Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.Dosya içeriğine göre; davacının emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini feshettiği ve kuruma başvurduğunu işverene belgelediğini ispat edememiş olmamasına karşın faiz başlangıç tarihinin fesih tarihi olarak belirlenmesi hatalıdır....
Sonradan vakıflar idaresinin başvurusu üzerine vakıf şerhi tapuya konmuş, tapu maliklerinin açtığı dava üzerine 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/924-936 sayılı kararı ile tapuya konan bu vakıf şerhinin iptaline karar verilmiştir. İşte şimdi davacı idare vekili söz konusu vakıf şerhinin tapu kaydına yeniden yazılmasını istemektedir. Vakıf şerhi yasal bir takyittir. Niteliği itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi bu davalarda uygulanmaz. Önceki davanın nedeni farklı olduğundan kesin hükümden de söz edilemez. Taviz bedeli ödenmedikçe vakıf şerhi kaldırılamaz....
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili; müvekkilin iflası istenilen müflis davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatiften alacaklı olduğunu, alacak nedeniyle Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/9673 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, ancak herhangi bir tahsilat yapılamadığını, takibe dayanak olarak gösterilen bononun kooperatif üyeliğinden ayrılma esnasında çıkma alacağı olarak dönemin kooperatif yöneticileri tarafından verildiğini, kooperatif kayıtlarında, genel kurul tutanaklarında, kooperatif üye defterinde müvekkilin kooperatife üye olduğunun ve çıkma alacağı olarak senet verildiğinin kayıtlı olduğunu, iflasın açılmasıyla Ankara 7....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen alacak davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 10.09.2015 gün ve 2015/6012 Esas, 2015/5776 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. - KARAR - Davacı vekili, müvekkilinin 19.07.2010 tarihinde 25.000,00 TL giriş aidatı yatırmak sureti ile davalı kooperatife üye olduğunu, ayrıca daha sonra 20.000,00 TL daha ödediğini, ancak 16.07.2011 tarihinde yaşadığı mali problemler nedeni ile kooperatif üyeliğinden istifa ederek yatırmış olduğu ortaklık payı ödemelerinin iadesini istediğini, davalı kooperatif tarafından 21.12.2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda müvekkilinin istifa talebinin görüşüldüğünü ve oy çokluğuyla kabul edildiğini ancak müvekkiline şimdiye kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, müvekkilinin çıkma payı alacağının tespitine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak...
Anayasa’nın 31. maddesi düzenlemesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri ve özellikle kadroların akademik yönden belirlenmesi, sözleşmelerin onaya tabi tutulması dikkate alındığında, vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının idari sözleşmelerle çalıştığının kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında hareketle 2013 yılında, Vakıf Üniversitesi ile öğretim elemanı arasındaki uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir(Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 09.12.2013 gün ve 2013/34603 E, 2013/28476 K). Somut uyuşmazlıkta, Vakıf Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan davacının Devlet Üniversitelerinde olduğu gibi idari sözleşme ile çalıştığı, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK.un 114 ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddi yerine esastan karar verilmesi hatalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki, yatırılan öğrenim bedelinin iadesine ilişkin alacak davasında Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ankara 2. Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, davacı tarafından davalı vakıf üniversitesine yatırılan öğrenim bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesince, davacının 4077 s. Kanun kapsamında " tüketici " konumunda bulunduğundan uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Ankara 2. Tüketici Mahkemesi ise, davalı vakıf üniversitesinin, 4077 s. Kanunun 4/ g fıkrasında tanımı yapılan ticari veya mesleki faaliyet kapsamında tüketiciye hizmet sunan " sağlayıcı " sıfatında bulunmadığı ve 4077 s....
olmadıkları, bu nedenle 16.10.2004 tarihli genel kurulun usulüne uygun toplanmaması nedeni ile bu toplantıda alınan kararın davalı ortak yönünden hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir....
Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 49.417,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacak bedeli olan 49.417,90 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK Madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, ......
Davalı vekili, davacının hafta içi hergün, günde 2 saat çalıştığını, 07.06.2010 tarihli dilekçesi ile 30.07.2010 tarihi itibariyle istifa ettiğini, istifasının kabul edildiğini, tazminat ve alacak hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalı işyerinden ayrılma gerekçesinin kanun değişikliği sebebiyle zaruret arz ettiği ve sonrasında kanun değişikliğinin Anayasa Mahkemesince iptali sebebiyle mevzuatta bir değişiklik olmadığı, davacının dayanaksız bir istifasının mevcut bulunmadığı, kaldı ki iptal kararından sonra davalı işyerinde çalışmak istediğine dair beyanınında olduğu, bu durumda talebe konu kıdem ve ihbar tazminatının kanuni şartlarının gerçekleştiği, kısmen ikramiye alacağı olduğu, kötüniyet tazminatı talebinin subut bulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....
Mahkemece, davacının açıkça işten ayrılma sebebi olarak davalı bankaya verdiği bilgide kendi işini kuracağını söylediği, akabinde de başka işte çalıştığı hususunun internet kayıtları ile de belirlendiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği ihtara rağmen üçüncü kişi olan dava dışı şirket gerekli kayıtları göndermese dahi davacının başka işte çalıştığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının bizzat kendi yazılı beyanı ile işten çıkma iradesinin kendi işini kurmak olduğunu ikrar ettiği, emeklilik nedeni ile işten ayrılmadığının sabit olduğu gerekçesi ile kıdem tazminatının reddine karar verilmiştir. İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Zira yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır....


