WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bunları iadeden kurtulur. Bu bağlamda davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını ve evlilik birliği içinde elinden zorla alındığını veya bozdurulduğunu ispat yükü altındadır. Somut olayda, davacının iddiası altınların tümünün davalılar tarafından elinden alındığı ve harcandığına ilişkindir. Davacı bu iddiasınını ispatla yükümlüdür....

Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, dava katılma alacağı isteğine ilişkin olmadığına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, 58.000,00 TL kişisel malın iadesi ile tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir....

Taraflar arasındaki ziynet alacaklarının aynen iadesi olmadığı takdirde alacak ve munzam zarar davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ziynet alacağı davasının kısmen kabulüne, munzam zarara yönelik talep yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hukuki nitelendirmenin doğru yapılıp yapılmadığı, her bir talep hakkında karar verilip verilmediği, talep konusunun neler olduğu, katkının ispatı ve katkı payı oranının doğru belirlenip belirlenmediği, ziynet eşyalarının varlığı ve davalıya verilip verilmediği ile bu hususların ispatı toplanmaktadır. Dava, katkı payı alacağı ve ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi istemine ilişkindir. 2....

eşyalarının aynen iadesi, olmadığında ise bedelinin iadesi taleplerinin kanıtlanmaması nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil ile katılma alacağı istemine ilişkindir. 2....

Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesinin katılma alacağına uygulanan faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek katılma alacağının faiz başlangıç tarihi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde öne sürdükleri sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü kararının hatalı olduğunu belirterek hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacı erkeğin katılma alacağı bulunup bulunmadığı, katılma alacağına dayanak yapılan taşınmazın, davalının kişisel malı niteliğinde olup olmadığı, katılma alacağına uygulanacak faizin başlangıcı, davacı erkeğin katılma alacağının hesaplanması noktasında toplanmaktadır. 2....

Katılma alacağı, eşler lehine yasadan kaynaklanan alacak hakkı niteliğinde olup, hesabında eşlerin çalışarak gelir elde etmeleri gerekmediği gibi çalışarak elde edilen gelirin de edinilmiş mal olması sebebiyle katılma alacağında bir önemi yoktur. Mustafa lehine hükmedilen 29.280 TL katılma alacağı usul ve yasaya uygun olarak hesaplanmıştır. Toplanan deliller, dosya kapsamı ve yapılan açıklamalar karşısında taraf vekillerinin 7 numaralı mesken yönünden aşağıda yazılı hususlar dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir....

Taraflar arasındaki mehir senedinden kaynaklı ziynet ve eşya alacağı ile düğünde takılan ziynetler yönünden açılan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davaların kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmiştir....

Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/617-1994-115 sayılı dosyasında 02.08.1993 tarihinde alacak davasının yargılama açmıştır. Daha sonra davacı 28.02.1994 tarihli dilekçesi ile eşi ... ile tekrar birleştiğinden açmış olduğu mehir senedinden dolayı alacak davasından feragat ettiğini bildirmiş, dava feragat nedeniyle 28.02.1994 tarihinde reddedilmiştir. Davacının bu davadan evlilik birliğinin yürütülmesi amacıyla kocası ile birlikte yaşamaya başlamış olması sebebiyle davasından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Davacının o zamanki davranışı tartışılmayacak derecede hayatın olağan akışına uygundur. Zira bir kimsenin kısa bir süre önce fiilen bozulmuş evliliğini bir taraftan düzeltmeye çalışırken diğer yandan aile birliği içinde sürtüşmeye meydan verecek biçimde ziynet alacağı davasını yürütmesi beklenemez. Bu nedenle davacının davadan vazgeçmesi ziynetlerden vazgeçtiği anlamına gelmez. Davacının amacı davasını o zaman için takip etmemeye yöneliktir....

UYAP Entegrasyonu