müdafi bulunmasının zorunlu olmadığı gerek Yargıtay 9. Ceza Dairesi gerekse Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından kabul edilmiştir....

un geçirdiği kaza nedeni ile yapmış olduğu tedavi ve iyileşme giderlerini talep ettiğini, ancak tedavi giderlerinin tamamı, davadan önce yapılan Kanun değişikliği ile Zorunlu Trafik Poliçesi kapsamından çıkarılmış, Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi ile; trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi taleplerinin mağdurun SGK’lı olup olmaması önemsenmeksizin Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmesi gerektiği hüküm altına alınmış, bu husus ekte sundukları Yargıtay kararında da belirtilmiş ve husumetin doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu’na yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle Yerel Mahkeme kararı bozulmuş, sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası gereği üçüncü kişilere karşı sorumlu olabilmesi için kazada sigortalının kusurunun bulunup bulunmadığının, kusuru var ise oranlarının tespiti gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu 92/g maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.6 (b) fıkrasında da hak sahibinin kendi kusuruna...

Yine 4.4.1997 tarihinde imzalanan ve 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmesi de iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, sözleşmenin amaç başlıklı 1.maddesi bu sözleşmenin tarafları tüm insanların hayatını ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, vücut bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler , yine 4. maddesinde ise, “araştırma dahil, ... alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi yada yaşam kalitesinin artırılmasına yönelmesi zorunlu olduğu belirtilmektedir....

UYAP Entegrasyonu