Mahkemece, davanın kabulü ile bir adet pırlanta 18 karat yüzük, bir adet 110 grmlık 22 ayar hasır boyunluk ve kolluk, bir adet 7 gramlık 22 ayar bilezik, bir adet 75 gramlık 14 ayar set takımı, bir adet 8 gramlık 22 ayar bilezik, bir adet 12 gramlık 22 ayar bilezik, bir adet ziynet tam altın, bir adet ziynet yarım altın, Dört adet ziynet çeyrek altın, bir adet 20 grmlık 14 ayar künye, bir adet 1 gramlık altın'ın davacıya aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde, 3.000 TL alacağın dava tarihi olan 29/08/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazla haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Dava; ziynet eşyalarının iadesi, mümkün olmadığı...
Bunun yanında, kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve iadesi gerekir. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı, kişisel harcamalar vs.) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Davacı kadın, ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurularak yatırım amaçlı kullanıldığını ileri sürmüş; davalı ise; davacının iddiasını kabul etmemiş, ziynet eşyalarının tamamen davacının tasarrufunda kaldığını, ne şekilde saklandığının ve harcandığının davacının bilgisi dahilinde olduğunu belirtmiştir....
Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesine veya bedelinin tahsiline ilişkindir....
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, dava konusu ziynet eşyalarının varlığını, evi terk ederken bunların evde kaldığının ispat yükü altındadır. Olayda; davacı kadın, ziynetlerin davalı tarafta kaldığını dinlettiği tanık beyanları ile ispat edememiştir....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2014 NUMARASI : 2012/491-2014/302 Taraflar arasındaki ziynet ve çeyiz eşyasının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacıya ait ziynet ve çeyiz eşyalarının davalıda kaldığını, iade edilmediğini belirterek, (ziynetleri ayrıntılı olarak sayarak) aynen iadesine mümkün değilse dava tarihi itibari ile bedelleri olan 6.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet ve çeyiz eşyasının iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; boşanma gerçekleşince davalının kendisini tehdit ettiği için ziynet ve diğer eşyalarını alamadan müşterek konutu terk ettiğini ileri sürerek, ziynet ve diğer eşyaların aynen iadesine, aynen iadesi mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini 39.749,00 TL'ye yükseltmiştir....
Davalı; davacının talep ettiği çeyiz eşyalarının halen ortak konutta olduğunu ve istediği zaman alabileceğini, ancak ziynet eşyalarından 1 adet 22 ayar 22 gram altın bilezik dışındaki diğer takıları davacının evden ayrılırken götürdüğünü, davacıya ait ziynet eşyasının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini dilemiştir....
Mahkemece, tarafların boşanmalarına, davalı lehine hüküm altına alınan tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, ziynet eşyasının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığında bedelinin teslim günündeki değeri ile ödenmesine dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece; bozma ilamının ziynet eşyalarına ilişkin kısmı yönünden ilk kararda kısmen direnilmesine karar verilmiştir. Kısmi direnme hükmünü davalı taraf temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı hususu, ön sorun olarak tartışılmıştır....
Hayatın olağan akışına göre olağan olan, ziynet eşyasının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Ziynet eşyalarının, davalı tarafın zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, davacı kadının ispatlaması gerekir. Somut olayda, Kayseri 3....
Somut olayda; mahkemece, hüküm kısmında aynen iadesi olmadığı taktirde bedelinin tahsiline karar verilen ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar (gram ve ayarı) ve değerleri ayrı ayrı gösterilmemiş, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmiştir. Öte yandan, hükmedilen ve davalıdan tahsiline karar verilen ziynet eşyasının toplam değeri 31.474 TL olmasına rağmen, mahkemece 37.734 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ayrıca, 4 adet normal bilezik bedeli olarak dava dilekçesinde, 5.730 TL olarak talep edilmiş, hükümde ise talep aşılarak 5.832 TL üzerinden tahsiline karar verilmiştir. O halde, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde ve taleple bağlılık kuralına aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....


