Bununla birlikte Mahkeme kararı gereği yerine getirilirken; kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucu lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacıdan (başvurucudan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenilmesi gerekmekte olup; bu ispatın gerçekleştirilemediği tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği, bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen açıklama ile reddine, 24/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi....
Bununla birlikte Mahkeme kararı gereği yerine getirilirken; kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucu lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacıdan (başvurucudan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenilmesi gerekmekte olup; bu ispatın gerçekleştirilemediği tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği, bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır....
Bununla birlikte Mahkeme kararı gereği yerine getirilirken; kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucu lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacıdan (başvurucudan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenmesi, bu ispatın gerçekleştirilemediği ve tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği; bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen açıklama ile reddine, 10/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi....
Bununla birlikte Mahkeme kararı gereği yerine getirilirken; kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucular lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacılardan (başvuruculardan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacılardan (başvuruculardan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenmesi, bu ispatın gerçekleştirilemediği ve tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği; bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen açıklama ile reddine, 11/10/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi....
Öte yandan, taşınmazların niteliğini ve zilyetlik durumu tespiti amacıyla hava fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazların niteliğini ve çekişmeli 1039 ve 1040 parsel sayılı taşınmazların güney sınırını çevreleyen 1202 sayılı mera parseli bulunduğu halde aralarında ayırıcı unsur olup olmadığını tespit etmekten uzak soyut nitelikle ziraat bilirkişi raporuna itibar edilmiş, bu parseller yönünden usulünce mera araştırması yapılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz....
Kural olarak, taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarihten itibaren kazanmayı sağlayan zilyetlik süresi kesintiye uğrar ve tespit tarihinden sonra 20 yıllık kazanma süresi yeniden işlemeye başlar. Ancak, davanın makul süre içinde açıldığı kabul edildiği takdirde bu durumda tespitten önceki zilyetlik hesaba katılır. Böylece, davanın açıldığı tarihe kadar kadastrodan önceki zilyetlik de hesaba katıldığında 20 yıl dolduğu taktirde diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde davanın kabulü gerekmektedir. Öte yandan mahkemece, TMK.nun 713/3. Maddesine göre, Hazinenin davaya katılması sağlanmadan ve davanın esası hakkında irdeleme yapmadan, kadastro tespit tarihinden dava tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresi geçmediğinden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro tespiti sırasında, tutanağının beyanlar hanesinde muhdesat ve zilyetlik şerhinin gösterilmesi istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının hangi tarihlerde yapıldığı dosya kapsamından anlaşılamamıştır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, mahkemece muhdesat ve zilyetlik şerhinin kurulmasına yönelik istemin kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; davacının kadastro tespitine bir itirazı olmadığına göre tespitin beyanlar hanesine şerh verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, hüküm yerinde kadastro tutanağının iptal edilmesi doğru değildir. Kaldı ki, kadastro davalarında tespit iptal edilebilir, tutanak iptal edilemez....
Mahkemece, taşınmazın kadastro tespiti sırasında fenni hata yapılmadığı, davacının 79 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan yer için zilyetlik iddiasında bulunduğu ancak, zilyetliğini de kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir. 5520 sayılı yasayla değişik Tapu Kanununun 31.maddesi uyarınca tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilebilmesi bir taşınmaz malın gerçek yüzölçümünün Tapu sicilindekinden daha az veya fazla olması, gerçeğin tapu sicilinde yazılı yüzölçümü ile örtüşmemesi dava konusu taşınmazın sınırdaki taşınmazlarla da bir çekişmesinin bulunmaması halinde olanaklıdır. Dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaz çapa bağlıdır. Böylesine çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü ise çap kaydının uygulanması ile belirlenir....
dava konusu taşınmazın bir bölümünde kendilerinin de zilyet olduklarını belirterek adlarına zilyetlik şerhi verilmesi talebi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusunun zilyetliğin tespiti olduğu, görev yerinin ise Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde görevli Antalya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece; davacının davasının zilyetliğin tespiti olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Davacı dava dilekçesinde dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Yasa'nın Ek-4 maddesi gereğince güncelleme çalışmaları yapıldığını belirtip lehine zilyetlik şerhi verilmesi talebi ile dava açmıştır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ZİLYETLİĞİN TESPİTİ Dava, tapuda yazılı zilyetlik şerhinin düzeltilmesine ilişkin olmakla, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve Yargıtay Başkanlar Kurulunun 2013/1 sayılı kararı uyarınca temyiz inceleme görevi Yargıtay 14. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Bu nedenle dosyanın Yargıtay Yüksek 14. Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 03.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi....


