Mahkemece, velayet kendisine bırakılmayan tarafla ortak çocuklar arasında kurulan kişisel ilişkide kardeşler birbirlerini göremeyecektir. Velayet kendisine bırakılmayan tarafla ortak çocuklar arasında kişisel ilişki düzenlenirken kardeşlerin de birbirlerini görmelerine olanak sağlayıcı şekilde düzenleme yapılması kardeşlik ilişkisinin gelişmesi için önemlidir. Bu bakımdan kardeşlerin birbirini görecek şekilde kişisel ilişki tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Yine mahkemece taraflar ile ortak çocuklar arasında kurulan kişisel ilişki "aynı şehir, ayrı şehir" ayrımı esas tutularak düzenlenmiştir. Dosya kapsamından tarafların her ikisinin de ...'da oturdukları anlaşılmaktadır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların gayrı resmi birlikteliklerinden 15.02.2022 doğumlu Asel Naz isimli çocuklarının olduğu, sosyal inceleme raporunda baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasının gerektiğinin belirtilmesi, davacı erkeğin sabıka kaydında uyuşturucu kullanma eyleminden herhangi bir suç kaydının bulunmaması, babalık duygularının tatmini, çocuğun yaşı hep birlikte değerlendirildiğinde çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasının yerinde olduğu, ancak istinaf karar tarihi itibarı ile çocuğun 1 yaşında olup ek gıda alabileceği, kişisel ilişkinin süresinin yeniden düzenlenmesi gerektiği, ayrıca davacı baba ile küçük arasında tedbiren de kişisel ilişki kurulması gerektiği ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bölümünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle, tarafların ortak çocuğu Asel Naz ile baba arasında her ayın 2. ve 4....
Davacı baba ile çocuk arasında her ayın birinci ve üçüncü Cumartesi günü saat 09:00 'da başlayıp, ertesi gün saat 09:00 da sona erecek şekilde,her yılın 1 Temmuz Saat 09:00'da başlayıp 1 Ağustos saat 09:00’da sona erecek şekilde, ayrıca dini bayramların ikinci günlerinde saat 09:00’dan başlayıp, ertesi gün saat 09,00‘da sona erecek şekilde kişisel ilişki kurulmuştur. Müşterek çocuğun yaşı nazara alındığında anne bakım ve şefkatine muhtaç olup bu şekilde bir düzenleme bedeni ve fikri gelişmesine engel olacağı gibi, davalı annenin velayet görevini gereği gibi, yerine getirmesine de engel olacaktır. Şu halde daha uygun süreli kişisel ilişki kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....
Bu bakımdan, davacı tarafından açılan ve çocukla davacı arasında kişisel ilişki kurulması talebine ilişkin dava dilekçesinin “tanıma beyanını da içermiş olduğu” kabul edilemez. Davacının dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarının tanıma beyanının mahkemeye yazılı başvuru ile yapılmasını zorunlu tutan yasal düzenleme (TMK.md.295/1) karşısında; geçerli bir tanıma beyanı olduğundan söz edilemez. Çocukla davacı arasında, hukukun geçerlilik tanıdığı şekilde soybağı kurulmadan; soy bağının hükümlerinden olan kişisel ilişki tesisine de karar verilemez. Mahkemece yapılacak iş; davacıya çocuğu tanıması için süre verilmesi, tanıma yapılıp davacı ile çocuk arasında soybağı kurulması halinde ise davanın incelenebilir hale geleceğini göz önünde tutarak, gerçekleşecek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Davacıya bu yönde işlem tesisi için mehil tanınmadan hüküm tesisi kanımca doğru değildir. Bu sebeple sayın çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte gerekçesine iştirak edilmemiştir....
