Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda; davalıya usulüne uygun olarak yemini yaptırıldığından davacının ziynet eşyalarına ilişkin davasını ispat edemediği gerekçesiyle ziynet eşyalarına ilişkin davanın reddine, giyim eşyaları dışında kalan diğer çeyiz eşyalarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava; çeyiz eşyalarının aynen, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre çeyiz ve ziynet eşyası konusunda alacaklının seçimlik hakkı vardır, isterse aynen teslimi isterse bedelin ödenmesini talep edebilir....
Dava çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen teslimi, mümkün olmazsa bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, 27.6.2006 tarihli dava dilekçesinde davalıda kalan çeyiz ve ziynet eşyalarının mümkünse aynen teslimine, değilse bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiş olup, mahkemece 25.7.2007 tarihli davanın kısmen kabulüne dair karar Dairemizin 3.4.2008 tarih, 1413 – 4180 sayılı ilamı ile; 1- Sair temyiz itirazlarının reddine, 2- Dört adet bilezik yönünden ise davacıya yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmasına karar verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davalının davacıyı evden kovduğunu, davacının kendisine ve çocuğuna ait kişisel eşyalarını yanına alamadığını, ziynet eşyalarının banka kasasına konulduğunu, davalının ziynet eşyalarını kasadan aldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, ziynet eşyalarının ve ev eşyalarının aynen iadesine; olmaz ise, bedeli olan 30.000.00.- TL'nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davacının ziynetleri yanında götürdüğünü, tüm eşyalarını aldığını belirterek; davanın reddini istemiştir....
Asıl dosyada borçlu vekili cevap dilekçesinde; takibe dayanak ilamda ziynet eşyalarının değerinin belirtildiğini, icra emrinin 22.01.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, 29.01.2013 tarihinde ilamda yazılı tutarı tüm fer'îleri ile birlikte ödeyerek dosyanın infaz edilmesine ilişkin taleplerini icra dosyasına gönderdiklerini, ziynet eşyalarının müvekkilinin yedinde olmadığını, takibe dayanak ilamda ziynet eşyalarının bedellerinin açıkça yazılı olduğunu, ilamda yazılı bedeli tüm fer'îleri ile ödediklerinden İİK’nın 24. maddesine göre dosyanın infaz edilmesi gerektiğini, bu nedenle alacaklının şikâyetinin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için memurluk işleminin kabul edileceği varsayılsa dahi ziynet eşyalarının 2007 yılında alındığını, ikinci el olup kullanıldığını, mahkemece dosyanın infazına dair taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde ......
Dava; davacı tarafa ait ziynet, çeyiz ve kişisel eşyaların aynen teslimi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Somut olayda; davacı tarafın 05.09.2013 tarihli dava dilekçesinde, dava konusu eşyaların davalının evinde kaldığını iddia ettiği, delillerini "aile toplum kağıdı, tanık beyanları, bilirkişi ve diğer sair deliller" olarak sıraladığı, davalının 27.05.2014 tarihli cevap dilekçesine süresi içerisinde verdiği cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu e-mail yazışmaları ile davalının ziynet eşyalarının kendisinde olduğunu, bozdurduğunu kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. O halde; davacı tarafından süresi içerisinde dosyaya ibraz edilen davalı tarafa ait olduğu iddia edilen e-mail yazışma çıktılarının davalıya ait olup olmadığı araştırılmadan ve davacının bu delili tartışılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Yargılama aşamasında dinlenilen diğer tanıklar ise davacıya düğünde bir takım ziynet eşyalarının takıldığını, davacının bu ziynet eşyalarını müşterek evden ayrılırken yanında götürdüğünü bildirmişlerdir. Bu durumda, mahkemece; öncelikle davalı tarafça delil olarak dayanılan tarafların boşanmalarına ilişkin dava dosyası ile yine davacı tarafından davalılar aleyhine kişisel eşyanın iadesi istemi ile daha önce açıldığı bildirilen dava dosyalarının getirtilmesi, sonrasında ise çeyiz senedinde yazılı olan ziynet eşyalarının ne kadarının düğün sırasında davacıya takıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması için her iki tarafın açıklamasına başvurulması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre, düğünde takıldığı belirlenen ziynet eşyalarının değerinin, senette yer alan ziynet eşyalarının değerinden mahsup edilip edilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru değildir....
Mahkemece, dosyanın kuyumcu bilirkişiye tevdii ile, talep edilen ziynet eşyalarının gram, ayar ve niteliklerinin gözönüne alınarak, CD ve fotoğraflar incelenmek sureti ile, davacının talep ettiği ziynet eşyalarının, incelenen resim ve CD'lerde hangilerinin mevcut olup olmadığı tek tek yazılarak, buna göre davacıya takılan ziynetlerin hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak, bedeli hüküm altına alınan ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerinin hükümde ayrı ayrı gösterilerek ve davalının infaz sırasında seçimlik hakkının kullanılması (aynen iade veya bedeli tercih etmesi) bertaraf edilmeden taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde HMK'nın 297. maddesine aykırı ve hükme elverişli bulunmayan rapora dayanılarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan...
Mahkemece; ev eşyalarının aynen, olmadığında 2.400 TL’nin davalıdan tahsiline, ziynet eşyaları yönünden davanın reddine dair verilen kararın ziynet istemine yönelik kısmının davacı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 07.04.2015 tarih ve 2014/12828 Esas, 2015/5743 Karar sayılı ilamı ile özetle; “birbirini teyit eden tanık beyanlarına göre davacı kadının evi terk ettiği sırada davalı ile tartıştıklarını, davalının davacının ailesini çağırdığını, davacıyı alıp götürmelerini söylediğini, kayınvalidenin de evden hiçbir eşya ile müşterek çocuğu vermeyeceklerini söylemesi üzerine davacının üzerindeki kıyafeti ile evden ayrıldığını, bir daha eve dönmediğini, altınların davalı tarafından satılarak araba alındığını beyan etmeleri karşısında, davacı kadının ziynet eşyalarının davalı tarafta kaldığını ispatlamış olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek, davacı kadına ait ziynet eşyalarının miktar ve değeri belirlendikten sonra taleple bağlı kalınmak koşulu ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi...
Mahkemece; davanın kabulüne 11 adet bilezik (11*1.500= 16.500 TL) 1 adet 23 gram boyunluk seti (1.380TL ) 1 adet 9 gram mevlana madalyon seti (570 TL) 1 adet 17 gram bileziğin (1.450 TL) aynen, aynen teslimi mümkün değilse yukarıda ayrı ayrı belirtilen değerler toplamı olan 19.900 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Kabul şekline göre de, bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297.maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir....
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hüküm altına alınan ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerinin hükümde ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekirken, karar verilen ziynet eşyalarının özelliklerinin yazılmayarak infazda tereddüt yaratacak nitelikte HMK'nın 297. maddesine aykırı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. 2)Diğer taraftan, dava dilekçesinde ziynet eşyalarının aynen iadesinin mümkün olmaması halinde bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, HMK 297/2.maddesine aykırı olarak davacının faiz talebi hakkında olumlu-olumsuz karar verilmemiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....


