WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....

Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....

Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....

Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....

Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır). Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. Açılamalar ışığında somut davaya bakıldığında; davacı kaza sonucu yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır....

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tazminat davasının müvekkili şirkete karşı açılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, zarar ve tazminat miktarı konusunda müvekkiline atfı kabil bir kusur veya ihmalden söz edilemeyeceğini, bu nedenle tazminat miktarının fazladan ve yersiz ödendiğinden bahisle açılan iş bu davanın muhatabının müvekkili şirket olmadığını, burada açılması mümkün bir dava varsa bunun tespiti yapan ve kusuru bulunan sigorta şirketine karşı açılmasının gerektiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin iş yerinde meydana gelen zarar ve ödenmesi gereken tazminat miktarı konusunda davacı tarafın kabul ve ikrarının söz konusu olduğunu, zira zararın tespitini ve ödemeyi yapanın davacının kendisi olduğunu, müvekkili şirketin zararının ekspertiz raporuyla tespitedilenden daha fazla olduğunu, bu nedenle Bakırköy ..........

Davacı tarafça hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat talebini ıslah etmişse de ıslaha karşı davalı tarafça süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunulmuştur. İş kazasına dayalı tazminat davalarında borçlar kanunundaki düzenleme gereği zaman aşımı süresi 10 yıldır zaman aşımı başlangıcı da faiz ve zararın öğrenildiği tarihtir. Somut olay bakımından kaza 07/12/2001 tarihinde meydana gelmiş olup davanın 14/02/2007 tarihinde açıldığı görülmüştür. Dolayısıyla davanın açılış tarihi itibariyle 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmasına yaklaşık 3-4 yıl kadar bir zaman kaldığı görülmüştür. Davalı tarafça maluliyet oranına itiraz edilmekle maluliyet tespit davası açıldığı ve davacının maluliyetinin tespiti bakımından YSK, Adli Tıp ve Adli Tıp genel kuruluna dosyanın gönderildiği bu nedenle maluliyet tespit davasının 16/09/2014 tarihinde sonuçlanabildiği görülmüştür....

Mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek hasar konusunda uzman bilirkişiden dava dosyası kapsamı, ekspertiz raporu, fotoğraflar, bilirkişi raporu ve diğer deliller incelenerek taraflar arasında aracın perte ayrılması konusunda mutabakat olduğundan aracın olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin tesbiti ve sovtaj değerinin mahsubu ile bakiye zararın ve tazminat miktarının tespiti hususlarında ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği'' gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamadan sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir....

Sözleşme devam ederken, haklı nedenlerle akdin feshedildiğinin tespiti ve bununla birlikte borçlu olunmadığının tespiti ile zararın tahsiline ilişkin dava, kira akdinin feshiyle birlikte açıldığından ve kiracı tarafından sözleşmenin başından beri geçersiz olduğu da ileri sürülmediğinden, uyuşmazlığın görevli Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK’nun 22. ve 23. maddeleri gereğince Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Hukuk Dairesi tarafından somut olayda “…devletin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan bir zararın oluştuğu ve kadastro işleminden kaynaklanan bu sorumluluğun da TMK'nın 1007. maddesi kapsamında tazmini gerektiği muhakkaktır. Bu nedenle, işin esasına girilerek taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinin tespiti için rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği…” denilerek karar bozulmuştur. Davalı ... vekili bu kez Yargıtay kararının düzeltilmesini istemiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesine dayalı tazminat isteğine ilişkindir....

UYAP Entegrasyonu