"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya kapsamına göre, gerekçeli kararın sanık ile aynı konutta oturan annesine tebliğ edildiği 22.12.2017 tarihinde ve bu tebliğ üzerine vasi olarak babası tarafından temyiz isteminde bulunulan 29.12.2017 tarihinde sanığın vesayet altına alındığına dair bir kararın bulunmadığı, bu nedenle sanığın babasının 29.12.2017 tarihi itibariyle sanık hakkında verilen hükmü temyiz etmeye yetkisi olmadığı anlaşılmış ise de; UYAP’tan yapılan sorgulama neticesinde sanığın, aynı konutta oturan annesine gerekçeli kararın tebliğ edildiği 22.12.2017 tarihinde cezaevinde olduğunun, dolayısıyla sanığa yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulüne uygun olmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında Çivril Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli, 2020/168 E – 2021/96 K sayılı kararı ile verilen ve 18.02.2021 tarihinde kesinleşen vesayet altına alınmasına ilişkin karar ile vasi olarak...
Karayolları Trafik Kanununa göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta şirketi motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, sigorta poliçesi için prim ödeyen işletenin ve eylemlerinden sorumlu olunan sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), yukarıda belirtilen 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Daire uygulaması da bu yöndedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre davadan sonra yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir....
Örneğin müdürlerin şirketi iyi yönetmediği, temsil edemediği, ortaklığı zarara uğrattığı veya şirketin beklenen karlılığa ulaşamadığı iddialarında da kayyım tayin edilemez. ----- yönetim ve temsili müdürlere aittir. Ortaklar bu yönetim ve temsilden mutlu olmadıklarında ----gerekli çareleri öngörür. Müdürler azledilerek yerlerine yenileri seçilebilir ve koşulları varsa müdürlerin sorumluluğuna gidilebilir. Ancak ------kayyım atanması için haklı neden oluşturmaz. Ticari faaliyeti bulunmayan ancak tasfiye sürecine girmemiş bir şirket için de, organları iş başında olduktan sonra, kayyım tayini istenemez. ----maddesi uyarınca da, isteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa, ergin bir kişiye kendi isteği üzerine bir kayyım atanabilir. İradi vesayet altına alınma hükümleri çerçevesinde kişi yaşlılığı, hastalığı, tecrübesizliği, nedeniyle şahsına bir kayyım atanmasını talep edebilir....
Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, sanığın İmamoğlu Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/07/2013 tarihli ve 2012/220 esas, 2013/240 karar sayılı ilamı ile akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanarak vesayet altına alındığının anlaşılması karşısında; 1) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/2. maddesinde yer alan "Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malûl veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilir." şeklindeki düzenleme nazara alınarak, akıl hastası olduğu anlaşılan sanığa zorunlu müdafii tayin edilerek, müdafii huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde, 2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi gereğince akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı hususunda alınacak rapor ile tespit...
E..’da saptanan demans hastalığı nedeniyle yaşamını tek başına normal standartlarda sürdürmesinin mümkün ve kendi işlerini görecek güce sahip olmadığı, korunması ve bakımı için sürekli yardım gerektiğinin belirtildiği, ancak kendisine vasi tayini gerekip gerekmediği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 405.maddesine göre, kısıtlama kararı verilebilmesi için alınacak raporda kısıtlı adayının kısıtlanıp vesayet altına alınmasının zorunlu olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğinden, mahkemece açıkça bu hususu içermeyen yetersiz rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Vergi Mahkemesinin 24/04/2024 tarih ve E:2023/885, K:2024/228 sayılı kararının özeti: Anayasa’da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine aykırı bir şekilde, yasal dayanağı olmayan idarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ile davacı hakkında tesis edilen özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınmasına dair işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Vergi mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 03/10/2024 tarih ve E:2024/512, K:2024/617 sayılı kararının özeti: Vergi Dava Dairesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle istemi kesin olarak reddetmiştir. V. İNCELEME VE GEREKÇE: A....
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin esasen zorunlu aşı düzenlemesi sonuçlarını doğurduğu, Faz-3 çalışması sonuçlanmadan piyasaya sürülen aşıların zorunlu olarak uygulanamayacağı, Anayasa'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına aykırı olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, Genelge'nin örtülü olarak zorunlu aşı yaptırmayı amaçladığı, Anayasa Mahkemesi'nce Halime Sare Aysal kararı ile zorunlu olarak aşı yapılamayacağına ve bu uygulamanın Anayasa'nın 17. maddesine aykırı olduğuna karar verildiği, düzenlemenin Anayasa'nın 23. maddesi ile korunan seyahat özgürlüğünü de ihlal ettiği, seyahat özgürlüğünün sadece suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği, Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin...
Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu Yasal düzenleme haksız fiil sorumluları (işleten ve sürücü gibi) yönünden her hangi bir ayrıksı düzenleme getirmemiş olduğundan bu kişiler yönünden tedavi giderlerine ilişkin sorumluluk devam edecektir....
KTK'na göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin ve prim ödeyen işletenin ve sürücüsünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı yasa kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi sorumludur. Somut olayda, davacı trafik kazası sonucu yaralanmış, 9 Eylül Üniversitesi Hastanesinde tedavi görmüştür....
Gereken özeni göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. --- hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, ---- tarafları tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini --- yükümlüdürler", yine ---- ---- herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. ---- yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi ----- almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesinin zorunlu olduğu belirtilmektedir....


