"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen vasi tayini davası sırasında davalı ... 02.04.2006 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur. K A R A R Dosyayı inceleyen merci hakimliğince reddi hakim talebinin reddine ilişkin verilen karar davalının temyizi üzerine Dairemizin 11.09.2006 gün 10026-10817 sayılı kararı ile onanmış, davalının 18.10.2006 tarihli karar düzeltme istemi de Dairemizin 18.12.2006 gün 2006/16912-17750 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu kez, davalı 01.12.2008 tarihli dilekçesiyle Dairemiz onama ve red kararının kaldırılması talebinde bulunmuştur. Yerel mahkemelerden verilen kararlara karşı temyiz ve karar düzeltme yolları tüketilmiş olmakla, davalı isteminin mevcut yasalar çerçevesinde karşılanması mümkün görülmekle dosyanın ekte mahalline iadesine 25/12/2008 gününde oybirliği ile karar verildi....
Dosyanın incelenmesinde, nüfus müdürlüğü tarafından adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre yerleşim yeri olarak bildirilen adreste kolluk vasıtası ile yapılan araştırmada kısıtlı adayının sözkonusu adreste oturmadığının belirlenmesi, nüfusa kayıtlı olunan yerin de karine olarak yerleşim yeri sayılacağına ilişkin hükmün yürürlükten kaldırılması bakımından, annesi ya da yakınlarından sorulması veya zabıta araştırması yapılarak kısıtlı adayının yerleşim yeri adresinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilerek belgelendirilmesi ve dosya arasına konulması, ondan sonra merci tayini incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu nedenle, kanun yararına bozulması istemli dilekçeyi alan mahkemece ilgili dilekçe ve eki dosya Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmeli, Bakanlıkça yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda, merci tarafından verilen kararda ciddi bir hukuka aykırılık hali görülmesi halinde, kararın kanun yararına bozulması istemi Adalet Bakanlığı'nca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilerek, bu makam tarafından kararın bozulması için yazılı emir yoluna başvurulabilecektir....
Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.04.2022 Tarihli ve 2021/2406 Esas, 2022/685 Karar Sayılı Kararı Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 27.12.2021 tarihli ihbar dilekçesi ile velayetin kaldırılması davasında küçüğü temsil etmek için temsilen kayyım atanması ihbar edilmiş, mahkemece talebin kabulü ile ...'ı anılan davada temsil etmek, kısıtlının menfaatlerini korumak üzere ...'nın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 426 ncı maddesi gereğince temsil kayyımı olarak tayinine karar verilmiştir. Kayyım 15.08.2022 tarihli dilekçesi ile kayyımlık görevinin sona erdirilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 31.08.2022 tarihli ek karar ile kayyım tayini istenilenin yerleşim yeri adresinin ... Mah. 160 Sok. No:23 İç Kapı No:6 ... / ... olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. B. ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.12.2022 Tarihli ve 2022/2447 Esas, 2022/3282 Karar Sayılı Kararı Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesince küçüğün Çankırı 2....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi K A R A R Taraflar arasında görülen vasi tayini davası sırasında hacir altına alınması istenilen ... ... ...'ın mahkeme hakimi ... ... hakkında tazminat davası açmış olduğu belirtilerek mahkeme hakimi tarafından davadan çekilme kararı verilmiş, ancak, konuyu inceleyeen merci çekinmenin reddine karar vermiştir. Bu konuda verilen merci kararının süresi içinde temyizi üzerine hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesince; "... hakimin kendiliğinden çekilmesi şeklinde oluşan olgu, H.Y.U.Y.'nın 32 ve 36.maddeleri gözönünde bulundurulduğunda, bu türden ara kararların ancak son hükümle birlikte temyizi kabul kararlarından olduğundan, temyiz dilekçesinin reddi" gereğine değinilmiş, ... ... ...'ın karar düzeltme istemi de, Dairemizin 13/11/2007 gün ve 2007/15285-14333 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Hacir altına alınması talep edilen ... ... ... bu defa, Yargıtay 20....
Ancak; velayetlerinin kaldırılması istenmeyen nihai kararda da bu konuda hüküm bulunmayan tarafların diğer müşterek çocukları 20.3.2001 doğumlu ve 20.5.2002 doğumluyi de ilgilendirecek şekilde "çocuklara vasi tayini için Sulh Hukuk Mahkemesine yazı yazılmasına" dair karar doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip, hükmün bu bölümünün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/1. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir....
babası arasında kişisel ilişki tesisine, kararın kesinleşmesine müteakip küçüğe vasi atanması için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir....
Yine velayetin anne ve babadan kaldırılması durumunda çocuğa bir vasi atanır. Bununla birlikte velayetin kaldırılmasına karar verilmesi hâlinde çocuğun üstün yararını ve güvenliğinin tehdit eder mahiyette bir durum yok ise anne ve baba ile kişisel ilişki kurulmasına da karar verilir. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlâk sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz. Öte yandan, ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır....
Davacının talebi velayetin kaldırılmasına ilişkindir. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. "Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin ...." göre, çocukları ilgilendiren davalarda, iç hukuk gereğince, çocuklarla velayet sorumluluğuna sahip kişiler arasında çıkar çatışmasının söz konusu olması halinde çocukların, adli merci önündeki kendisini ilgilendiren davalarda bir temsilci atanmasını ön sorun görmektedir (Söz. m. 4). Çocuklar ile velayet sorumluluğuna sahip olan anne arasında çıkar çatışmasının bulunduğu nazara alınarak çocukarı davada temsil etmek üzere temsil kayyım atanması için (TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak temsil kayımın duruşmaya çağrılması, göstermeleri halinde tarafların ve kayyımın delillerinin tapınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır....
Sulh Hukuk Mahkemesince de karşı yetkisizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde merci tayini gerekeceğinden dosyanın mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Bu aşamada yargı yeri belirleme koşulları bulunmayan dosyanın MAHALLİNE İADESİNE 02/10/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi....


