TMK'nun 236/2. maddesi “Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.” hükmünü içermektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, TMK'nun 236/2 maddesinin uygulanması gerektiği savunmasında bulunmuştur. Mahkemece davalının bu savunması yönünden olumlu ya da olumsuz bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan katılma alacağına hükmedilmesi isabetsiz olmuş; hükmün bu sebeple bozulması gerektirmiştir....
kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle zina hukuki nedenine dayalı davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ise de; kadının davasında verilen boşanma kararı taraflarca istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden erkeğin zina hukuki nedenine dayalı konusu kalmayan davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, boşanmaya neden olan olaylarda zina eyleminde bulunduğu anlaşılan kadının, ağır kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında kadının maddî manevî tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, zina eylemi nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan erkek lehine manevî tazminat takdir edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gibi, tarafların mevcut sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen manevî tazminat miktarının da makul olduğu ortak çocukların yaşları itibariyle ihtiyaçları, sağlık durumları, mevcut hayat şartları, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları dikkate...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kadın eşin zina fiilinin olmadığını, bir an için zina yapıldığı düşünülse dahi 2014 yılındaki fiilin affedildiğini ve zina davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını belirtmiş ve erkek eş aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasına yönelik vakıalar ileri sürerek; davanın reddine, kabul edilmesi halinde ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk lehine aylık 3.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile kadın eş lehine 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. III....
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde sayılan malvarlıkları nedeniyle 30.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, TMK'nin 252. maddesi gereğince katkının tamamen kaldırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı ve artık değere katılma alacağına ilişkindir. Hakim, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK mad. 236/2). Somut uyuşmazlık incelendiğinde; ... 3....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından zinaya dayalı davasının reddi ve davalı kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Dava, erkek tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal nedenine dayalı boşanma davası olup, bölge adliye mahkemesince tarafların dava tarihinden sonra barışarak bir müddet birlikte yaşamaları nedeniyle davacı erkeğin kadının zina eylemini affettiği, affedilen eylemlerin boşanma gerekçesi yapılamayacağı belirtilerek davanın reddine, davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun...
Somut olayda davacı kadın tarafından erkek eş aleyhine zina nedenine dayalı boşanma davası açılmış mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek "Başka bir kadınla birlikte yaşayarak davacı kadını aldattığı" gerekçesiyle tamamen kusurlu bulunmuş, kısa kararda tarafların TMK 161. maddesi gereğince zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiş olduğu halde, "Gerekçeli kararın hüküm kısmında tarafların TMK 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına" şeklinde hüküm kurulmasının maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmamaktadır. O halde davacı vekilinin 22.07.2019 tarihli talep dilekçesi bu kapsamda değerlendirilerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304/1. maddesinde düzenlenen usul işlemleri yerine getirildikten sonra talep konusunda karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir....
ve hukuki olarak bunun af olarak değerlenledirmesi yapıldığından iş bu dava tarihinden önceki olayların artık boşanma sebebi olarak ileri sürülemeyeceği de göz önünde bulundurulmuş bununla birlikte iş bu dava tarihi olan 17.06.2019 tarihinden önceki dönem için davalı erkeğin zina fiilini işlediğinin iş bu dosyada hukuka uygun deliller ile ispatlanamadığından açılan davanın reddine, 2019 yılının Kasım ayı içerisinde emniyet kayıtlarında belirtilen otellerde ve tarihlerde dosyada ismi geçen kadın ile aynı otel odasında kaldığı sabit olduğundan 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesindeki zina fiilinin sübuta erdiği gerekçesi ile kadının 2019/497 Esas, 2020/730 Karar sayılı iş bu dava dosyası ile birleştirilen zina nedeniyle açılan boşanma davasının reddine; 2019/523 Esas sayılı davacı kadın tarafından zina nedeniyle açılan boşanma davasının reddine; 2019/1143 Esas, 2020/74 Karar sayılı iş bu dava dosyası ile birleştirilen erkek tarafından açılan 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince...
de tatil yaptığını, zina ettiğini, yatakları ayıran tarafın ... kadın olduğunu belirterek tarafların öncelikle zina hukuki nedenine dayalı olarak boşanmalarına, mahkemece zina yönünden yeterli delil olmadığının değerlendirilmesi halinde davalının tam kusurlu olması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, erkek lehine 500.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başka bir kadın ile ilişkisinin olduğu, bu kadına ev tutup birlikte oldukları, cinsel birlikteliklerinin olduğu, davalının bu suretle zina yaptığı, dava tarihine kadar görüşmelerinin devam ettiği, davanın yasal süresinde açıldığı, tarafların ayrı yaşadıkları anlaşıldığından 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi gereği zina nedeni ile tarafların boşanmalarına, özel sebeple boşanma kararı verildiğinden aynı olay ile ilgili evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davacı kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın karar kesinleştikten itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Mahkemece, her üç boşanma davasında, bu davaların esasını oluşturan "boşanma” talepleri konusunda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmekle birlikte, davacı-davalı kadının evlilik birliğinin sarsılması sebebine(TMK m. 166/1) dayalı boşanma davası ile hayata kast pek fena muamele hukuki sebebine (TMK m.162) dayalı boşanma davaları için ayrı ayrı, davalı-davacı erkeğin zina sebebine dayalı (TMK m.l61) boşanma davası için ayrı kusur belirlenerek, sonucunda boşanma davalarının eki niteliğinde bulunan tazminat talepleri konusunda her bir dava türü için ayrı ayrı hüküm kurulması doğru olmamıştır. Evlilik birliği sona erinceye kadar, herhangi bir sebeple açılmış boşanma davalarında taraflara yüklenmiş tüm kusurlar, birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi ve belirlenen bu orana göre maddi-manevi tazminatlar ile yoksulluk nafakası konularında her bir taraf yönünden bir kez hüküm kurulması gerekir....


