ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerini, şirket anasözleşmesinin 12. maddesinde, yönetim kurulu toplantı nisabının yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası olduğunun ve yönetim kurulu kararlarının salt çoğunluğun olumlu oyu ile alınacağının kabul edildiğini, bu maddenin aynı zamanda 6102 sayılı Yasanın 390 maddesi ile getirilen düzenlemeyi ihtiva ettiğini, dolayısı ile yönetim kurulu toplantılarının ve alınan kararların batıl olduklarının ileri sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir....
ve .... karar numaralı yönetim kurulu kararlarının, öncelikle ve ivedilikle uygulanmasının durdurulması ve önlenemez zararların meydana gelmemesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil ve ilan edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, her ne kadar yaklaşık ispat koşulu sağlanmış olmasına karşın bir an için mahkemece tedbir taleplerinin davanın esasına yönelik olduğu düşünülürse terdiden davalı şirket tarafından tescil ve ilan edilmesi istenen 30/11/2021 tarih ve .... sayılı şirket iç yönergesinin öncelikle ve ivedilikle uygulanmasının durdurulması ve önlenemez zararların meydana gelmemesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil ve ilan edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yapılacak yargılama sonunda 30/11/2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan ..., ... ve .... karar numaralı yönetim kurulu kararlarının TTK 391 maddesi gereğince batıl ve yok hükmünde olmaları...
İlk derece mahkemesince batıl olduğunun tespiti istenilen işlemin davalı şirkete ait fabrika binası ve taşınmazın tümü ile elden çıkarılmasına yönelik satış işlemi olmadığı, ' kiralama süresi sonunda geri almak kaydıyla yapılan 'sale and lease back' işlemi niteliğinde olduğu, ... 408/....maddesi gereğince bu konuda genel kurul kararı gerekmediği, ... 391/1-d bendi gereğince batıl kararlardan olmadığı ve batıl olduğunun tespiti istenilen Yönetim Kurulu kararı gereğince tapuda resmi işlem yapılmış olduğundan kararın batıl olduğu tespit edilse dahi sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. ......
yönetim kurulu kararı veya genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti veya iptaline karar verilebileceği, taahhütname niteliğinde olmakla bu iki taahhütnameye yönelik batıl olduğunun tespitine ilişkin mahkememizden istenilen talebin reddine karar vermek gerekmiştir....
A.Ş.’nin tek yönetim kurulu üyesi olduğunu, diğer bir ifade ile..., yurt dışı merkezli müvekkil şirkette yöneticilik yaptığını, davacı Kemal Gülman’ın ise müvekkil şirkette herhangi bir pay sahipliği bulunmadığı gibi ticari bir ilişkisi de söz konusu olmadığını, davacının huzurdaki davayı hem müvekkil şirkete hem de müvekkil yönetim kurulu üyesine karşı açma yönünde pay sahibi olmayışından ötürü hukuki bir yararı yoktur ve dava ehliyeti bulunmadığını, diğer davalı......
Olaya uygulanması gereken TTK'nın 391.maddesi; "Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." hükmünü içermektedir....
Talep, anonim şirket pay devrinin ve paydaşlığın tespiti, davalı yönetim kurulu üyesinin görevinden azli talebi ile açılan davada davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve davalı şirketin tüm malvarlığı üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlemesi için ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir.Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir....
Davacı tarafça kararın yok hükmünde olduğunun tespiti istenilmiş ise de; TTK'nun 390/4 maddesi ile TTK'nun 391 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, anılan karar TTK'nun 391 maddesi uyarınca anonim şirketin temel yapısına uymayan mahiyette bulunduğundan butlan ile malul olduğu sonucuna ulaşılmış, bu nedenle, davacının 18/03/2020 tarihli 2020/4 karar numaralı yönetim kurulu kararının butlanının tespiti talebinin kabulüne, ilgili yönetim kurulu kararının TTK 390/4 fıkrası uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir....
Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Mahkemece bizzat duruşma tutanağına geçirildiği üzere davalı şirket tarafından mirasçıların hisselerinin pay defterine işlenmesine ilişkin karara karşı derdest bulunan yargılama sonucunda da davalı şirket yönetim kurulu tarafından, muris ...'e ait payların ... mirasçılarına miras payları oranında intikal ettirilmesine ve mirasçıların paydaş sıfatıyla pay defterine kaydedilmesine yönelik işlemler ile buna dayanak yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ve iptaline ilişkin açılan davanın henüz kesinleşmemiş ise de kabulüne karar verildiği, söz konusu karar ve TMK'nın 640 maddesi hükmü uyarınca somut uyuşmazlık bakımından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür....
Davacı tarafça, davalı kooperatif yönetim kurulunca bu hususta alınmış bir genel kurul kararı bulunmaksızın 05.02.2006 tarihinde kooperatif arsasının satın alınmasına karar verilmiş, sonrasında 06.02.2006 tarihli genel kurulda arsa ve taşınmaz satın almaya ilişkin yönetim kuruluna icazet anlamında karar alınmış ise de, toplantı nisabına uyulmaması sebebiyle bu genel kurul kararının batıl olduğu ileri sürülerek, kooperatif arsasının genel kurul kararı olmaksızın usulsüz alındığının tespiti istenmiştir. Davacının istemi, HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davası niteliğinde olmayıp, kooperatif arsasının satın alımına ilişkin 05.02.2006 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine yöneliktir. Her ne kadar sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince kural olarak sözleşmenin iptalini ancak sözleşmenin tarafları isteyebilir ise de, sözleşmenin batıl olması durumunda ilgili kişiler bunun tespitini isteyebilirler....


