Erbeş hakkında gerekçeli karar başlığına suç adı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu olduğu halde başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu belirlenerek dosya görüşüldü: A- Suça sürüklenen çocuk ... hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu, Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, B- Diğer hükümlerin temyizine gelince, Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. 1- Suça sürüklenen çocuk ......
206. maddesinde düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Gereği görüşülüp düşünüldü: İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği somut olayda; hakkındaki yakalama emri nedeniyle kolluk kuvvetlerince yapılan kimlik kontrolü esnasında işlem yapılmasını engellemek amacıyla sanığın kendisini kardeşi olan Bulut Orbey’in kimlik bilgileriyle tanıtması şeklindeki eyleminin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya...
‘ın gerçek kimliğini bilmelerine rağmen kimliği hususunda görevlilere yalan beyanda bulundukları anlaşılmış ise de, sanıkların bu şekilde yalan beyanlarının tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyanlara rağmen görevlilerin araştırma yükümlülüğünün devam ettiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında unsurları oluşmayan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan beraat karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulması, 2- Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 12.09.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"TCK'nin 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK'nin 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. TCK'nin 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir....
in beyanları doğrultusunda sanığın gerçek kimliğinin belirlendiği olayda, tutanağın görevlilerce yapılan kontrol sonrasında ve gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması nedeniyle TCK'nun 206. maddesindeki suçun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma" kabahatini oluşturduğunun gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20/2-c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 24.07.2013 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK.nun 322...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, sahtecilik, memura yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: A-Sanık hakkında "Memura Yalan Beyanda Bulunma" suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre; 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesiyle değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi olanaklı olmadığından sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 317.maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, B-Sanık hakkında "Hırsızlık" suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede...
hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Sanığa yüklenen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın, türü ve süresine göre 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımının karar tarihi olan 07/06/2006 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 05/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, kimlik bilgileri hakkında yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I-Sanık ... hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde: Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 343/2, 102/4 ve 104/2. maddelerine göre öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 04.03.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’un temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, II-Sanık ... hakkında...
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir. 2. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararıyla, sanığın vefat etmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyizinin; ilk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarının hatalı olduğu, sanığa atılı suçların oluştuğu, sanık hakkında mahkumiyet kararları verilmesi gerektiği, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A....