Aile Mahkemesi'nin 2017/307 Esas, 2019/338 Karar sayılı ilamı ile boşandığı, çocuğun velâyetinin davacı anneye verildiği, davalı baba ile arasında yatılı kişisel ilişki tesisi edildiği, ortak çocuğun davacı anne ile birlikte yaşadığı, davalı babanın 2017-2021 yılları arasında ortak çocuk ile kişisel ilişki kurmadığı, 2021 yılında icra kanalı ile görüşmeye başladıkları ancak çocuğun bu süreçten olumsuz etkilediği, davalının ayrılık aşamasından sonra uzun süre küçükle kişisel ilişki kurmamasından kaynaklı yabancılaşma sorunun devam ettiği, rızasız gerçekleşen icra teslimi yolu ile yapılan görüşmelerin çocuğa zarar verdiği, çocuğun bu ebeveyn çatışmalarının sürekli ana maddesi olarak konumlandırıldığı, çocuğun yaşı itibariyle annesinin etkisininde kaldığı, babasına karşı tepkili olduğu, yatılı kişisel ilişki günlerinde ortak çocukta tuvaletini altına yapma davranışı oluştuğu, mevcut şartlar altında küçüğün davalı baba ile kişisel ilişkisinin devam etmesinin küçüğün gelişimi açısından yararlı...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında boşanma davasının yargılaması sırasında ara karar uyarınca davalının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü 2018/39588 sayılı icra dosyası ile çocuk ile kişisel ilişki tesisi için talepte bulunduğu, 05.09.2019 tarihli haciz tutanağında davacının ve çocuğun mahalde hazır bulunmamaları sebebiyle kişisel ilişki tesis edilemediğinin yazılı bulunduğu, aynı icra dosyası üzerinden davalı babanın kesinleşen boşanma kararı uyarınca ortak çocuk ile kişisel ilişki tesis edilmesi için yine 27.05.2022 tarihinde talepte bulunduğu ve 04.07.2022 tarihli çocuk teslim tutanağında adresin kapalı olması sebebiyle kişisel ilişki tesis edilmediği, dosya kapsamı ve toplanan deliller hepbirlikte değerlendirildiğinde davacının iddialarını ispatlayamadığı, İstanbul Anadolu 12....
Tarafların ortak çocuklarının velayeti anneye bırakılmış ancak ortak çocuklar 30.11.2007 doğumlu Özlenen ve 27.09.2009 doğumlu Beray ile davalı baba arasında kişisel ilişki kurulması gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.09.2018(Çrş.)...
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 4-Tarafların ortak çocuğu olan ...16.05.2014 doğumlu olup, yaşı dikkate alındığında, anne bakım ve şefkatine muhtaçtır. Mahkemece ortak çocuk ile davalı-davacı baba arasında kurulan kişisel ilişki süresi uzundur. Kişisel ilişki düzenlenirken, asıl olan çocuğun yararı olup çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Tanıma - Kişisel İlişki Kurulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Soybağı dava konusu olan küçük Nil'in anne ve babasını gösterir şekilde nüfus aile kayıt tablosu ile nüfusa tesciline dayanak teşkil eden belgelerin ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilerek dosya içine alınması, 2-İncelenmesi gerekli görülen; a) ... l. Aile Mahkemesinin 2008/470 - 106 esas karar sayılı boşanma dava dosyası ile, b)... 2. Aile Mahkemesinin 2010/1404 esas sayılı dava dosyasının veya tasdikli suretinin eklenerek birlikte Dairemize gönderilmek üzere mahalli mahkemesine İADESİNE oybirliğiyle karar verildi. 14.05.2012 (Pzt.)...
N. ile baba arasında 1-31 Temmuz tarihleri arasında yatılı kurulan kişisel ilişki uzun olup, çocuğun bedeni ve fikri gelişmesine engel olacaktır. Küçüğün yaşı ilerlediğinde yeniden kişisel ilişkinin düzenlenmesi de mümkün olduğu gözetildiğinde küçükle baba arasında çocuğun yaşı dikkate alınmadan yazın bir ay müddetle uzun süreli kişisel ilişki kurulması doğru değil ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK.m.438/7) SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 4. paragrafında yer alan "her yıl Temmuz ayının 1'i saat 09.00'dan 31.'...


