Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 3-Çocuklarla ana ve/veya babaları arasında tesis edilen kişisel ilişkinin amacı, aile bağlarını geliştirmek; bu suretle çocuğun kişisel ve ruhsal gelişimini sağlıklı bir şekilde sağlamaktır. Bu sebeple, bir çocuk için ana ve babasıyla düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etmek ve sürdürmek, onun temel hakkı olduğu gibi, anne ve baba için de çocuklarıyla düzenli kişisel ilişki kurmak bir haktır. Bu hak, sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya engel olunabilir. Toplanan delillerden ortak çocuk Betigül'ün özel bakıma ihtiyaç duyduğu ve rahatsızlığı sebebiyle düzenli tedavi olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeple ortak çocuk Betigül ile davacı-karşı dava baba arasında yaz ayında düzenlenen kişisel ilişki fazla olup, bozmayı gerektirmiştir. .../......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kişisel ilişki yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Velayeti anneye verilen müşterek çocuk... 3.1.2013 doğumlu olup, yaşı nazara alındığında anne bakım ve şefkatine muhtaçtır. Müşterek çocuk... ile baba arasında 1-15 Temmuz tarihleri arasında yatılı kurulan kişisel ilişki uzun olup, çocuğun bedeni ve fikri gelişmesine engel olacaktır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kendi davasının reddi, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, velayet ve yoksulluk nafakası yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı-karşı davalı erkeğin tüm temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı-karşı davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Velayeti anneye verilen ortak çocuk Umut 27/03/2014 doğumlu olup, yaşı nazara alındığında anne bakım ve şefkatine muhtaçtır. Ortak çocuk ile baba arasında 1 Temmuz-30 Temmuz tarihleri arasında yatılı kurulan kişisel ilişki uzun olup, çocuğun bedeni ve fikri gelişmesine engel olacaktır....
Dosyada yapılan incelemede; davalı-karşı davacı kadının şahsi ilişki günlerinde ortak çocuğun babasının akrabası tarafından istismara uğradığına ilişkin iddiası üzerine, velayet ve kişisel ilişki hususunda aldırılan bilirkişi raporunda “ortak çocuğun babanın yaşam alanında yaşadığı cinsel istismarın etkisiyle varolan anksiyetel tepkileri ve gelişen korkuları göz önünde bulundurulduğunda baba ile ortak çocuk arasında, küçüğün yaşamış olduğu mahal dışına çıkmadan ve de yatılı olmamak kaydıyla sınırlı düzeyde şahsi ilişki kurulmasının, bu sürecin de anne tarafından desteklenmesinin küçüğün psikolojik, pedagojik ve sosyal gelişimi açısından uygun olacağı kanaati bildirildiği” anlaşılmaktadır. Kişisel ilişki düzenlemesinde esas olan çocuğun üstün yararı olup ana ve babalarıyla düzenli şekilde ve gözetim olmaksızın kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakları mevcuttur....
ilişki kurulması isteğine ilişkindir....
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre tarafların ortak çocukları 23.10.2016 doğumlu Mira'nın ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 4-Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m. 323). Kişisel ilişki analık ve babalık duygusunu tatmin edecek nitelikte olmalıdır....
ile küçük arasında kademeli olarak kişisel ilişki düzenlemesi yapıldığı, kişisel ilişkinin değişen koşullara göre yeniden düzenlenmesinin her zaman istenebileceği, kişisel ilişkiye karar verilirken gelecek yıllardaki koşullar önceden bilinemeyeceğinden küçük ile davacı arasında kademeli bir şekilde kişisel ilişki düzenlenmiş olmasının doğru olmadığı, küçüğün istinaf inceleme tarihindeki yaşı dikkate alındığında küçük ile davacı arasında talep ile bağlı kalınarak yaz tatillerinde yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmamasının doğru olmadığı, çocukla üçüncü kişiler arasında kurulacak kişisel ilişkinin anne ve babaya tanınacak genişlikte ve babanın velâyet görevini engelleyecek nitelikte olmaması gerektiğinden bir ayda iki hafta sonu kişisel ilişki kurulmasının doğru görülmediği, davacının talebinin torunu ile makul sürede kişisel ilişki kurulması olduğu, mahkemece "davanın kısmen kabulü" ifadesi kullanılmışsa da davacının davasının tamamen kabul edilmiş olduğu, davanın reddedilen bir...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından ve alınan sosyal inceleme raporundan ortak çocuğun henüz yaşı itibariyle baba ile yatılı ilişki kurulmasına hazır olmadığı, çocuğun halen anne ile yakın duygusal bağ içerisinde olduğu, çocuğun babasının yanına gideceği zaman ağlayarak gitmek istemediğini beyan ettiği, ortak çocuğun 20.01.2023 tarihi itibariyle henüz 3 yaşını doldurduğu, uzman raporundan da anlaşılacağı üzere hali hazırda baba ile yatılı olarak kalmasının mümkün olmadığı, her ne kadar davacı vekili terditli olarak yatılı olarak kalmasının mümkün olmaması halinde her hafta sonu kişisel ilişki kurulmasını talep etmişse de her hafta sonu baba ile kişisel ilişki kurulması halinde ortak çocuğun velâyeti kendisinde olan annenin velâyet hakkının kısıtlanacağı ve çocuk ile hafta sonu vakit geçirmesinin mümkün olamayacağı, çocuğun üstün yararı gereğince, davanın kısmen kabulü ile "...çocuk...
Bu sebeple, daha uygun kişisel ilişki tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m. 370/2)....
DAVA Davacılar (babanne-dede) vekili dava dilekçesinde özetle; oğullarının boşandığını boşanma kararının da dilekçe ekinde mevcut olduğunu, müvekkillerinin oğullarının boşanma davası devam ederken oğlunun gerekçeli kararda belirtildiği zamanda kişisel ilişki kurulması hususunda davalıdan kimi zaman ortak çocuğun alındığını, müvekkillerinin de torunları ile kişisel ilişki kurulmasını, torunları ile birlikte zaman geçirmek istediklerini, müvekkillerinin oğlunun çalıştığını, 1-2 ayda bir torunu ile kişsel ilişki kurmak için geçmelerine dahi davalı tarafından izin verilmediğini, tüm iletişim kanallarının kapandığını, müvekkillerinin en son temmuz ve ağustos aylarında 3-5 saat torunlarını gördüğünü, davalı tarafından müvekkiller ile torununun görüşmesinin engellenmeye çalışıldığını, müvekkillerinin torunu ile sağlıklı bir ilişki kurulmasını talep ettiğini tüm bu durumlar dikkate alınarak müvekkiller ve ortak çocuğun okul ve sosyal yaşamının gereklerine uygun zaman ve koşullarda kişisel ilişki...


