Davacı vekili, kayıt maliklerinin 80 yıldan fazla süre önce öldüğünü ve tapu kaydının intikal görmediğini ileri sürdüğüne göre TMK.nun 713/....maddesindeki malikin ... yıl önce ölmüş olması nedenine de dayandığının kabulü gerekir. Kadastro tutanağındaki iktisap sütunu ile satış senedindeki açıklamalardan taşınmazın ... ... ... Efendi çocukları ...,... ve ...’ye ait olduğu, satıcıya ait nüfus aile kayıt tablosundan satıcı ...’ın dede isminin ... olduğu ve satıcı ile kayıt malikleri arasında irtibat bulunduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/.... maddesindeki düzenlemelerdir....
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 07/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi....
İddianın ileri sürülüş şekline ve dosya içeriğine göre dava, harici satın almaya ve TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan; “ … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nin 713/1-2. fıkraları gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun'un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2 maddesindeki düzenlemelerdir....
Hal böyle olunca, söz konusu tescil ilamı ve bu ilam sonucu oluşan tapu kaydı davalılar yönünden bağlayıcı kabul edilemeyeceğinden ihtilafın, zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma zilyetlik hükümlerine göre değerlendirme yapabilmek için yeterli bulunmamaktadır. O halde, doğru sonuca ulaşabilmek için mahallinde yeniden keşif yapılarak dinlenecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne surette intikal ettiği ve kimler tarafından hangi sıfatla ve nasıl kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek soncuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayanılarak hüküm verilemez....
Mahkemece, dava konusu edilen taşınmaz bölümü hakkında davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne dair yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz bölümü, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yol vasfında olması nedeniyle tespit harici bırakılan yerlerdendir. Davacı, çekişmeli taşınmaz bölümünün, maliki bulunduğu 105 ada 39 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu belirterek kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hukuki nedenine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Keşif anında dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları da davacının bu iddiasını doğrulamıştır....
Dava, kadastro tespitine karşı bağışlama ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemiyle açılmıştır. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın öncesinin kök muris ... ...'a ait olduğunu, murisin ölüm tarihi olan 1951 yılından önce sağlığında kendisine bağışladığını, bağıştan itibaren evlenerek köyden ayrıldığı 1956 yılına kadar taşınmaza zilyet olduğunu, sonrasında ise davalı tarafın haksız yere taşınmazı kullanmaya başladığını ileri sürmüştür. İleri sürülen bu nitelemeye göre kök muris ...'in sağlığında taşınmazı bağışlamasıyla birlikte miras ilişkisinin sona ereceği göz önüne alındığında taraflar arasındaki ihtilafların çözümünde zilyetlik hükümlerinin geçerli olacağı açıktır....
Mahkemece çekişmeli taşınmazların irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle davacıya isabet ettiği, taşınmazların doğal sit alanı içinde kaldıkları ancak 2863 sayılı Yasa'nın değişik 11. maddesi gereğince doğal sit alanlarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iktisabın mümkün hale geldiği, taşınmazların kıyı kenar çizgisi dışında kaldıkları gerekçesiyle hüküm tesis edilmiştir. Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda belirtilen gerektirici nedenlere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesinde "korunması gerekli kültür varlığı" olduğu şerhi bulunmasına rağmen mahkemece bu konuda araştırma yapılmamıştır. 2863 sayılı Yasa'nın 11/1. maddesi uyarınca, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemezler....
İddianın ileri sürülüş biçimine göre dava, terditli olarak öncelikle harici satış nedenine ve TMK'nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan ölüm ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil talebine, mahkemece yerinde görülmemesi durumunda harici satış bedeline dayalı alacak talebine ilişkindir. 1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacının TMK’nin 713/2. maddesine dayanan tapu iptal ve tescil talebine gelince; Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir....
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 12/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi....
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi....


