Somut olayda, tarafların dava tarihi olan 12/03/2013 tarihinden sonra 26/02/2015 tarihli mahkeme kararı ile boşandıkları, davacı tarafından, kendisine ... sırasında takılan ziynet eşyasının iadesinin istendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, TMK uyarınca kurulmuş bir evlilik birliği bulunduğu, iadesi istenen ziynet eşyasının, ... törenlerinde ve müşteki çocuk için takıldığı anlaşılmakla, 4787 sayılı Kanunun 1-4 ve TMK'nın aile hukuku ve mal rejimine ilişkin hükümlerinin tatbiki gerektiğinden, davada görevli mahkeme aile mahkemesidir. Bu durumda, uyuşmazlığın aile mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 2. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 23/12/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı-davacı dava açmakta haklı olup, kadının davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken, bu yön nazara alınmadan davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-Davalı-davacının ziynet alacağına yönelik temyizinin incelemesine gelince; Davalı-davacı(nın) dava dilekçesinde 6 adet 22 ayar ve 20'şer gramlık 3 burmalı bileziklerinin aynen, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedeli olan 10.000 TL'nin kendisine ödenmesini talep etmiş; 27.08.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle ziynet talebini 30.000 TL olarak arttırmıştır. Bilirkişi raporunda 6 adet 3 burmalı bileziğin, dava tarihindeki toplam bedeli 11.760 TL olarak tespit edildiğine göre, davacı lehine 11.760 TL ziynet alacağına hükmolunması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Aile Mahkemesi ise, miras bırakan ile davalı tarafın gayri resmi olarak evlendikleri, sonrasında ölüm nedeni ile ayrıldıkları, davanın artık nişan hediyelerinin iadesi biçiminde nitelendirilmesinin uygun olmadığını, sebepsiz zenginleşme nedeni ile tazminat olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Dosya kapsamından, davacıların miras bırakanı ... ile davalı ...'ın nişanlandıkları ve daha sonra resmi nikah olmaksızın fiilen bir müddet yaşadıktan sonra ölüm nedeni ile ayrıldıkları, davanın ise, davacı murislerin davalıya karşı nişanlılık süresi içinde alınan muhtelif malların ve ziynet eşyalarının iadesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır....
TMK.nun 122.maddesine göre; nişan bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse karşılığı bedel sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri verilir. Kural olarak, giyilmekle ve kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı, kuaför gideri vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez. Alışılmış mutad hediyelerden kasıt giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Yargıtay'ın Yerleşmiş Uygulamalarına göre de nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyası mutad hediye kapsamında olmayıp, iadesi gerekmektedir. O halde mahkemece; nişan yüzüğü dışındaki (niteliği gereği, mutad olmayan) davacı istemlerine yönelik talebi değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, itibar edilmeyen gerekçeler ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Hayatın olağan akışına göre olağan olan, ziynet eşyasının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Ziynet eşyalarının, davalı tarafın zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, davacı kadının ispatlaması gerekir....
Dava; ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Kişisel malların iadesi Türk Medeni Kanununun 2.kitabında yer almakta olan 226.maddesinde düzenlenmiş olup, davanın bu madde hükümlerine göre çözümlenmesi icap eder. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, buna göre uyuşmazlığın ''Aile Hukukuna" ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davanın konusu, Aile Hukukundan kaynaklandığına göre, açılan bu davanın 4787 sayılı Yasanın 4.maddesi gereğince, Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir....
Temyiz Sebepleri Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde, Bölge Adliye Mahkemesi'nce ziynet eşya alacağına ilişkin verilen husumet nedeniyle ret kararı ile buna ilişkin olarak verilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalı erkeğin kardeşi ve babasının ziynet eşyalarını davalıdan istediğini ve davalının ziynetleri kadından alarak ailesine verdiğini, ziynetlerin iade edileceği söylenmesine rağmen iade edilmediğini ileri sürerek kararın ziynet alacağı davasının husumetten reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan ziynet alacağı davasında husumetin doğru yöneltilip yöneltilmediği, kabulü gerekip gerekmediği, buna bağlı olarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin hangi tarafa yükleneceği konusunda toplanmaktadır. 2....
Davacı kadın vekili 17.11.2022 tarihli ıslah dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava dilekçesinde araca ilişkin katılma alacağı ve değer artış payı alacağı olarak 4.000,00 TL alacak talebi, ziynet eşyasına ilişkin talepleri baki olmak üzere dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte toplam 24.274,04 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı erkek cevap dilekçesinde; nişan töreninde takılan altınları davacının ailesinin örf ve adet gereği diyerek aldığını, davacının babasının evinin tadilatı için setin bozdurulduğunu, 2 adet bileziğin de aracın alınmasında kullanıldığını, diğer ziynet eşyalarının davacıda olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı ve eşya iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü....
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 5250 TL kişisel eşya bedeli ile 1000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, ziynet eşyası isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava; ziynet ve diğer kişisel eşyaların aynen, ya da bedellerinin iadesi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Kişisel malların iadesi, Türk Medeni Kanununun 2.kitabında yer almakta olan 226.maddesinde düzenlenmiş olup, davanın bu madde hükümlerine göre çözümlenmesi icap eder. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür....


