"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çorlu İcra Mahkemesi -K A R A R- Dosya içeriğine göre dava, zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması istemine ilişkindir. Başkanlar Kurulu Kararı ve Yargıtay Yasasının 14. maddesine göre temyiz inceleme görevi Yüksek 12.Hukuk Dairesine aittir. Bu nedenlerle dosyanın anılan Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE 22.4.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Takibin kesinleşmesinden önce zamanaşımı itirazı İİK.nun 168/3. maddesine göre 5 günlük süreye tabi ise de, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığına ilişkin şikayet ise İİK'nun 170/b maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 71/2 ve 33/a maddesi gereğince herhangi bir süreye tabi olmayıp iddianın yerinde olduğunun belirlenmesi halinde icranın geri bırakılmasına karar verilir. Somut olayda; örnek 10 numaralı ödeme emri borçluya tebliğ edilmiştir. 26.06.2015 tarihinde icra mahkemesine yapılan başvuruda ileri sürülen zamanaşımı iddiası, icra takibinin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olup, takipten önceki döneme dair bir zamanaşımı itirazı yoktur. O halde mahkemece, takibin kesinleşmesinden sonraki zamanaşımı itirazının süresiz şikayete tabi olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin süre aşımı nedeniyle reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi Suç : Devletin egemenlik alametlerini alelen aşağılama Hüküm : 5237 sayılı Kanunun 300, 31/2, 62, 50, 52/2-4, 231/5 maddeleri ve 5395 sayılı Kanunun 231/5. maddesi uyarınca hükmedilen adli para cezası Temyiz edenler : Suça sürüklenen çocuk ve müdafii Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Suç tarihinde 15 yaşını ikmal etmeyen suça sürüklenen çocuğun eylemi için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde yeni suç işlediği tarih arasında zaman aşımı durmuş olsa da, 5237 sayılı TCK'nın 66 ve 67. maddelerinde belirlenen zaman aşımı süresinin ilk mahkumiyet kararı olan 07.02.2013 ile temyiz inceleme tarihi arasında gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak...
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar davacının alacağının dayanağını teşkil eden icra dosyasında icranın zaman aşımı nedeniyle geri bırakılmasına karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine davacı tarafından İİK'nın 33a-2. maddesi uyarınca açılan davanın da temel ilişkiye dönüştürülüp, bu hususta karar verilmesi karşısında ortada geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken; İcra dosyası kapsamında geçici aciz vesikası olabilme koşulunu taşıyan haciz tutanağı mevcut olmadığından bahisle davanın reddi doğru değil ise de; sonuç itibarı ile davanın reddine dair verilen kararın isabetli olmasına göre; davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 30,10 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan...
Somut olayda, şikayetçi üçüncü kişinin, icranın geri bırakılması kararının verilmiş olması dışında, ayrıca, haciz konulan taşınmazların kendisine ait olduğu gerekçesiyle de hacizlerin kaldırılması talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; süresiz şikayet konusu olan bu taleplerden yalnızca birisi olan icranın geri bırakılması kararına ilişkin iddia hakkında karar verildiği, şikayetçinin, haciz tarihi itibariyle taşınmazların kendisine ait olduğuna ilişkin iddiasının değerlendirilmediği görülmüştür....
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; çekin ibrazı bakımından altı aylık zamanaşımının gerçekleştiği, çek borçlularının birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakkı kapsamında zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle icra mahkemesince icranın geri bırakılmasına karar verildiği, İİK'nın 33. maddesi kapsamında zamanaşımı itirazının yapıldığı tarihten sonra geri bırakılma kararının kabul edildiği,alacaklının icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra zamanaşımının gerçekleşmediğine ilişkin yedi günlük sürede dava açmadığı, dolayısıyla ilamın zamanaşımına uğradığı hususunun kesin hüküm oluşturacağı, kesin hükmün varlığı halinde de dava şartlarının varlığından söz edilemeyeceği, davada davacının her ne kadar davalı aleyhine iflas yolu ile kesinleştiği belirtilen takipten dolayı iflas talebinde bulunmuş ise de; bu takip itibariyle icranın geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir...
Mezkur ihbarnamede; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, üç yıl süreyle denetim süresi belirleneceği ve denetim süresi içinde dava zaman aşımının duracağı, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zaman aşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla yeni suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı dikkate alınarak, yargılama konusu kasten yaralama suçuna ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2. maddelerine göre hesaplanan 5 yıl 4 aylık asli zaman aşımı süresinin, sorgu tarihi olan 06.05.2009 gününden, mahkumiyet kararının verildiği 23.05.2017 tarihine kadar gerçekleştiği ve bu süre içerisinde zaman aşımını kesen başka bir işlem de yapılmamış olduğundan gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken...
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zaman aşımı nedeniyle düşme 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında açılan kamu davasının, zamanaşımını kesen en son işlem olan 11.06.2008 tarihli mahkumiyet kararından itibaren, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi olan 29/03/2013 tarihi ile sanığın denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 26/08/2014 tarihleri arasındaki durma süresi de eklendiğinde 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle dolduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekilinin, zamanaşımı süresinin...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığa yüklenen 765 sayılı TCK'nın 492/2 maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 102/4 ve104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 16.09.2008 tarihi itibariyle durduğu ve sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmiş olması karşısında, denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 31.12.2011 günü yeniden işlemeye başladığı dikkate alındığında, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık...
İcra Hukuk Mahkemesinin 12.3.2015 tarihli ve 2014/853 Esas, 2015/269 Karar sayılı ilamı ile davann kabulü ile İİK'nin 71 ve 33/a. maddesi gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olup, karar 7.12.2015 tarihinde kesinleşmiş, iş bu karara karşı İİK’nin 33/a-2. maddesi kapsamında dava açılmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda, alacağın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil etmekte olup icranın geri bırakılması kararı ile borçlu hakkındaki takibin ve haczin geçerliliği ortadan kalkmıştır....


